Haziran Hareketi geçtiğimiz günlerde öğrenci, veli ve öğretmenleri Eğitim Kürsüsü kurmaya çağırdı. Bu etkinlikle birleşik mücadeleye başladıklarından beri sürdürdükleri laik, bilimsel, parasız ve erişilebilir bir eğitim mücadelesinin büyüyerek devam etmesini amaçlıyorlar. 13 yıldır AKP hükümetinin yaptıklarının yapacaklarına teminat olduğunu belirten Haziran Hareketi İstanbul Eğitim Çalışma Grubu, 6 Aralık Pazar günü Kadıköy'de eğitim kürsüsünü kuracak. AKP'nin gerici ve dayatmacı eğitim politikalarının kararttığı toplumsal tablonun daha da kararmaması ve aydınlık geleceğin inşası için birlikte konuşacak, tartışacak ve çözüm yolları arayacaklar. Bugünümüzün piyasacı, gerici, içi boşaltılmış, öğretmenleri itibarsızlaştırılmış, imam hatipleştirilmiş eğitim sisteminin suçlusunu 10 soruyla açıkça ifade etmişler: 1. Eğitim sistemindeki eşitsizliğin sorumlusu kim? Eğitimde eşitsizliğin sebebi toplumu her gün daha da yoksullaştıranlar değil mi? Eğitimde özelleştirmenin önünü açmak için özel okullara teşvik ödemelerini mecbur kılanlar bu eşitsizliği büyütenler değil mi? Devlet okullarının ihtiyaçlarını görmezden gelerek, halkın vergileriyle oluşan devlet kaynaklarını özel okullara aktaranlar kimler? Parasız ve kamusal eğitim her bireyin doğuştan gelen hakkıyken, bunu talep edenlere saldıran bu iktidar değil mi? Üstelik devletin okullarında "katkı payı", "kayıt parası" adı altında velileri haraca bağlayan bu talancı iktidar değil mi? 2. Eğitim emekçilerinin haklarını ihlal eden kim? Sendikalarının kararıyla grev/boykot yapan, demokratik kitle örgütlerinin çağrılarına uyarak hak arayan eğitim emekçilerini açılan soruşturmalarla, görevden almalarla yıldırma politikaları güden bu hükümet değil mi? İlerici öğretmenleri, öğrencilerinin önünde azarlayarak ölümüne neden olan bu hükümetin valisi değil mi? 3.Eğitim sisteminde laik anlayışı engelleyen kim? Laiklik ilkesini kademe kademe ortadan kaldıranlar, özellikle emeğiyle geçinen yoksul kesimlerin çocuklarını çaresizliğe sürükleyenler ve imam hatip okullarına mahkum edenler kimler? Alevi ailelerin çocuklarını hukuksuz bir şekilde zorunlu din derslerine sokan, "kutlu doğum haftası"nı okullarda dayatan AKP hükümeti değil mi? Ekonomik gücü yeterli olan ve eğitimde dinselleşmeden rahatsız birçok velinin özel okullara yönelmesini sağlayan, böylece eğitimde fırsat eşitsizliğinin yarattığı uçurumu büyüten, "dindar nesil yetiştireceğiz" vurgusuyla bir "dava"nın takipçisi olduklarını söyleyenler bu iktidarın mensupları değil mi! 4.Türkiye'deki eğitim nitelikli ve bilimsel mi? İktidarın bütün gerici uygulamalarını tamamlayan, bilimsellikten uzak, içi boşaltılmış, dinselleştirilmiş müfredatlar değil mi? Nitelikli ve bilimsel eğitimin önündeki en büyük engellerden birisi de "eleme" ve "seçme" hedefli sınav sistemine dayalı değerlendirme şekli değil mi? Öğrenciler, TEOG, YGS, LYS ve ALES gibi sınavların yarattığı travmalara maruz kalmıyor mu? Yine nitelikli ve ulaşılabilir eğitimin gereklerinden biri olan "Anadilinde Eğitim", eğitim sisteminin en büyük eksiklerinden biri değil mi? Bilimsel bilgiye ulaşmak ve bunun toplum yararına kullanılmasını sağlamak üniversitelerin temel göreviyken, sorgulamayı baskılayan ve biat kültürünü besleyen kadroları atayan bu hükümet değil mi? 5.4+4+4 sistemi, eğitimde istikrarı mı getirdi yoksa din tüccarlığının aracısı mı oldu? 4+4+4 sisteminin temel amacı, körpecik zihinlerin, henüz 5. sınıftayken İmam Hatip Liseleri'ne geçişini sağlamak değil mi? Yüzlerce İmam Hatip Ortaokulu ve bini aşkın İmam Hatip Lisesi'nin 2015-2016 eğitim yılına başlaması bunun göstergesi değil mi? Her fırsatta istikrardan bahseden iktidar, 4+4+4 sistemini aynı bakan döneminde bile onlarca kez değişime uğratmadı mı? 6.Cinsiyetçi yaklaşımlar ulaşılabilir eğitime engel değil mi? 8 yıllık zorunlu eğitimin kaldırılması, kız çocuklarının eğitim haklarını kullanamamalarının, çocuk gelin vakalarının artışının nedeni değil mi? Ülkeyi yönetenlerin cinsiyetçi yaklaşımı karma eğitimi adım adım sonlandırmıyor mu? Karma okullarda dahi kadının üzerindeki ataerkil baskıyı artıran iktidarın dini sömüren, bu gerici eğitim anlayışı değil mi? 7. Güncel eğitim sistemi bir dayatmanın ürünü değil mi? 4+4+4 sistemi, muhaliflere sokakta ve mecliste şiddet uygulayarak hayata geçirilmedi mi? Eğitime dair yapılan uygulamalarda öğretmen, öğrenci, veli gibi bileşenlerin talepleri dikkate alınıyor mu? Sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin itirazlarını dikkate almamak demokratik bir tavır mı? Sadece yandaş sendikanın sunduğu önerilerin dikkate alınması, okullarda baskıcı, katılıma kapalı bir ortam oluşmasının nedeni değil mi? Okul idarecilerinin mülakatla, iktidara yakın kişiler içinden seçilmesi kadrolaşma adına her türlü keyfi tavır içinde olacaklarının kanıtı değil mi? 8. Eğitim emekçilerini itibarsızlaştıran kim? Ataması yapılmayan öğretmenlerin yeni cami önünde yem bekleyen güvercinlere benzetilmesi ile ilgili saygısızlık, bu hükümetin Milli Eğitim Bakanı tarafından yapılmadı mı? Kamu çalışanlarını güvencesizliğe mahkum eden, ortaçağ karanlığına teslim olmak istemeyen eğitim emekçilerini baskı ve disiplin cezalarıyla yıldırmaya çalışan, eğitim emekçilerini toplum önünde itibarsızlaştıran bu iktidar değil mi? 9. "Değerler Eğitimi" ile okullarda hedeflenen ne? Gerici eğitimin temel taşlarından biri okullarda uygulanan "değerler eğitimi" değil mi? Değerler eğitimiyle insanlığın ürettiği ortak evrensel değerler yerine tek bir inanç gurubunun değerlerinin dayatılması, toplumu bölüp ayrıştıran bir ötekileştirmeye yol açmıyor mu? Bu haliyle değerler eğitimi denilen uygulama, bilimsel ve laik eğitimi parçalayıp değersizleştiren bir bölen değil mi? 10.Eğitimde taşeronlaşmanın önünü kim açtı? "Norm kadro" uygulamasıyla kadrolu öğretmen sayısına sınır getiren kim? Norm kadroya alınmayan öğretmenleri, "kısmi zamanlı geçici öğretici", "ücretli usta öğretici" olarak kötü koşullarda ders saati üzerinden sözleşmeli çalışmaya mahkum bırakan bu iktidar değil mi? Ayda en fazla 16-17 gün sigortalı olabilen, kadrolu öğretmene göre çok daha az ücret alan öğretmen sayısının, MEB bünyesinde çalışanların yarısına yakın bir rakama ulaşmasının sorumlusu, bu piyasacı eğitim anlayışının kendisi değil mi? Eğitimle ilgili derdi olan herkes, buyursun organizasyona katılsın! 06 Aralık 2015 Pazar Saat 12:00 Kadıköy Yeldeğirmeni Sanat