Şemseddin Sami'nin politik ve kültürel formasyonunu açıkça yansıttığı eseri "Besa yahud Ahde Vefa" hakkında bir inceleme yazısı kaleme aldık.
Besa yahut Ahde Vefa, Tanzimat döneminde milli tiyatro anlayışına bağlı olarak kaleme alınan bir tiyatro eseridir. Başka bir ifadeyle, bir töre oyunudur ve oyun, Şemsettin Sami’nin mensup olduğu Arnavut halkının bir âdeti veya anlayışı üzerine kurgulanmıştır. Bu âdet ya da yemin “besa” dır. Şemsettin Sami bu kelimeyi Kamus-ı Türki adlı sözlüğünde “1. Arnavut ahd ü peymânı” ve “2. Kan güden hasımlar arasında ahd ü peymânla akdolunan mütareke” şeklinde açıklamaktadır. Kısaca “besa” Arnavutlar arasında son derece önemsenen bir tür yemindir. “Besa yahut Ahde Vefa” oyununun baştan sona bu yemin üzerine kurulduğu ve besanın önemini anlattığı söylenebilir.
Besa yahut Ahde Vefa oyununun ilk perdesi “ormanlık ve uzaktan dağ tepeleri” görünen bir dekorla başlar. Burası, Arnavutluk sınırları içinde olan Progonat Köyü yakınlarında hayvanların otladığı bir meradır. Bu oyundaki önemli kişiler Meruşe, Recep, Zübeyr, Vahide, Selfo ve Fettah Ağa’dır. Meruşe, köyün sakinlerinden Zübeyr ve Vahide’nin kızı; Recep ise Zübeyr’in yeğenidir. Zübeyr, kardeşinin yadigârı olarak Recep’i küçük yaştayken yanına almış ve kızı Meruşe’den ayrı görmeden evladı gibi bakıp, büyütmüştür. Meruşe ve Recep, aynı evde büyümeleri ve amca çocukları olmalarından dolayı tabii olarak birbirlerini birer kardeş olarak görmüşler ve sevmişlerdir. Ancak bu sevgi, büyüdüklerinde farklı bir yöne evrilmiş ve birbirlerinden habersiz içten içe birbirlerine aşık olmuşlardır. Devamı linkte... Blog - İnstagram - Twitter - Behance














