she's falling asleep on my hand, no more moving for me in the foreseeable future
seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from Philippines
seen from Germany
seen from China

seen from Türkiye
seen from Iraq
seen from China

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from China
seen from Germany

seen from Spain

seen from Türkiye
seen from Syria
seen from United States

seen from United States

seen from China

seen from China
she's falling asleep on my hand, no more moving for me in the foreseeable future
"Ama Lawo hatırlanacak küçük bir detay olmak isterdim hayatında, her denk geldiğinde burnunun direğini sızlatan acı, yüreğini sıkan o pişmanlık."
Happy Beanie Bday to: Midnight the panther!
Yaşamı anlamlı kılan da, içinden çıkılamaz hale getiren de, kaygı düzeyini arşa çıkaran da, belirsizlik içinde kıvrandıran da ölüm gibi geliyor bana. Şayet ölüm diye bir şey olmasaydı sanırım hiçbir şey için acele etmezdim. Belki hiçbir şey yapmazdım bile. Acelem yok çünkü. Bir son yok ki. Yüz milyon yıl sonra da okul okuyabilirdim istersem ama şimdi 100 senem bile yok. Hedeflerim olmazdı, dolayısıyla uğruna çabalayacak bir şeyler de edinmezdim. Sanırım bu kadar acı da çekmezdim. Her günüm sevdiklerimi kaybetme korkusu içinde geçiyor. Bazen korkum gerçek oluyor ve ölüyorlar. Bazen de bu korku içinde kıvranıp duruyorum. İşin kötü tarafı er ya da geç birilerinin ölecek olması. Gözümün önünde bedenleri küçülüyor, kamburlaşıyorlar, artık eskisi kadar iyi işitemiyor ve göremiyorlar. Bedenleri günden güne eskiyor ve çürüyor. Bunlar ağır çekimde izlenilen bir korku filmi gibi değil mi? Hızlandırıp baksak eminim kafayı yerdik. Bundan daha dramatik olanı bir anda pat diye gerçekleşen ölüm. Daha biraz önce kapatmışsın telefonu, cumartesi gününe buluşmak için sözleşmişsiniz. Cumartesi günü geliyor ve ortada sözleştiğin kimse kalmıyor. İstesen de ulaşamazsın artık ona. Hele ki dargınken ya da onu kırmışken öldüyse vay haline. Bir daha hiç, bak hiç diyorum (bir saniye bile) canlı kanlı dokunamayacaksın ona. Gözlerinin içine bakıp bir şey diyemeyeceksin. Bu hiçlik boğazımı sıkıyor. Çok şanslıysanız ahirete inanıyorsunuzdur. Çok şanslıysanız cennette buluşmayı umut ediyorsunuzdur. Bu olayı biraz daha katlanılır kılabilir fakat cennete mi gideceksin? Cennete mi gidecek? Burada bile kocaman bir belirsizlik var. Belirsizlik içinde kan kusalım diye dünyaya fırlatılmış milyarlarca insandan sadece biriyim. İşin esas ilginç tarafı, canlılığın başlangıcından itibaren ölümün de dünya üzerinde yer almasına rağmen buna alışamamış olmamız. Onca asır biz buna nasıl alışamadık? Kırılan bir bardağın yerine yenisini koyabiliyoruz, aynı işi görüyor. Ölen bir insanın yerine ben yenisini nasıl koyacağım? Her insan biriciktir, özeldir dediğimizde kulağa ne kadar hoş geliyor ama keşke bu kadar biricik olmasaydık. O zaman bir şeyler daha kolay olabilirdi.
Sabret...
Lewis via ig story
Le feste sono la più bella scusa per ubriacarsi
A volte mi chiedo come sia possibile restare indifferenti dinnanzi alcuni drammi. Nonostante pecchi di empatia, sono finita in lacrime e seppur la mia "me" mi consigliasse di restare incatenata alla sedia, stringere gli occhi e far finta di niente, non sono riuscita a contenere il mio dispiacere. Mi sono alzata e mi sono aggiunta ad un abbraccio di dolore che, spero, di poter mai capire completamente.