not mad, just disappointed that beck didn’t use casus’ petname for vorago in lore today 😔
#dc#dc comics#batman#bruce wayne#dick grayson#batfam#tim drake#dc fanart#batfamily


seen from Germany

seen from United States
seen from United States
seen from Qatar

seen from United States

seen from United States
seen from Japan
seen from United States
seen from China
seen from Japan

seen from United States
seen from Hong Kong SAR China
seen from China

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Qatar
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Qatar
not mad, just disappointed that beck didn’t use casus’ petname for vorago in lore today 😔
9 Mart 1955’de Erzurum’da iki kişi idam edildi.
İvan Adamidi ve Nikolai Antonov.
saat 02.30’da gerçekleşen idam esnasında Cumhuriyet Savcısı, askerî hâkim, adli doktor ve cezaevi müdürü hazır bulunmuşlardı. idamlar art arda Hükûmet Meydanı ve Halkevi Binası’nın önünde yapılmıştı.
Türkiye’de ortaya çıkan Rus casusluk faaliyetleri zaman zaman suçlamalara hatta misillemeye dönüşmüştür. Mayıs 1955’de Moskova Radyosu’ndan yapılan habere göre Türk istihbarat teşkilatı için çalıştığı iddia edilen, Kırım ve Kafkasya’daki önemli sanayi kuruluşlarının, petrol kaynaklarının Sovyet birliklerinin, donanma ve askerî hava sahalarının, savunma sistemleri ve diğer hedeflerin verilerini toplamakla görevli üç casus yakalanmış ve kurşuna dizilmişti
Aşağıdaki yazıyı okuduktan sonra herkes bu sorunun cevabını düşünsün...
- ACABA ÜLKEMİZDE KAÇ SHAKDAM VAR?..
👇👇👇
"Fotoğrafta gördüğünüz kadın, İran'ın bütün güç koridorlarına sızmış, Hamaney'in en yakınına kadar sokulmuş, İranlı birçok bakanla yakın ilişkiler kurmuş Fransız pasaportuna sahip, İsrail için çalışan yahudi ajan Catherine Shakdam.
Bir Yemenli ile evlenip, İran'a yerleşen Shakdam, yıllarca, İran'ın bütün açıklarını gazeteci kimliğiyle derledi.
İran devlet medyasında düzenli olarak yer alıp, yazıları düzenli olarak İran'ın en önemli medya organlarında İran halkına servis edildi.
İran'dan temelli ayrılan Catherine Perez Shakdam, İlk iş olarak Times of Israel için yazdığı makalede (blogs.timesofisrael.com/what-my-interv…) gerçek kimliğini açıkladı.
Shakdam cesaretini ve görevini; "Tüm Yahudilerin ölümü ve İsrail'in yok edilmesi çağrısına rağmen Canavarın karnına doğru yürüdüm." sözleriyle açıkladı.
Shakdam'ın Hamaney'in web sitesinde yazdığı yazılar, İsrail casusu olduğunu açıklamasının ardından apar topar silindi.
Henüz 3 yıl önce ortaya çıkan bu ajan vakasıyla birlikte İsrail'in, İran'ın bütün güç koridorlarındaki önemli verileri, bilgileri ve görüntüleri ele geçirdiği tartışıldı ve tartışılmaya halen devam ediyor.
İranın sürekli üst perdeden açıklama yapıp faaliyete geçememesi, başkentinde Haniye'ye karşı içerden gerçekleştirilen suikastın hangi şantajlarla yapıldığı Shakdam'ın hangi belgeleri ve görüntüleri İsrail'e servis ettiği açıklanana kadar gizemini korumaya devam edecek.
Korkunç olan ise şu: İran'ın içerisinde hatta yönetiminde başka kaç Shakdam şu an aktif halde bunu İran'ın kendisi de bilmiyor."
- A. Cüneyt Polat
Some Recent Design Commissions I've Gotten Done!
Art by Shanuraru
Art by _KATastroph1c_
Art by RenRooked
Art by Saturn_Digital_
📜Mutlu olayım diye ısrar etmiyordum, tek istediğim çok mutsuz olmamaktı, perişan bir haldeyim…✨
~Paulo Coelho , Casus
Senin bir ağrın vardı , ben bunun farkındaydım , seni görüyordum ve ağrını önemsedim , haftalardır senin ilacını yanımda taşıyorum . Bu harekette saklı bütün bu alt cümleler üzerine Yibo uzun bir sürenin ardından kalbinin nefes aldığını , aldığı nefesin onu boğarak öldürdüğünü hissetti . " Xiao Zhan , " dedi , yumuşak bir sesle . Az önce Zhan'ın yüreğini ağrıtan ismi şimdi ağrıyan yerlerini okşuyordu . " Benim kararlarım , sadece benim canımı yakar . " Seni üzmesine izin verme . Yalvaran bakışlarından dökülen saklı cümleleri duysun istedi , o söylemese bile anlasın . Fakat Zhan'ın dudakları , kulağa bir itiraf gibi gelen zehirli , belki zorlu başlangıçlara gebe olabilecek bir cümleye , kırık bir sesle aralandı : " Önemli olan da bu Yibo . " Eğdiği bakışlarını kahverengi , keskinliği ne zaman onun yüzünü görse yumuşayan gözlere çevirdi . " Senin canın yanıyor . "
credit: wattpad/rncthefan- "casus"
Here's another great bit from a Russian TV that I still love with my whole heart. The show "Improvisation" is basically the Russian version of "Whose line is it anyway?". If you want to learn about what the Russian sense of humor is like, this show is a must watch. After watching this video you will remember the word казус (kazus sing., m.) for the rest of your life.
Fun fact: this episode has become iconic and remains a huge meme in the Improvisation fandom (yes, this show has a fandom).
MUHAMMED BİN ABDÜLVEHHAB, ARAPLAR, 1.DÜNYA SAVAŞI, İNGİLİZLER VE OSMANLILAR
Evvela şu konuda tarikatçılardan başka yazan çizen yok, onlarda 1'e 1000 katarak "iftira" atıyorlar.
En başta nasıl bilmediklerinin düşmanı olup vurun abalıya kafasıyla hareket ettiklerine bakalım;
Hemen her yerde şu fotoğrafı görmeniz mümkün. Google'da Muhammed bin Abdulvehhab bile yazsanız wikipedia resmi olaraj dahi şu ortada ayaktaki zevat çıkıyor. AMA BU İMKANSIZ.
Çünkü adam 1792'de ÖLDÜ. Fotoğraf makinesinin icadını ise en fazla 1802'ye kadar geri götürebilirsiniz. Yaşamayan birinin, hele de genç halinin fotoğraf çekilmesi muhaldir.
Şimdi gelelim diğer efsanaye; "Lawrance" . Bu adam da 1888'de doğdu. Ölümüyle arasında neredeyse 100 yıl olan birini nasıl gidip "mezhep kurması" için ikna edebilirdi?
Meşhur sarı kapaklı İFTİRA kitabı olan "İngiliz Casusun İtirafları" kitabında ise Hempher adı geçmekte. Bu kitap ise baştan sona uydurma;
“İngiliz Casusu’nun İtirafları” kitabının, Şii mercii Ayetullah el-Uzma Muhammed Şirazi tarafından 'uydurulduğu' açıklandı.
Her ne kadar kabirperestlerin tarihçilerinden olan Ekrem efendi konuyla alakalı birşeyler yazmış olsa da, hepsi çürük savunmalar, zira hem kitabın orjinali yok , çünkü "istihbarat raporları ortada gezmez" diyor hem de gazetede yayınlandı diyor :)))
Ekrem Buğra Ekinci'nin resmi web sayfasıdır. Osmanlı Hukuku, İslam Hukuku ve Hukuk Tarihi hakkında bilgiler ihtiva etmektedir.
Yani insan merak ediyor, orjinal İngilizce basımı, elyazması olmayan bir kitabın "varlığını" ve "doğruluğunu" nasıl savunabiliyorsunuz diye. Hele şu ben falancadan duydum, filanca şöyle dedi deyip, yine elle tutulur birşey ortaya koyamamaları :)
Gelelim bir Şii'nin "neden" böyle bir kitap uydurma ihtiyacı duyduğuna, el-cevap; Muhammed b. Abdulvehhab'ın tabiilerinin ilk saldırdığı yerlerden biri "Kerbela" olmuştur. Günümüzde hala Suud-İran gerginliği aleni bir durum. Tabii ki karalayacak, iftira atacak :)
Şimdi asıl meseleye gelelim, yani 1.Dünya Savaşı'nda İngilizlerle, Osmanlı'ya karşı ittifak kurup savaşanlara;
Fotoğraf gördüğünüz zevatlar "Şerif Hüseyin ve oğulları"
Şerif Hüseyin, Rasulullah ﷺ'in soyundan geliyordu, bu yüzden "Şerif" unvanı var. Yavuz Sultan Selim'in Memlükler'i yenip, topraklarına hakim olmasından sonra Harameyn'de Osmanlı egemenliğine geçmişti. Ancak Osmanlı oraya vali atadığı gibi Harameyn'e özel bir statü vermiş ve Rasulullah ﷺ'in soyundan gelenler orayı yönetmeye devam etmiştir. Bu yöneticiler payitahttan atanıyordu. Şerif Hüseyin ve ailesi de İstanbul'da Osmanlı elitleri gibi büyümüş, klasik Osmanlı bürokratlarıyla aynı meşrepteydi. Ancak Şerif Hüseyin Arabistan'da hakim olmak istiyordu, bunun içinde bölgedeki diğer Osmanlı yöneticileriyle sürekli çatışma halindeydi. Evvelinde Osmanlı'ya isyan edip, bu sayede Mısır'da kendi özerkliğini ilan eden bir diğer aile olan Hidiv ailesine oğlu Abdullah'ı 1912'de Kahire'ye yolladı. Britanya temsilcisi Lord Kitchener ile de ilk defa burada temas kurdu. Bu sırada da Osmanlıları oyalama devam ediyordu.
Savaş başladığında göndermesi gereken kuvvetleri çeşitli bahanelerle göndermediği gibi, 1915'te Hicaz'daki kuvvetlerin Kanal harekatı için Mısır'a kaydırılmasını fırsat bildi. Bu sırada oğlu Faysal'ı niyetini gizlemek için Suriye'ye Cemal Paşa'nın yanına yollamıştı.
Bu olaylar yaşanırken o çoktan tarihe McMahon-Şerîf Hüseyin mektupları adıyla geçen müzakereleri başlatmıştı (14 Temmuz 1915 - 30 Ocak 1916)
En nihayetinde İngilizlerle anlaştı, o sırada Mısır'da genç bir subay olan Lawrance'n Şerif Hüseyin'in yanına gönderilmesine karar verildi. Bilinenin aksine 1.Dünya Savaşı'nda Osmanlı, Suudlarla savaşmadığı gibi, Şerif ailesine karşı, başında Mehmet Akif Ersoy'un ve Kuşçubaşı Eşref'in olduğu bir heyet yollayarak, kendisine destek vermesini yahut en azından karşı durmamasını istedi. Ayrıntılar bu kitaplarda.
Ki Eşref'in hayatını anlatan kitap, onun günlüklerinden, ailesine yazdığı mektuplardan ve yayınladığı hatıralarından. Medine Müdafaası kitabının yazarı ise o sırada Medine kalesinde hekimlik yapan bir subaydı. Bizatihi olayları içeriden gören birinin hatıraları yani.
Yine bu dönemle alakalı olarak, Lawrance ile yan yana teşrik-i mesaisi bir hayli bol olan oğul Abdullah'da bir hatırat yayınlamıştı, başlığı ise manidar "Biz Osmanlı'ya Neden İsyan Ettik" ihanet dememişte... :)
Ayrıca Şerif Hüseyin penceresinden anlatılan bir kitap daha mevcut.
Büyük Oyun’un Küçük Aktörü
Hasılı kelam, bu zevat İngilizlerin kendisine gerçekten Arabistan'dan başlayıp Irak'a kadar uzanan bölgede bağımız bir Arap krallığı kurmasına izin vereceklerine inanıyordu :)
Savaş sonrası kendini Halife ilan edip, bağımsızlık isteğini açıktan belli edince, İngilizler O'nuda alaşağı ettiler.
Normalde düşmanlarına karşı desteklemeleri gerekirken, kendisine verilenle yetinmediği için ellerini çektiler ve zaten çatışma halinde olduğu Abdulaziz İbn Suud'a yenildi
Kıbrıs'a sürgün gönderildi ve öldüğü zaman oğlu Abdullah tarafından Kudüs'e gömüldü.
Bunlar olurken iki oğlu; Abdullah Ürdün Kralı, Faysal ise çoktan Irak Kralı yapılmıştı.
Faysal, Irak Kralı ilan edilirken. Sağ omzu üstündeki ise Lawrance.
İhanetleri sadece Osmanlı'yla bitmeyen bu aile, daha sonra Filistin'de İsrail varlığına giden yolu açan kişiler olmuştur. Nitekim savaştan sonra Faysal ve daha sonra Dünya Siyonist Teşkilatı'nın başkanlığına gelecek olan Chaim Weizmann Ürdün'de buluşmuştu.
Faysal-Weizmann anlaşması olarak tarihe geçen bu anlaşma, 1.Dünya Savaşı'ndan kaynaklanan anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacı ile toplanan 1919 Paris Barış Konferansı kapsamında, 3 Ocak 1919 tarihinde imzalanmıştır.
Paris Konferansı'nda, Siyonistler tarafından teklif edilen Yahudi devletinin sınırlarını gösteren haritanın, günümüzdeki sınırlar üzerine yerleştirilmiş hali.
Daha sonra Sykes-Pycot anlaşması, uygulanması, Siyonistlerin İngilizlere dahi karşı çıkartan açgözlülükleri ve onlara yaptıkları saldırılar, bu saldırılarda yer alan tanıdık isimler, İngilizlerin Suriyeli isyancıları Fransa'ya karşı desteklemesi ve yaşanan diğer olaylar için;
Kırmızı Çizgi & Paylaşılamayan Toprakların Yakın Tarihi - PEGASUS YAYINLARI - James Barr - PAYLAŞILAMAYAN TOPRAKLARIN YAKIN TARİHİ
Kral Abdullah, Filistin'in bölünüp, içerisinde İsrail devleti kurulmasının da sorumlularındandır. Zira O, bölünmüş Filistin'de İsrail'in payından kalanların hepsinin kendisine bırakılacağını hesaplıyordu. Neticesinde Aksa'da Cuma namazı çıkışı bir Filistinli tarafından öldürüldü.
Filistin'i Bölüşmek & Kral Abdullah Siyonistler ve Filistin’i Taksim Siyaseti: 1921-1951 - KÜRE YAYINLARI - Avi Shlaim - Bu kitap Avi Shlaim