sult / açlık - henning carlsen (1966)
sult, knut hamsun’un aynı isimli romanından uyarlama, enver gülşen’in de sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olarak tanımladığı bi film. -bi romandan uyarlama olmasına rağmen hem de.- evet çok güzel bi film.. yalnızca beni rahatsız eden, pontus’un yalanla olan ilişkisi oldu. o duruşuna, aslında ‘’şair’’ oluşuna yakıştıramadığım, bi türlü bağdaştıramadığım.. her yalanında -ki bunlar size çok ‘’ufak’’ olarak görünebilir ama- benim filmden kopmama sebep oldu.. kalbimi sıkıştıran sahneleri hatırına kopmamaya da çalıştım.
ylajali,(gunnel lindblom) bergman’nın det sjunde inseglet ve tystnaden filmlerinde rol almış bi oyuncu, bu filme de çok yakışmış, pontus (per oscarsson) zaten biçilmiş kaftan gibi olmuş. yoksulluk, açlık.. içinde yaşayan ‘’gerçekliğin yitimi’’ olan pontus’un farkındalığı koşullarının tam aksi. onu ‘’şair’‘ yapan da bu durum sanırım. pontus’un tanrıyla arası yok. bu cümleyi yüzünden okuyunca da, içinde girdiğimizde de filmi izledikten sonra haklı yanlarını yakalarsınız zaten. ‘’yoksul’’ oluşu ve bu duruma yaklaşımı bana dostoyevski’nin: ‘‘ yoksulluktan utanmak aptallıktır, aptallıktan utanın.’‘ cümlesini hatırlattı sık sık.. ayakkabılarını konuşturması da sezai karakoç’un sürgün ülkeden başkentler başkentine’den: ‘’nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil ayaklarımdan belli’‘ oluşunu. pontus’un yalanla olan durumu ‘’ayakkabılarımdan’’ belli demesi gibi.. kolluk kuvvetleriyle neredeyse tek diyaloğu olan, onlara saati sormasına yüklediğim anlam sadece içimi ferahlatması içindi.. fazla mı yüklendim pontus’a bilmiyorum ( sevdim pontus’u çünkü) ama roma dönemi bi güneş saatinin üstündeki yazı: "serius est quam cogitas.", "vakit sandığından da geç." pontus.
rüya sekanslarının anlatılacak bi pontus’un tarafı var. bizim de anlamaktan ziyade hissedebileceğimiz tarafları..
ve gemi mevzusunu açıp filmin tadını kaçırmak istemiyorum.
güzel bi açlık bu, tavsiye ederim.









