Eksiklerim vardı tamamlamam gereken, masanın üstüne bir kaç parça eşya almalıydım.
Geçenlerde de çok kızmıştım kendime, başarmak istediğim birkaç işi başaramamış ve istediğim belgeleri alamamıştım.
Hayran olduğum ve içinde bulunmayı arzu ettiğim birkaç hayat tarzı da vardı.
Belki bir ev belki bir mevki.
Birkaç senelik kitap listesi yapmıştım hepsini okuyacaktım.
Görmeyi istediğim çok yerler, yazmay istediğim çok konular vardı.
Geleceğim için yatırım da yapmaya başlamıştım.
Kariyer önemliydi.
Güzel konuşmalı, güzel bilmeli, güzel bir kitleye sahip olmalıydım.
E evlatlarımı yetiştirecektim.
Dedim ya; 'hayallerim vardı!
Verdiğim sözler vardı mesela "sana geleceğim, seninle buluşacağim" dediğim dostlarım.
Nasıl da emindim kendimden.
Nasıl da emindim yarına nefes alabileceğimden.
Hiç farketmiyordum, halbuki ben sadece yok olacak olanlara çalışıyordum.
Nesin sen?
Eşya mi?
Nesin sen?
Para mı, makam mı, rütbe mi, güç mü?
Güç mü, guç sende mi?
Nesin sen ey insan?
Ünvan mı?
Hani nerede o yere göğe sığdıramadığımız ünvanlar?
Hani nerede bankada biriktirdiğimiz tomarlar?
Hani nerede evlatlar, yaslandığımız analar, dağ gibi
babalar?
Nerede saatlerce yatırım yaptığımız güzel bedenler?
Nesin sen ey insan?
Beden sadece ruhunun binitiydi, dünya ise o binitin alaya geçmesine vesile olacak bir köprü mesâbesindeydi.
Allah rızka kefildı.
Unuttun, Unuttuk!
Aldandın, aldandık!
Şimdi ise sarsıldık.
Ya uyanacaktık ya birkaç zaman sonra eski halimize dönüp unutacaktık.
Ya farkedecektik hakikati,
Ya da dünyanın yalancı şaşasında kaybolup gidecektik.
Tercih bizimdi.
Zordu ama irâde bize bahşedilmiş bir nimetti...
Hayrı seçenlerden, hakikati farkedenlerden olmak temennisiyle...












