200. Gün 💯💯 8 Mart 2017
Selam! Kanada'da 200. günüm yazıma hoş geldiniz. 200 gün önce hayatımın en unutulmaz deneyimlerini yaşayacağım ülkenin topraklarına ayak bastım. Maceramın üçte ikisini tamamlamışken o günden bugüne ne kadar değişmiş, olgunlaşmış olduğumun farkına varıyorum. Bu yazımda da anlatacak şeylerimin birikmiş olduğundan memnunum. Bu arada herkesin 8 Mart Dünya Kadınlar günü kutlu olsun!
•
İkinci dönem başladı yani yeni 4 derse geçiş yaptım. -ilk ve ikinci dönem farklı 4 ders bir senede toplam 8 ders aldığınızı hatırlatıyım- Başta hiç kolay gelmedi, arkadaşlarımın bazılarını okulda daha az görür veya hiç neredeyse görmez oldum. Okul sonrası daha çok tükenmiş oluyorum. Okulun ilk günleri bile dersler bu kadar yoğun değildi sanki. Acaba yılın ortasında soğuk havada yeni döneme geçiş daha mı zor geldi herkese? Derslerden sıklıkla proje, grup çalışmaları ve test veriyorlar. Belki de bundan yoruluyorumdur, bilmem ki.
Havalar çıldırmış durumda. Bir gün 14 dereceden güneşli havadan diğer gün -7 kar yağmuruna kadar düşebiliyor. Bir gün yelek giymem yetiyorken diğer gün kutup koşullarına göre tasarlanmış koca ve ağır bir montla gidiyorum. Mart tatilimiz var bir haftalığına ve annem gelecek, bana hangi kıyafetleri getirmesi gerektiğini soruyor ama bu durumda cevap da veremiyorum ki, Kanadalılar bile öbür gün havanın nasıl olacağını tahmin edemiyor.
•
Neredeyse 7 ay geçti.
Artık dönme isteğim artmaya başladı. Özlemimi içimde tutmakta zorluk çekiyorum ve genelde bir şekilde insanlara belirtiyorum. Anlayışla karşılıyorlar, değişim öğrencisi olmamın büyük bir cesaret örneği olduğunu söylüyorlar, ne zaman gelecek seneden konu açılsa onlara Türkiye'ye geri döneceğimi söylüyorum ve hepsinin yüzünden düşen bin parça. “Yaa kalamaz mısın?” “Neden kalmak istemiyorsun?” “Bir daha lisede hiç gelmeyecek misin?” gibisinden hocalardan bile sorular alıyorum her gün. Bense buraya bir senelik deneyim yaşamak için geldiğimi söylüyorum. Exchange hayatı kolay bir şey değil; okuldakiler gibi ailemle kalmıyorum. Dürüst olmak gerekirse bu hayat şeklinden de sıkılmaya başladım. Bir başkasında kalmak evdeki özgürlüğümü doğal olarak kısıtlıyor. Bu ay yine ev ile ilgili hafif bir problem yaşadım ama çözüme ulaştırabildim.
Bir hafta sonu sabahı kahvaltımı yaparken anne masaya oturdu ve benim tavırlarımda normal olmayan şeyler sezdiğini söyledi. Ne olduğunu sorunca benim şimdiye kadar evinde ağırladığı öğrencilerinden çok farklı olduğumu (iyi bir anlamda söylemedi) ve benim gibisini hiç görmediğinden şikayetçiydi. Bir an o dedikleri gerçekten zoruma gitmişti ve ben de “Yani ben anormalim, öyle mi?” diye sordum. Ben pat diye bunu söyleyince kem küm oldu, Öyle demek istemedim- peki, evet biraz öylesin" dedi. Sonrasında ise kendimi aileden uzaklaştırmaya çalıştığımı gözlemlediğimi söyledi. Yemek masasında bile yüzüne bakmadan telefonumla ilgilendiğimi ve etrafımdakileri soyutladığımı savundu. Halbuki her akşam üç kızı da ben bu eve geldiğimden beri yemek masasında tabletlerinden dizi izlemekle meşguldu! Koca evi tek annenin idare ediyor olması ise (Babaları Avusturalya'da çalışıyor) onlarla sosyalleşmeme fırsat bile vermiyordu. Önceki evde bulunan aile ortamı bu evde yoktu bile: İşi başından aşkın bir anne ve üç küçük çocuk… Konuşacak konu bulamıyordum. Fakat bir şey demedim, her ev birbirinden farklı ve ben de bu düzene ayak uydurmak zorundayım. Ben de yemek masasında yapacak bir şeyim olmadığından telefondan arkadaşlarımla, ailemle, erkek arkadaşımla konuşuyordum.
Bu olayın yaşandığı hafta önceki evde yaşadığım o boğaz düğümleyen his geri dönmüştü. Yalnızlık, çaresizlik, suçluluk, ait olmama hisleri birleşmişti. Ev değiştirmeyi istemiyordum, hem geçerli bir nedenim pek yoktu (önceki gibi beni evinden atmakla tehdit etmemişti) hem de o zorlu ve pis sürece bir daha adım atmak istemiyordum. Koordinatörümle bir kere daha görüşme ayarladım. Yaşanmış olan olayı anlattım ve ondan sadece öneri almak istediğimi söyledim. Kimseye tavır almadığımı biliyordu ve olanları yalnızca kişiliklerimiz arasındaki farklılıklara dayadı. Bana elimden gelebildiğince kriz çözümü için yapmam gerekenleri söyledi. Bu ay zaten anneyle kendisi telefonda konuşacağını söyledi.
•
Sonuçta ne mi oldu? Kendimi daha çok iletişim kurmaya zorluyorum, özellikle bu lafları duyduktan sonra hiç kolay değil ancak buradaki insanlar ailem değiller; dolayısıyla beni ailem gibi anlamıyorlar. Host annem kötü bir insan değil, yalnızca benden farklı görüşlere sahip ve bu farklılığımızı ona tavır almış olduğum şeklinde yorumluyordu. Üstelik bu olaydan sonra annenin de bir şeyler değiştirmeye çalıştığını görüyorum (Ben dedikten sonra çocuklara yemek masasında tabletten film izlemelerine izin vermiyor). İki taraf olarak da uzlaşmaya açık olmamız işleri iyiye götürüyor.
Başkasının evinde yaşamak zor, kendinizi ailelerinin bir parçası yapmaya çalışmak çok daha zor. Buraya gelirken kafamdaki aile tablosu böyle değildi. Napalım, her şey hayal ettiğimiz gibi gitmiyor. İnişli çıkışlı bir süreçten geçiyorum. Bu yazdıklarım birçok değişim senesinde olan öğrencinin anlayabilecekleri şeyler. Bir şekilde bu seneyi bitireceksiniz ve bir daha bu deneyimin aynısını yaşayamayacaksınız. Kalan zamanınızı doyasıya çıkarın. Problemlerin sizde olan etkisini olabildiğince az tutmaya çalışın. Eminim ki birkaç aya Kanada'yı özlüyor olacağım. Bakalım 🤗
instagram: @nilsuduran snapchat: niladerp
250. Gün: 27 Nisan 2017










