ülkede fonda Adamlar' dan "Utanmazsan Unutmam" çalıyor sanki...
seen from China
seen from China
seen from United States
seen from Russia
seen from United States
seen from India
seen from United States
seen from China

seen from Italy

seen from United States
seen from Netherlands
seen from Hong Kong SAR China
seen from United States
seen from Germany

seen from Romania
seen from Netherlands
seen from Saudi Arabia

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United Kingdom
ülkede fonda Adamlar' dan "Utanmazsan Unutmam" çalıyor sanki...
Son zamanlarda duyduğum en güzel cümlelerden biri;
“Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur.”
Harekete geçmek için İsrail'den emir bekleyen İslam âlemi!
Birkaç tanıdıktan tercüme rica ederek, Türkiye ile birlikte 21 Müslüman ülkenin 13 Temmuz 2017 tarihli gazetelerine baktık; “Filistin hakkında bir haber, bir yazı var mı” diye sordum. Sonuç sıfır. Evet 13 Temmuz’da Filistin pek umurumuzda değilmiş. Sonra 14 Temmuz oldu. İşgalci çetenin gettosu Tel Aviv'in polisleri Mescid-i Aksa'da 3 Filistinli’yi katletti. Sonra işgalci çete dedektör hamlesini yaptı. Sonra Türkiye isyan etti. Sonra başka Müslüman ülkelerden de tepki geldi. Sonra Körfez'in bazı tipleri petrol damlayan ağızlarıyla kerhen bir iki laf etti. Sonra İrancı zevat fırsat bu fırsat diye etkinliklerin ve protestoların arasına sızıp her yeri kirletti. Sonra konunun ısısı düşmeye başladı ve hep birlikte İsrail'in yapacağı yeni bir barbarlığı beklemek üzere gündelik hayatımıza geri döndük.
Niye böyle oluyor? Niye bir şeyler yapmak için İsrail'i bekliyoruz? Bu durum, İsrail tarafından yönetilmek değil midir? İsrail'in yönettiği bir süreçten ne gibi bir hayır çıkmasını bekliyoruz? Ahmak mıyız biz? Gafil miyiz? Numara mı yapıyoruz? Filistin, kendimizi insan, kahraman hatta mücahit hissetmek için arada sırada slogan attığımız bir riyakârlık mı?
Şöyle olması gerekmiyor mu?
İsrail ister saldırsın ister geri adım atsın, ister beklesin ister beklemesin ne olursa olsun, ne derse desin biz Filistin'i işgalden kurtarmaya niyetliyiz ve bu uğurda sürekli bir şekilde gayret edeceğiz. Gayretin bereketi sürekliğindedir. Müslüman duruma göre hareket etmez, niyet eder ve Allah netice takdir edene kadar sürekli gayret eder.
Biz Gazze'yi, Kudüs'ü, Batı Şeria’yı ya da Mescid-i Aksa'yı ayrı değil bir bütün halinde Filistin'i müdafaa ediyoruz. Filistin bir bütündür ve Filistin mücadelesi de bütündür.
İsrail'i devlet olarak tanımıyoruz. Yahudiler bir devlet ve intikam istiyorlarsa gitsinler mesela Almanya'nın bir bölümünü işgal etsinler ve orada devlet kursunlar belki destekleriz bile.
İsrail, başta en büyük katilleri olan İngilizler’i arkalarına alarak şımarmış ezik bir çetedir. Binlerce yıldır devletsiz ve sürgün halde yaşamaktadırlar. Dünyanın hiçbir yerinde hak ettikleri bir devletleri ve buna yönelik bir tarihleri yoktur. Son 1400 yıldır her sürüldüklerinde ve katliama uğradıklarında Müslümanlar’a sığınıp korunmuşlardır ve kendilerine gelince onları süren kâfirlerle anlaşıp sığındıkları Müslümanlar’a saldırmışlardır. Bu hep böyleydi yarın da böyle olacak. Bunun değişme, düzelme, ıslah olma ihtimali hiç yoktur.
Biz “barış içinde birlikte yaşamak” diye bir zırvaya pabuç bırakmıyoruz. Siyasetçiler oy almak için ya da vakit kazanmak için böyle şeyler söyleyebilirler. Kendine aydın, sanatçı gibi isimler takan işe yaramazlar sürüsü de böyle şeyler söyleyerek kendilerini pazarlayabilirler. Söylesinler kendileri de biliyor ki bu lafın hiçbir karşılığı yoktur. İsrail birlikte barış içinde falan yaşamaz. İsrail, fırsatını bulur öldürür, sürer, azaltarak bitirir ve her şeyi yağmalar. Ta ki kuraklık ve kıtlık gelene kadar toprak dahil her şeyi bozarlar. Her tanıştıklarını faize ikna ederler içine sızsınlar sistemin bereketini emerler. Yaklaşık beş bin seneden beri sürdürdükleri bu hayatı hiç kimse değiştiremez.
İsrail'le anlaşma olmaz. İsrail'le barış olmaz. İsrail uzlaşma olmaz. İsrail'le ateşkes olmaz. İsrail'le orta yol, ortak yol bulunmaz. Bunların hepsi İsrail'in sırtınıza hançeri daha derin saplaması için kurduğu tuzaklardır.
İsrail ister saldırsın ister saldırmasın, başı sonu belli planlı bir Siyonizm’e karşı savaş mücadelesini nesilden nesle İslami ve insani bir şeref mirası olarak devrederek yaşamalıyız. Aksi takdirde Siyonizm’e reaksiyon veren sosyolojik denekten başka bir şey değilizdir…
Erem Şentürk | Diriliş Postası
Hani "üzüm üzüme baka baka kararır" derler ya, öyle olaylara ve haberlere şahit oluyoruz ki artık "tencere dibin kara seninki benden kara" misali, haklılıkta adeta “sidik yarışına” dönen bir trajikomik durum sanki biraz yaşadığımız... Bir zamanların ünlü reklam repliği "yok aslında birbirimizden farkımız" misali, bunca yalan yanlış bilgi kirliliği ve karanlık düşüncenin içinde sürekli “emme basma tulumba” gibi temiz olanın da düşünceleri kirleniyor, kirletiliyor damla damla ne yazık ki... Bir "delinin kuyuya taş atması" misali, "sapla saman" hikayesi gibi bu kadar karmaşa içerisinde, zaten "okumakla" arası çok iyi olmayan ve ekonomi kıskacı altındaki bu yurdum insanının, “pirincin taşını” ayıklayacak “akıllıları” ararken adeta "dumura uğramış" olması da çok normal... Hani neredeyse artık tek baskıdan çıkan bir basın yayın kuruluşu haline gelen bu medya ile aydınlanan insanlardan farklı şeyler beklemek de biraz fazlaca iyimserlik olur herhalde... Biraz “hayaller uzay, gerçekler yaya” gibi, böylesine “dünyanın bizi kıskandığı” acayip bir dönemden geçiyoruz ne yazık ki... Biraz da kanıksamışcasına kısır sistem ve kavram tartışmaları içerisinde, umarsızca “havanda su döver” gibi boşa harcıyoruz geçen zamanımızı, bunca çözülmesi gereken sorunlar varken ve de memleketin hali ve ahvali çok iyi görünmezken... Ne diyelim? Elbette "büyüklerimiz" bizden daha iyi bilirler, ama bir sorumluluk varsa bu da istinasız hepimizin aslında... Hani "çıkmayan candan umut kesilmez" gibi olsa da yine umut etmek istiyor insan, "ölmüşüz ağlayanımız yok" misali, durumlar giderek biraz daha umutsuzca olsa da...
#Türkiye #Cumhuriyeti #Devleti #Ekonomik #ahvalimiz #ah #vah #halimiz Dış borcun milli gelire oranı yüzde 56.7 ile rekor kırdı. Kurun iki ayda 50 kuruş yükselmesi borç yükünü 222 milyar TL artırdı. Faizlerin de artmasıyla borcun döndürülmesi zorlaştı. İç tüketim ve betona yatırımla yaratılan büyümenin sonuna gelindi. Özellikle 2009’dan itibaren ekonomide tahribat hızlandı. AKP yurttaşı ucuz soğan kuyruklarına mahkûm etti. Seçim öncesi piyasaların son işlem gününde TL değer kaybederken, tahvil faizlerinde sert yükseliş kaydedildi. Dolar/TL 5.66, Avro/TL 6.38 seviyesini gördü. Haftaya yüzde 18.66 seviyesinden başlayan 2 yıllık gösterge tahvil faizi dün yüzde 23.14’ü gördü. Kurdaki ve faizdeki artışın enflasyonla kredi faizlerini yükseltmesi beklenirken, dış borcu çevirmenin maliyetleri de artacak. #Hazine ve #Maliye #Bakanlığı tarafından dün açıklanan verilere göre, Türkiye’nin brüt dış borç stoku 2018 sonu itibarıyla 444.8 milyar dolar olurken, dış borcun milli gelire oranı yüzde 56.7 ile kriz yılı olan 2001’deki yüzde 56.5’i aşarak yıllık bazda rekor kırdı. Bu oran 2005’te yüzde 34.2 seviyelerine kadar gerilemişti. #Dış #borcun 298.3 milyar doları özel sektörün, geri kalan 146.5 milyar doları kamuya ait bulunuyor. TL’nin değer kaybı ve faizlerdeki artış dış borcu çevirmeyi giderek zor hale getiriyor. “Türkiye’nin ekonomisini yönetmek bizim işimiz. Ben de bir ekonomistim” diyen Erdoğan’a rağmen son 17 yılda tarımda kendi kendine yeten Türkiye bugün samanda bile dışarıya mahkûm. Ekonomideki tahribat özellikle 2009’dan sonra hızlandı. Yurttaş ucuz ürün bulmak için tanzim kuyruklarına girerken, özelleştirmelerle Türkiye’nin birçok değeri satıldı. AKP’nin ekonomide yarattığı tahribatın başlıkları şöyle: #İşsizlik:1988-2002 arası ortalama işsizlik oranı yüzde 8 iken, bu AKP döneminde, 2002-2018 arasında yüzde 10.7’ye yükseldi. Aralık 2018’de işsizlik oranı yüzde 13.5’ti. İşsiz sayısı ise 4.3 milyonla rekor kırdı. #Grev #hakkı: 2002 ile 2019 arasında 16 grev ‘erteleme’ adı altında yasaklandı. Bu grevlerin 7’si OHAL dönemindeydi. 200 bin işçinin grev hakkı elinden alındı. (Ankara, Turkey) https://www.instagram.com/p/Bvoii1dgKKQ/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=re01ui8bf6s8
köhneleşmiş yürekler , kararmış kalpler karşısında acılar bile duymadık
yaşamlar firavunca istekler İbrahim'ce ..