Hiç gitmiş gibi hissetmiyorum annemi. Ayrılık gibi yani bir gün bir yerde kavuşacakmışız gibi. Elleri hâlâ omzumda, geceleri örtüyor gibi üstümü, bi üzülsem yüreğime değiyor da iyileşiyorum sanki. İnsan annesizliğin sızısını nasıl aşar? Şimdi geriye dönüp bakıyorum da annemin elini tutarak yürümeyi, elini tutarken yüreğine sarılmayı, birlikte geçirdiğimiz o günleri ve hiç kırılmayacak sandığım oyuncaklarımı.. Dümdüz yol varken tümsekten yürümeyi özledim ben. Su birikintilerinin etrafından değil de üstünden sek sek oynarak geçmeyi özledim ben. Annemin "kızım düşeceksin" derken sesindeki telaşını özledim. Annemi sesini, telaşını ayrı ayrı özledim ben. Bir yere giderken "ben nereye kızlarım oraya" derken ki kararlılığını özledim. Yemek yemediğimiz zaman hasta olduğumuzu düşünüp daha çok üstümüze düşmesini özledim. Sofrada sağına oturup yemek yemeyi özledim. İlgisini, sevgisini, "kızım deyişini özledim. En çok "Anne" diye seslenmeyi özledim. İçimin yarası, sana dair ne varsa çok özledim