Ali Teoman, "Zaman dediğin bazen güne haftaya vurulmuyor, sayıma ölçüme gelmiyor hep." diyor ya, öyle acayip öyle tanımı güç...
biryudumkitap.com alıntısı

seen from Poland
seen from China
seen from China
seen from China
seen from United States
seen from United States

seen from Mexico
seen from South Korea
seen from United States
seen from Malaysia
seen from China

seen from United States

seen from Russia

seen from United States
seen from Russia
seen from China
seen from Malaysia
seen from China
seen from United States
seen from China
Ali Teoman, "Zaman dediğin bazen güne haftaya vurulmuyor, sayıma ölçüme gelmiyor hep." diyor ya, öyle acayip öyle tanımı güç...
biryudumkitap.com alıntısı
Geçmişte kalan duyguları deşmek herzaman üzüntü vermiştir bana, çünkü olayları anımsayabilirsiniz, ama duyguları asla.
Bir Garip Cindi Zümrüdüanka
Kendine has tarzını uzun süre unutamayacağımı söyleyebilirim. Alıp götüren akıcı bir hikayesi vardı. Çok içten yazılmış bir kitaptı sanki yazarla karşılıklı sohbet ediyorduk.
Okudum ,diğer okuduklarımın tam tersine , dilinin kemiğini söküp attığı ,ayarsızca yazdığı bir yeraltı edebiyatı argo küfür ve dayının yazımından bildiğim hak arasında eski Türkçe diye adlandırdığımız kelimelerle birlikte yazdığı bir aksiyonlu roman
İyi şeyler birdenbire olur, bu kadar bekletmez insanı
Sabahları yüzümü yıkarken, aynaya bakmam pek. Sanki günün büyüsünü bozuyormuş gibi gelir her defasında. Ne zaman ki havluyu elime alır, yüzümü kurulamaya başlarım, işte o zaman kendi yüzümün aldığı şeklin hayalini kurar, gülerim. Eskiden olsa, radyoya koşar, hemen açardım. Evin içerisinde bir ses olmayınca ya da sağa sola koşturan bir kedi… Halbuki daha haftalar öncesinde, ne güzel uyanırdım. Pardon, uyandırılırdım. Kedi tarafından uyandırılmanın en güzel yanı ne biliyor musunuz? Güne güzel başlıyor olmak. Sonrası umurumda değil, hayatınızın akışına göre saçma sapan veya olağan şeyleri zaten yaşıyoruz. Ama o uyandıktan sonraki ilk beş dakika, bana hep küçüklüğümü hatırlatırdı.
Ali Teoman, öğrencilerinden biri olan Mehmet Ulusoy'un geceleri okuldan kaçarak Zihni Küçümen'in tiyatrosunda profesyonel oyunculuk yaptığından habersiz, gelen davete icabet ederek bir galaya gider, en önde oturur. Sahneden kendisini gören öğrencisi, oyunu dizleri titreyerek oynar; ya okuldan atılacaktır ya tiyatrodan. Ama oyun sonunda kulise gelen müdürü, onu tebrik eder. Sonra da ‘‘Bir şeyi merak ediyorum, buraya nasıl gelip gidiyorsun?’’ diye sorar. ‘‘Parmaklıklardan atlıyorum’’ cevabını alınca, cebinden okul anahtarını çıkarır: ‘‘Al şunu da adam gibi girip çık, çok iyi sanatçısın!’’
Kaptan Gemide Kaçak Yolcu Var,
Evet, mezbahada görevliydi kendisi. Eh, bu da veteriner hekimlik mesleğinin ayrılmaz bir parçasıdır, değil mi? Kesimin gerektiği şekilde yapılıp yapılmadığını ve tüketime arzedilecek etlerin sağlığa uygun olup olmadıklarını kontrol ediyordu. Kendi ifadesiyle, çok sevdiği hayvanlara, ebediyete intikallerinde refakat ederek onlara karşı son vazifesini ifa etmiş oluyordu böylece. Fevkalade sadık bir hayvan dostuydu. Hayvan Sevenler Derneği HASED'in en faal üyelerinden ve en ateşli hayvan hakları savunucularından biriydi. İnanır mısınız, kırk küsur yıl mezbahada çalışmış olmasına rağmen, taviz vermez bir vejetaryendi. Ağzına bir lokma et koymaması bir yana, süt, yağ, peynir gibi hayvani gıdaları da suret-i katiyye de sokmazdı evine. Tamamen meyva sebzeyle, tahılla, hatta zaman zaman sadece otlarla beslenirdi.
Ali Teoman - Karadelik Güncesi / Sel Yayıncılık 2007