Feynman - Fizik Dersleri/Fiziği Anlamak

roma★
Not today Justin
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

pixel skylines
$LAYYYTER
macklin celebrini has autism
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

izzy's playlists!
TMBGareOK. The Official They Might Be Giants tumblr

@theartofmadeline
art blog(derogatory)
Misplaced Lens Cap
No title available

No title available
I'd rather be in outer space 🛸

Game Changer & Make Some Noise

No title available
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Cosmic Funnies
official daine visual archive
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Vietnam
seen from United States

seen from Netherlands

seen from United States
seen from Venezuela
seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Poland
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Brazil
seen from United States
seen from Malaysia
@ankhuzaktaolamaz
Feynman - Fizik Dersleri/Fiziği Anlamak
Grekçe philosoph (philosophos) sözcüğü sophos sözcüğüne karşıt oluşmuştur. Kendisinde bilgi bulunan, bilen, kimseden ayrı olarak bilgi seven anlamına gelir. Sözcüğün bu anlamı bugüne değin şöyle süregeldi: Gerçekliğin aranması, felsefenin özü gerçekliğin elde bulundurulması demek değildir, felsefe bu durumu belli bir kanıya saplanıp kalmadan açığa çıkarabilir, bu olay önermelerde açıklanan, kesin, değişmez ve yarar gözetilen bir bilgi içinde görülür.
‘’Tanner’ın istatistikleri ve ortaya yayılan anlayıştaki tutarsızlıklar doğru olmayabilir. Erken yaşta yapılan doğum ‘‘salgın’‘ından bahsedilmesine rağmen son yirmi, otuz yılda ABD’de erken yaşta yapılan doğum sayısında azalma olduğu gözlemlendi. National Center for Health Statistics’e (NCHS) [Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi] göre erken yaşta doğum yapma oranı, 1956 yılında 525.000 den 1995 yılında 513.000e düştü. Anneliğe hazır olmayan kızlar açısından her doğum sorun teşkil etmesine rağmen bu ‘’kriz’’i bağlamı içinde değerlendirmeliyiz: 1950lerden bu yana değişen şey, daha fazla sayıda genç kızın bebeğinin olması değil, daha fazla genç kızın evlilik dışı bebek doğurmasıdır. Bu rakamlar hızla yükselmiştir, öyle ki, 1960 yılında doğum yapan genç kızlardan sadece %15′i evli değilken, bu oran 1994′te %75e çıktı. Diğer bir deyişle, aile zoruyla gerçekleştirilen evliliklerin sayısında bir düşüş oldu.’‘ Lanet/Son Tabuyla Yüzleşme: Adet Kanaması - Karen Houppert
‘’Örneğin, günümüzden 300 milyon yıl önce, birbirine çok benzeyen iki balık türü olduğunu varsayalım; adları Yakup ve Esav olsun. Diyelim ki, bu türlerin her ikisinin de soyu günümüze dek ulaştı. Esav’ın soyundan gelenler temelde Esav’ın aynısı kaldılar ve bu yüzden de Yakup’a çok benziyorlar. Yakup’un soyundan gelenler evrildi ve çoğaldı. Sonunda, tü günümüz memelilerini ortaya çıkardılar. Fakat Yakup’un soyundan gelenlerden biri, denizin derinliklerinde kaldı, değişmedi ve o da günümüze soyunu bıraktı. Bunlar Esav’ın günümüz soyuna o kadar benziyor ki, ikisini ayırt etmek çok zor. Şimdi bu hayvanları nasıl sınıflandıracağız? Geleneksel evrimci taksonomist, Yakup ve Esav’ın ilksel deri deniz soylarının arasındaki benzerliği fark edecek ve onları birlikte sınıflandıracaktır. Keskin dallanmacı bunu yapamaz. Yaku’un derin deniz soyu, Esav’ın derin deniz soyuna çok benzemesine karşın, memelilerin daha yakından kuzenidir. Memelilerle ortak ataları, Esav’la ortak atalarından daha yakın bir geçmişte yaşamıştır -aradaki süre çok az da olsa...Bu yüzden memelilerle birlikte sınıflandırılmalıdır. Bu size tuhaf görünebilir, ama kişisel konuşmak gerekirse, ben bu durumu sükunetle karşılayabilirim; en azından tümüyle mantıklı ve belirgin bir durum. Aslında hem dallanmacılığın hem de geleneksel evrimsel taksonominin iyi yanları var ve ben, kullandıkları yöntemi açıkça anlattıkları sürece hayvanları nasıl sınıflandırdıklarına aldırmıyorum.’’ Kör Saatçi - Richard Dawkins
‘’Bununla birlikte, 1930′larda tıp uzmanları ve din adamları karşı karşıya geldi. Katolik Kilisesi papazları tampon kullanımına karşı çıkıyordu. Kilise, kadınların tampon kullanımını erotik bulmasından ve genç kızların tamponları yerleştirirken bekaretlerini kaybetmelerinden endişe duyuyordu. (Diğer bir endişe kaynağı da tamponu parmaklarıyla yerleştiren kadın ve kızların ‘’oralarını’’ keşfedecek olmalarıydı. Bu esnada kim bilir neleri fark edeceklerdi?) Kilise yazılı olarak Tampax’ı kınadı.’’ Karen Houppert - Lanet/son tabuyla yüzleşme: adet kanaması
Göçmüş Kediler Bahçesi’nde geçen, duymaya ve okumaya pek alışık olmadığımız Türkçe sözcükler: ilkyaz: ilkbahar, bahar. ilenç: beddua. corum: balık akını. tor: toy, yabani, olgunlaşmamış, ham. Görgüsüz, acemi. torlak: genç, toy, henüz evcilleşmemiş, alışmamış. balkımak: parıldamak. boz: açık toprakrengi. ağmak: sarkmak, aşağıya inmek, eğilmek, meyletmek. Yükselmek, yukarı çıkmak. salık: olmuş ya da olacak bir olay, bir olgu ile ilgili verilen bilgi, haber. İyi, uygun olduğunu söylemek. muştu: sevindiren haber, sava. sevi: aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, aşk. seki: toprak üstündeki yükseklik, doğal set. özek: merkez. değirmi: yuvarlak. Eni boyuna eşit olan. Yemeni, yazma, başörtüsü, mendil. Not: eklemeye okudukça devam edeceğim. Sözcük tanımlarını TDK’dan değil Dil Derneği’nin Türkçe Sözlüğü’nden aldım.
What Is Called Thinking? - Martin Heidegger
"Beynim, ruhumda bir ağacın ya da evin duyusunu uyandırdığında, tereddüt etmeden yerini, boyutunu ve özelliklerini bildiğim bir ağaç ya da evin benim dışımda gerçekten var olduğunu söylerim. Dolayısıyla bu gerçeği sorgulayacak bir insana ya da hayvana rastlamayız. Bir çiftçi böyle bir şüphe duymakta ısrar ediyorsa ve örneğin kahyanın var olduğuna, kahya önünde durduğu halde inanmıyorsa , haklı olarak bir deli yerine konurdu; fakat bir filozof bu tarz düşüncelerde ileri gidince, onun sıradan insanların kavrayışının çok ilerisinde olan bilgisini ve bilgeliğini takdir etmemizi bekler." Leonhard Euler
Ghost BC - If You Have Ghosts
Gerçek, demir kadar çıplak ve soğuk gelmişti ona.
Joanne Greenberg - Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
Komşu Tanrı - Rainer Maria Rilke
“Sen Komşu Tanrı, uzun gecede sert vuruşlarla sık sık rahatsız ediyorsam seni, soluk alışını seyrek duyduğumdandır. Hem, bilirim: yalnızsın büyük odada. Ve bir şeye ihtiyacın olsa, aranmalarına bir içecek sunacak kimse yok. Hep kulak kabartırım. Küçük bir işaret ver. Öylesine yakınırım ki. Ancak dar bir duvar var aramızda, rastgele o da. Bir çağrı gelse senin ya da benim ağzımdan, yıkılıverir gürültüsüz patırtısız. Resimlerinden o kurulmuştur senin. Adlar gibi durur önünde resimlerin. Yanınca içimde bir kez ışık seni en derinlerimde bana tanıtan, çerçevelerinde yiter bir parıltı gibi. Ve duyularım çabucak körlenmiş, yersiz yurtsuzdur ve senden ayrılmış.”
Uyurken bir ateşin resmiydi. Uyanıkken ateşin ta kendisi.
Patrick Rothfuss - Bilge Adamın Korkusu
. . .
Bu neslin "kazanılmış" özgürlüğü içeriğinde; ironik biçimde sistemli ve özel hayatın tüm toplumsal kurumlarını kapsayıcı bir boşvermişlik, temelinde olasılıkların etik dışı olabilirliğiyle yüzleşmiş olmak ve acı duymadan kaçınmak olan bir vazgeçmişliktir. Eylemlerinin ani ivme kazanması ve ani durağanlığa batması da bu "kazanılmış" özgürlüğün ne anlamda bir kazanım olduğuyla rastlantısallığa bıraktıkları süregelen yüzleşmelerinden ileri gelmektedir.
When I was twelve, the passage from silent film to the talkies had an impact on me-I still watch silent films. I don't think that there is any such thing as an old film; you don't say, 'I read an old book by Flaubert,' or 'I saw an old play by Moliere.' Alain Resnais (3 Haziran 1922 - 1 Mart 2014) Yeni Dalga hareketinin üyelerinden Fransız yönetmen. Eserlerinden bazıları: Nuit et Brouillard (Gece ve Sis)1955 Geçen yıl Marienbad'da (1961) Hiroşima Sevgilim (1959) Yabani Otlar (2009)
Bir intihar zinciri içinde olduğumu düşündüm. Akutagawa. Dazai. Plath. Boğulmak, uyku hapı, karbon monoksit zehirlenmesi; her şeyi ezip geçen üç yudum kayıtsızlık. Sylvia Plath 11 Şubat 1963'te Londra'daki dairesinin mutfağında intihar etti. Otuz yaşındaydı. İngiltere tarihinin en soğuk kışlarından biriydi. Noel ertesinden beri kar yağıyordu ve tüm oluklarda yüksek yüksek kar tepecikleri oluşmuştu. Thames Nehri donmuştu ve otlaklardaki koyunlar açlıktan ölüyordu. Kocası, şair Ted Hughes onu terk etmişti. Küçük çocukları sağ salim yataklarına yatırılmıştı. Sylvia kafasını fırının içine soktu. İnsan böylesi baskın bir keder karşısında sadece irkiliyor. Zaman hızla ilerliyordu. Gazı kapamak için sadece birkaç dakika kalmıştı. İçinde hala yaşama ihtimalini barındıran birkaç dakika. O süre zarfında aklından neler geçtiğini merak ettim: çocukları, bir şiir taslağı, başka bir kadınla kadeh kaldıran çapkın kocası. Fırına ne olduğunu merak ettim. Belki de bir sonraki kiracı, bir şairin son düşüncelerini ve metal bir menteşeye takılı açık kahverengi bir saç telini içinde barındıran bu kocaman kutsal kapta devasa bir temizlik yapmıştı.
Patti Smith - M Treni
İlhan Arsel - Şeriat ve Kadın Bölüm I