Askere gideceklere ve asker göndereceklere tavsiyeler (artık ne kadar işinize yararsa)
Eskiden çok daha zormuş askere gitmek ve asker yolu beklemek evet. Ama biz de eski zaman insanları değiliz. İmkanlarımız arttıkça daha fazlasını istiyoruz. Konuşurken görmek, her an haber almak, "son çevrimiçi zamanı"nı görmek bizim için yaşamsal fonksiyon gibi. Beklemeye katlanmak bizim için daha zor.
Ne var ki el mahkum. Filinta gibi adama aşık olmuşsunuz, o da size aşık olmuş. Gözünüzde, gönlünüzde, hayalinizde bir o var. O zaman ne yapıyoruz? Kaderimize razı olup bekliyoruz.
Peki nasıl dayanacağız? "Dayanabilecek miyiz?" diyenler için ağzımı bozmuyorum, parantez içine yönlendiriyorum bu şahsiyetleri. (Birkaç ay dayanamayacaksan boşa üzülüyorum numarası yapma küçük kız, sözlükler senin gibi bekleyeceğini söyleyip, iki hafta sonra asker adama "sorn snde deil bnde, elveda!" diyip, Facebook'ta öteki adamla fotoğraflarını paylaşanlara sövgülerle dolu.)
O yüzden eskilerin tabiriyle bir yaren olarak bir şeyler yazmak istedim.
Askere gideceklere tavsiyeler:
"Amaaan ona ihtiyacım olmaz." dediğiniz şeyleri mutlaka yanınıza alın.
İnternetten bakıp, başkalarını dinleyip tasalanmayın, tutarlılık ya da genel geçer bir kural yok askerlikte. Yaşamadan öğrenemeyeceksiniz, hatta bir yaşadığınız ikinci yaşadığınızla aynı olmayacak.
Mantığınızı yanınıza almayın.
Askere göndereceklere tavsiyeler:
Göndermeden önce çok ağlayıp göz pınarlarınızı kurutmayın, sonradan da çok lazım olacak.
Her hafta görseniz, her gün konuşsanız bile çok özleyeceksiniz, emin olun.
Kenarda köşede sizi sürekli dinleyecek, size sabredecek gerçek bir yakın arkadaş, sabırlı bir kuzen vs. olması size çok iyi gelecek. Çünkü konuşamadığınız ve anlatamadığınız her an iki katı kötü hissedeceksiniz.
Sabırlı olun, değilseniz öğrenin.
Daha kötüsünü düşünerek kendini teselli etmek faydalı bir yöntem.
"Ya daha uzağa gitseydi? Ya uzun dönem olsaydı?"
Yalnız değilsiniz, bu durumu sizin gibi, sizden daha kötü koşullarda yaşayan bir sürü insan var, unutmayın.
Sabırlı olun, alttan almayı öğrenin.
Askerdeki adama trip atmayın, yuh artık bunu da yapmayın yani.
Gitmeden önce ve ziyaretlerinizde bol bol fotoğraf çekin.
En küçük imkanınız bile olduğunda sürpriz yapın, fotoğraf gönderin, mektup yazın, el emeği hediyeler hazırlayın, ne bileyim sadece konuşabiliyorsanız sevdiği şarkıyı mırıldanın mesela.
Sabırlı olun, evet yazmıştım ama gerçekten çok ihtiyacınız olacak.
Siz ne kadar özlüyorsanız o kat kat fazlasını özlüyor, ailesini, ortamını, arkadaşlarını, sizi, hatta arabasını... Unutmayın.
Yazabiliyorsanız yazın. Yazamıyorsanız da yazın ama yayınlamayabilirsiniz tabii.
Göndermeden önce bir tişört ve bir şişe parfümüne el koyun. Geceleri parfümü tişörte sıkın, sarılın, koklaya koklaya mis gibi uyuyun. (Kıh Kıh Kıh)
Pozitif olun. Olmak zorundasınız. Bu kadar zor bir durumda ona umut vereceksiniz değil mi? Aferin size!
Oradayken, normalde aynı masaya oturup bir bardak çay içmeyeceği insanlardan emir alacak, ne kadar saçma olsa da yapmak zorunda kalacağı bir sürü şey olacak. Ne kadar zor değil mi? Bunu düşünerek daha da sabırlı olun, daha da iyi davranın.
Sevdiğinizi söyleyin, bol bol, çekinmeden. Ne kadar özlediğinizi de söyleyin. Stratejik davranmanın sırası değil, zaten ilişkinizde hiç stratejik davranmayın o ne öyle yahu?
Bu ve bunun gibi bir sürü yazı okuyacaksınız. Tabii ki okuyun. Ama unutmayın, sizinki size özel bir deneyim olacak.
Bir de, döndüğünde büyük bir zorluğu birlikte aşmış, birbirinize çok daha bağlı bir çift olacaksınız. Bu da sizin ödülünüz olacak :)