#altınıçizdiklerim #aeden #azrakohen https://www.instagram.com/p/CIRcFDtJYPA/?igshid=2x7tv2m4mam6
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Lithuania
seen from United States
seen from United States
seen from Russia
seen from China

seen from Mexico

seen from Maldives

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Singapore
seen from United States
seen from Colombia
seen from Argentina

seen from Malaysia
#altınıçizdiklerim #aeden #azrakohen https://www.instagram.com/p/CIRcFDtJYPA/?igshid=2x7tv2m4mam6
"Hayvanları öldürüyorlar, ormanları yakıyorlar, çocuklara tecavüz ediyorlar, okyanusları zehirliyorlar. Pes etmesek de bu kötülük devam ediyor. Karşı koyabilmek için en az onlar kadar kötüleşmemiz lazım, yoksa yapılan kötülüğe seyirci kalan, cehennemde yaşayan bir avuç intihar eğilimli insana dönüşüyoruz. Görmüyor musun! Pes etmiyoruz ama kazanamıyoruz da! Çok fazlalar, parayla insanları canavarlara dönüştürebiliyorlar. Kötülüğü yasallaştırıyorlar. Psikopatiyi normalleştiriyorlar! Bugün her 3 kişiden biri sosyopat. Hissetmeyen, orta beyinleri çalışmayan sosyopatlarla dolu dünya! Pes etmiyoruz ama ya ölüyoruz ya da sadece seyredebiliyoruz." -Aeden-
Bu kadar çok görmek isterken,ona bu kadar çok görünmez olmayı istemek nasıl çelişkili bir duyguydu.
III. BÖLÜM ‘Pİ’
“Gerçek olanlar kendi yeteneklerinin altında ezilip kaybolurlarken, kim suçlayabilirdi meydanı boş bulan sahteleri?” Azra Kohen, Pi
Nihayet bütün bu araştırmanın tetikleyicisi olan akademik kariyerine dönersek;
https://tr.wikipedia.org/wiki/Azra_Kohen
1996 yılında İstanbul Üniversite, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nü kazanmış olduğunu biliyoruz. Fakat İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin mezunlar listesine göz attığımızda ne Azra Kohen’i, ne Özge Azra Kohen’i, ne de Özge Sarı’yı bulamıyoruz.
https://iletisim.istanbul.edu.tr/tr/content/fakultemiz/mezunlarimiz
Belki de diyoruz, yıllar sonra okulu bitirmiştir ve mezun listesi güncellenmemiştir derken Azra Kohen Hanım, Haluk Tatar ile yaptığı söyleşinde lisans diplomasını paylaşıyor;
Bu diplomadan anlayacağınız üzere, Özge Sarı olarak girdiği fakülteden Özge Azra Kohen olarak mezun olduğunu anlıyoruz. TC kimlik Numarasını gizlemek için üzerini kapattığı bölümden diploma numarasına ve diploma tarihine maalesef ulaşamıyoruz. Böyle olunca zamanın dekanı kimmiş sorusuna cevap olarak Prof. Dr. Nilüfer Sezer’in imzasıyla karşılaşıyoruz. Basit bir Google araması ile Nilüfer Hanım’ın 19 Kasım 2013 yılında dekanlığı devraldığını görüyoruz;
https://www.istanbul.edu.tr/tr/haber/iu-iletisim-fakultesi-dekani-prof-dr-nilufer-sezer-gorevine-basladi-56004200530043006A00770055006B003500440051003100
Hal böyle olunca, fakülteden en erken 2014 yılında mezun olabileceğini hesaplıyor ve lisans diplomasını ancak on sekiz (18) yılda almış olduğunu görüyoruz. Olabilir, hayat araya girmiştir, aftan yararlanmıştır, bir yolunu bulmuştur ve belki de oğlunun ‘öğrenme kolaylığı’ varmış madem, kendisinin de pekala öğrenme zorluğu olabilir. Neden olmasın?
Demek ki diyoruz, Liverpool Üniversite’sindeki ne idüğü belirsiz programa, lisansını tamamlar tamamlamaz başlamış. Twitter üzerinden paylaştığı öğrenci belgesinin tarihini hatırlayalım: 17 Eylül 2014.
Fakat bir saniye; hani ya Ottowa Üniversitesi? Üçüncü Dünya Ülkelerine Yardım Ekonomisi? Hangi arada? Zira Hürriyet’in 15.11.2017 tarihli haberi aynen şöyle diyor;
‘’İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünden mezun olduktan sonra eğitim hayatına Kanada'da Ottawa Üniversitesi Üçüncü Dünya Ülkelerine Yardım Ekonomisi bölümüyle devam etmiştir. Son olarak Liverpool Üniversitesi'nde Davranış Bilimleri alanında uzmanlık yapmaya devam etmektedir.’’
https://www.hurriyet.com.tr/gundem/azra-kohen-kimdir-kac-yasindadir-40646376
https://www.biyografi.info/kisi/azra-kohen
Bu biyografilerin kendi PR ekibi tarafından hazırlandığını ve kendi beyanı olduğunu düşünerek Ottawa Üniversitesi’ndeki programları araştırdık, maalesef ilgili bir program bulamadık. Konuyla ilgili akademisyenler tarafından yazılmış bir kaç makale dışında hiç bir veriye ulaşamadık. Hatta Google üzerinden Türkçe ‘Üçüncü Dünya Ülkeleri Yardım Ekonomisi’ sorgulaması yaptığımızda karşımıza sadece Azra Kohen’in biyografileri düştüğünü gördük ve iyiden iyiye kuşkulandık.
Hal böyle olunca derin hafiyelik çalışmalarına başladık Corona karantinasını fırsat bilerek. Tıpkı Azra(Özge) Hanım’ın Doğa Rutkay ile söyleşisinde aktardığı Fi,Çi,Pi serisinin yazım hikayesi gibi sondan başa giderek ulaşabildiğimiz tüm kişiler, bilgiler ve belgelerle hayat hikayesini sizler için derledik toparladık.
An itibariyle Özge Azra Sarı/zeybek Kohen Hanım’ın Ottawa Üniversitesi İkinci Dil Kursu Sertifikası aldığını öğrenebildik, ancak Üçüncü Dünya Ülkelerine Yardım Ekonomisi başlıklı bir diploma yahut sertifika aldığına veya almadığına dair bir kanıt bulamadık. Bunun için de bir diploma/sertifika gösterirse çok memnun oluruz.
Kısacası tüm bu tantana sonrası bu hanım kızımızın lise mezunu çıkması bile muhtemel.
Bu fantastik hayat öyküsü ile ilgili katkıda bulunmak, bilgi paylaşmak isterseniz, adresimiz; [email protected]
I. Konstantin Hristiyanlığı resmi din olarak kabul etmeden önce Roma İmparatorluğu içinde bir sürü dinin olduğu genel olarak Pagan olan Zeus, Apollo, Afrodith gibi tanrılara tapan insanların oluşturduğu bir kültüre sahipti. Belki duymuşsunuzdur. Bereket Tanrıçası için yapılmış İzmir'deki Artemis Tapınağının Romalılardaki adı Diana'dır. Ya da Yunanistandaki Afrodith Tapınağı gibi İmparatorluk toprakları her bir tanrı veya tanrıça için ayrı ayrı yapılan ihtişamlı tapınaklarla doluydu. Sümerlerden sonra gelen Babil geleneği Sümer Geleneğinin yerini alınca bu topraklarda özellikle Afrodith Tapınağı'nda Babil toprakları içinde yaşayan her kadın ister köle olsun ister varlıklı ailelerden gelsinler tanrıya hizmet adına yılda en az bir kez kimsenin birlikte olmak istemeyeceği tapınağa ziyarete gelen rastgele kişilerle tapınakta birlikte olarak yani bedenlerini tapınaktakilere ruhlarını tanrılarına sunarak hizmet ederlerdi. (Kutsal Fahişelerin büyük çoğunluğu da erkekti ve erkeklere de hizmet veriyorlardı.) ve işte bunlara Kutsal Tapınak Fahişeleri denirdi ve tapınağa kendini sunmaya gelen her kadın ya da sürekli tapınakta tanrılar için çalışan kadınlar tüm bedenlerini saklayacakları bir örtü giyerler ve yüzlerini de peçe ile saklarlardı. Peçe Roma zamanında sadece tapınak fahişelerinin giydiği bir kıyafetti. Sadece görlerini görünür yapan bu örtüyü giyen kadınlar hizmette oldukları için kutsal sayılırlar ve tanrılara adanmışlıkları yüzünden toplumda büyük saygı görürlerdi. Bu cinsel hizmeti Babil'den sonra kurulan Mısır, Pers, Roma ve Yunan gibi tüm büyük medeniyetlerde de aynı şekilde kutsal tapınak fahişeleri olarak görebilirsiniz. Bir kadının bedenini hizmete sunması o kadını kutsal yapan bir şeydi. Hizmetteki kadınların kendilerini peçe ile saklamaları kanundu.
Azra Kohen - Beni Gör
Her kitap bir okyanustur fikrimce.
Günlerce derinlerine dalıp keşfe çıkmak isteyeceğiniz ya da kıyısından bile geçmek istemeyeceğiniz okyanuslar gibi kitaplar da.
| Aeden~☕️