"Birbirimizi kırmanın maharetine değil de, gönül almanın zerafetine ihtiyacımız var. Varsın, zarifliğimizi zayıflıktan sansınlar..."
Xuebing Du
Sweet Seals For You, Always
tumblr dot com
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
NASA
hello vonnie

if i look back, i am lost

Love Begins
EXPECTATIONS

shark vs the universe

Andulka
The Bowery Presents
taylor price

❣ Chile in a Photography ❣

roma★

PR's Tumblrdome
No title available
todays bird
Cookie Run:Kingdom Official!

Game Changer & Make Some Noise
seen from South Africa
seen from Sweden

seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Venezuela
seen from Albania
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Netherlands
seen from Türkiye

seen from United States
seen from Netherlands
seen from United States
seen from Germany
seen from United Kingdom

seen from Türkiye
seen from Germany
seen from Côte d’Ivoire
seen from Pakistan

seen from Taiwan
@yuruyencilekk
"Birbirimizi kırmanın maharetine değil de, gönül almanın zerafetine ihtiyacımız var. Varsın, zarifliğimizi zayıflıktan sansınlar..."
"Eşyayı dahi incitme' diyen medeniyetin mensuplarıyız. Su içtikleri bardağı öpen mevlevileri düşünün. Ormana girerken, genç ağaçları korkutmamak için baltanın sapını bezle saran tahtacıları. Şimdi ise birbirlerinin küçük bir hatasını bekleyen ne çok insan var."
•İbrahim Tenekeci
"Bir insanı kendine karşı ördüğü duvarlarda bile çiçek açtıracak kadar sevmek, dünyanın en güzel kucak açmasıdır..."
Samimi,sade,naif, telaşsız,çağa mağlup olmamış,ihtirası olmayan ve iki kişiden başka şahite ihtiyaç duymayan sevgilere inanıyorum.
Sade,basit iki insan olmamızı seviyorum. Muhtemelen tarihin en büyük aşıkları olmayacağız ama büyük mutluluklarımız küçük anlardan ibaret.
“Zannetme vakarlı yürüyüşüm ya da hoş sadâm var.Ben hoyrat, ben delişmen, ben öylesine çocuk... Ben koridorlarda seksek oynayan çocuğum , rüzgarla beraber dans eden delişmen de benim. Fakat bil, sen ruhumun en ince yerisin.”
''Samimiyet illa tatlı dille, kibar tonlama ile olmaz; samimiyet merak etmektir, kaygılanmaktır, aramak ve sormaktır, düşündüğünü belli etmektir, duyguları abartmadan gösterebilmektir; şovu yapılıyor sadece, samimiyet konusunda içten değil bu çağın gösteriş meraklısı insanları.''
“Sevgili Dost, Üzüntülerimiz, günlük hayatımızdaki ödevleri bile normal şekilde yapmamızı engelliyor. Kederin ağına takılan balıklar, çırpına çırpına ölüyorlar. Mutluluk bir seyahat şekli olması gerekirken, bir türlü ulaşılamayan hayalî istasyonlar hâline geliyor. Yüzlerimiz, hüznün yüzlerce elbisesinden hangisini seçeceğine bir türlü karar veremiyor. Aynı hava sıcaklığında bir gün üşürken, bir başka gün terleyebiliyoruz. Bir gün kahkahalarla güldüğümüz bir espriye, bir başka gün tebessüm etmekte zorlanıyoruz. Su bazen sıfır derecede donmuyor, bazen kaynamıyor yüz derecede. O hâlde, “Bizi mutlu kılan şey şartlardan çok, ruhumuzdur.” İstemekle değil, istememekle hür olan ruhumuz.” - A. Ali Ural, Posta Kutusundaki Mızıka (3) - Görsel: Minjae Lee
grimsi bir şeyim. karanlık olamıyorum. aydınlık zaten hiç. kapalı hava gibi ama hiç yağmur da olmuyorum. gri bir şey sadece. belki de kül.
Biri bana ''ben senin gibi güçlü yetiştirilmedim'' dedi. Haksızlığa uğramış hissettim. Şikâyet etmiyorum diye sıkıntım yok zannedenlerden, mutlu olabiliyorum diye hiç mutsuz olmadım zannedenlerden ve bugünkü halim bana tepside sunulmuş, sanki ben güçlenmek için hiç savaşmamışım zannedenlerden de bu beklenebilirdi ancak. Verdiğim mücadelenin farkında olmasalar da olurdu. Bu yüzden cevap vermedim bu söze.
“bilmem ki kuşlar, bu hengamenin neresine uçar?”
“Kuşlara takılıp gidiyor aklım / hergün kaçıyorum / yoksa gülüşün / gelip siyasetten kozmatikten sözedişin / bakıyorum aleve dönüşüyor bir çırpıda…”
"o yalnızca bir fikir istemiyordur. çok daha fazlasını istiyordur: birinin çıkıp kararının sorumluluğunu almasını arzuluyordur."*
En kötü günlerimde bile içimde güzel olan şeyler vardı. Yaşamaya devam ettirecek bir döngü vardı, böyle boşlukta asılı olmak hepsinden yorucu. Bir şeyler hissediyorum ama ne hissettiğimi bilmiyorum. Kendimi bilmiyorum, güne bir başkası olarak uyanıyor, bir başkası olarak uyuyorum. İçimde hiç geçmeyen koca bir boşluk hissi ve mutsuzluk var. Zihnimin çabası var ama yaşayasım yok.
İ n s a n n e i l e y a ş a r ! ?
‘ İlk zamanlar çok dağınık okurdum. Manasız, anlamadan...Sonra pek geç olarak aklım başıma geldi. Okumak sanatının memlekette kanun haline konmuş olmasını görmek isterim. Başka memleketlerde bunu yapmışlar. Niçin, nasıl okumalı? Bunu bilmiyoruz. Bir sanat eseri ve bir bilim eseri bambaşka şeylerdir. Bunları okuma hevesinde olanlara öğretmek lazımdır.’
Mahremiyetin bir kutsallığı var. Saklı olan, paylaşılmayan, nihayet değerli olandır; hayat gibi. Kierkegaard sanıyorum, "hayatını saklayan güzel yaşıyordur" der. Çünkü güzel olan cevherdir, saklanır. Herkesin beğenisine sunulan hayat ise taşı yaldız ile boyayıp parlatmaya benzer..
Umarım herkes kendine pay biçer..çünkü mahrem olan şeyleri paylaşarak burda yer edinen kitleye hitap ediyor bu yazı okuyunca iyi ki mahrem olan duygular hayatlar ,yaşanmışlıklar var.. diyor insan