YALNIZLIK GÜZELLEMELERİ (YG1)
Sonra….
Sonrası olmadı hiç.
Yalnızlığımın en sade biçimini yaşıyordum içimde. Sessizliğin en kesif hali, beyin çeperlerimi kazırcasına garip bir uğultu yayıyor, bunu ancak ben duyuyordum.
Dışarıdan ete ve kemiğe bürünmüş tüm hisler, korku dolu gözlerle kaçıyordu benden.
Korku dolu gözler…. Dehşet verici bir duygu oluşturuyordu içimde. Gerçekten onlar mı benden kaçıyordu, yoksa ben mi onlardan?… bilmiyordum. Ancak yazılı olmayan bir anlaşma kurulmuş gibi hiç temas etmiyordu gözlerimiz gözlerimize…
Harfler hiç bir araya gelmiyor, bir kelime bir güneş gibi ufukta doğmaya başladığı anda ufalanıp, yerde bulunan küçük bir su birikintisine yuvalanı veriyordu demir bir bilye misali… İçindeki tüm sıcaklığı orada bırakıyor, hafif bir su buharı çıkarken gözlerim buğulanı veriyordu…
Gökyüzündeki gri renkler, elinde bir fırça tutar gibi tüm hayal bulutlarını aynı renge boyuyor, üzerime düşen yağmur damlalarından olsa gerek, içim dışım sırılsıklam oluyordu.
Sokaktaki tüm bu kalabalığa yüklediğim anlamdan olsa gerek, adına sizler ya hisler koyun yada herkes, garip bir ahenkle ilerliyordu adım adım. Dekorların perde perde değiştiği bir baloda gibi, dans edercesine herkes bir birine dokunmadan performansını sergiliyor, sonra ellerinde tuttukları bıçakları kalplerine saplayarak bir diğerine geçiyorlardı.
Damağımdaki çelik tadı, göğsümün tam orasındaki ılık ıslaklık bana her ne kadar tanıdık gelse de, nedir? nedendir? gibi sorular sormadan hafifçe bir adım daha atıyordum sıranın bana gelmesi için.
Konuşmadan anlaşılan tek yer burası olsa gerek… diye düşündüm birden.
Öyle, aşk, sevgi veya sevgili… değil, sessiz imzalanan akitle, ellerdeki bıçaklarla, duyulmayan bir melodi eşliğinde yapılan ölüm dansı…
Aslında işin anlamsızlığına bakın ki, o kadar bıçak darbesine karşın, kimse ölmüyor, herkes daha büyük bir şehvetle sırasını bekleyip, bıçağın üstündeki önceki kurbanın kanlarını üstüne siliyordu….
Öyle ya, isteyerek çıkılan bu yolda alınan her darbe, kutsal sayılmalıydı… ancak işin aslı hiç de öyle olmuyordu. Yenen her bir darbede, insan bir parçasını bırakıyordu…
Damaklarda kalan ise ekşi bir çelik tadı….
Neyse….




















