Her insan yaşayabildiğince uzatmak ister hayatı, doyarcasına. Gönlünce alabildiğine koşmak ister, düşmeksizin... Yazabildiğince karalamak, öğrenebildiğince bilmek, susabildiğince konuşmak ister her gün. Sevinebildiğince gülmek, sevebildiğince sevilmek ister, kucaklanabildiğince. Yürüyebildiğince yol almak, görmek ister her karış hayatı. Gücü yettiğince anlatmak, anlayabildiğince dinlemek, avazı çıktığınca şarkı söylemek ister. Mümkün olduğunca eğlenmek, ağlamak ister, gözleri kuruyana dek mutluluktan. Yağmurda sırılsıklam olmak ister; hayata, sevdiklerine, suya dokundukça… Tatmak ister her beğendiğinden, sağlıklı olmak ve düşünebilmek için son ana kadar… Ancak dokunup/hissettiğin, ağlayıp/güldüğün, anlaşılıp/anladığın, yaşadıkça öğrendiğin ve oynadığınca yaşanandır hayat. Her insan doyasıya yaşamak ister her anını. Ve hep görebilmek için umar uzun yılları... Ama bulup/bulamadığınca.. Kavuşup/kaybettiğince...











