🍁

seen from New Zealand
seen from United States

seen from Germany

seen from Russia
seen from China

seen from Germany
seen from United States
seen from Netherlands

seen from Malaysia
seen from Türkiye

seen from Norway
seen from Netherlands
seen from United States
seen from Russia
seen from China
seen from Russia
seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States

seen from United States
🍁
mesela ben, beni görseniz, hep gülerim, gözlerimin içi güler, çok neşeliyimdir, beni tanıyanlar hep “her zaman güler, durup dururken bile kahkahalara boğulur.” diyebilir, ve sırf bu kahkahalarım yüzünden kimse gelipte bana “sen iyi misin?” , “mutsuz musun?” tarzında şeyler sormaz, ben bir kere bana sorulduğunu hatırlayamıyorum yüzüm düşse dahi. ama ben biliyorum ki, tek başıma kaldığımda bile ağlayamıyorum, neden ağlayamıyorum, bilmiyorum ama sanki ağlarsam her şey değişicek ve ben bir daha kendimi toparlayamayacağım gibi hissediyorum, benim ki zorluklu aşk acıları değil sadece, benim ruhumun derinliklerinde derin yaralar var. ve ben onlarla asla yüzleşemeyeceğim, eğer ki yüzleşirsem, o gün beni bitirdikleri gün olur, duyguları yüzünden ruhu ölen bir kız olurum, ve ruhum bitkisel hayata girer, artık eskisi gibi rolde yapamam, çünkü ben o kapıyı açarsam bir kere, kendime dahi olsa ben asla düzelemem, beni kimse toparlayamaz.
Melaaabaaa dünya düzenini birlikte paylaştığımız figüran arkadaşlarım...
Melabaaa içine doğarak düştüğüm düzenin garipleri;
Burası Ay'ın kuyruğuna oturmuş, kendine bakan kızın gördüklerini anlattığı karalama defteri... E haliyle, kendine bakarken çevresindekilere de kayıtsız kalamıyor. Bazen yazıveriyor, bazen üstelerini çiziveriyor. Bazen kırılıyor, inciliyor, öfkeleniyor, bazen eli ayağına dolanıyor, bazen umursamıyor, bazen şen kahkalara boğuluyor. Kısacası; yaşayarak öğrenmeye çalışıyor. Bi büyüyemedi gitti, anlayacağınız! Derdi büyük; kendisi... İki ileri, bir geri hayatın ritminde başı dönüyor. İnsan hala mı öğrenemez canım? Bu kızın en emin olduğu şey; toprak olana kadar öğrenmeye ve o içindeki büyümeyen çocuğun hep şaşkınlıkla etrafına bakmaya devam edeceği aslında... Hayat denilen, "Keşke" ve "İyi ki" arasındaki skala arasında bulunan ömür denilen yolculukta kendine anılar biriktirmeye devam edecek haliyle...
Bu yolculukta, Ay'dan kendini izleyen ve hiç büyümeyen kız çocuğunun hayat denilen macera dolu yolculuğunu Truman Show'a benzetmesi ile içinden gelen -bazen tembelleşse de- çokca onu zorlayan yazma arzusunun artık kelimelerle buluşup, eşe dosta açılma vaktinin gelip, çatması durumu... Ve karşınızda; kimi zaman nev-i şahsına münhasır, kimi zaman oldukça sıradan ben ;) Tekrar Melaaabaaa, dünya düzenini birlikte paylaştığımız figüran arkadaşlarım...
Hayata dair gözlemlediklerimi, o dekor gökyüzüne dokunana kadar buraya not alacağım artık... Zira, pek bi unutkanım. Hem sizlerle de paylaşmış olurum, fena mı? Belki, sizlerde kendi hayatınıza benim gözümden bakar, benimle dertleşir ya da bana yol gösterirsiniz kim bilir? En kötü tanışmış oluruz fena mı? Ömür denilen film bitene kadar daha çok karalarız buraları ya, şimdilik görüşmek üzere diyelim ;)
Hoşça Kalın
İmza: Ay'ın Kuyruğuna Oturmuş Kendini İzleyen Küçük Kız Çocuğunun Dünya'daki Yansıması 🙋
🍁
senin yokluğunda şiirler dolu her yanım
Biraz sezzilik.