Parmak hesabıyla bütün hayatım
Yağmur yağıyor.
Normalde geceleri bir şeyler dinleyerek uyumayı severim, ama yağmur varken başka şey dinleyesim yok.
Düşünüyorum ve içimden Tanrımla konuşuyorum.
Allah’ım, sen yücesin, öyle yücesin ki affedersin. Ben o kadar acizim ki, senin affediciliğinin noktacığına ermekte zorlanıyorum. Affettim sandımdığım yerde, sert bir kayaya çarpıp öfkeleniyorum. Affedemiyorum ya Rabb’im. Sen yardım et bana. Başkasının ihtiyacı var diye, başkası istiyor diye değil; sırf kendi omuzlarımdaki taşları bırakabilmem için yardım et bana.
Yağmur damlaları camı dövüyor.
Ben içimden bunları geçiriyorum. Dualarla kendimi tokatlamayı severim. Uyanışlarımı anlamlı kılar. Sıradan olmadığımı hissetmeme sebep olur çoğu zaman. Herkes yatağında horlarken ya da uyumadan önce daha çok para, şans, aşk dilemişken; ben derim, daha iyi bir insan olmayı diliyorum hep. Bunu dilerken kendimi binlerce kez öldürüyorum. Hakaretler ediyorum kendime. Sorunlarımı düşünürken sabahlayıp daha iyisi olamadığım için ağlaya ağlaya yastıkları kemiriyorum.
Eğer bir gün daha iyi biri olursam, mutluluğu hak edeceğim ben de. Anahtarı ofiste unuttum diye buz gibi havada ofise geri dönmeme gerek kalmayacak. Biri kapıyı açacak bana. Eğer ben öfkemi yenebilirsem bir gün, affedebileceğim ve kıyaslamaktan, geçmişe dair söylenmekten kurtulacağım. Neden demeyeceğim artık. Kalkacak kalbimdeki fil. Uzaklara gidecek, o da mutlu, ben de mutlu... Bir gün dualarım kabul olursa ve ben daha iyi biri olursam; daha iyi bir evlat, daha iyi bir abla, daha iyi bir eş olacağım. Kardeşim bana acımayacak. Annem ve babamın bana dair tüm kırgınlıklarını silebileceğim, yaşlılıklarında onlara dünyaları verebileceğim çünkü. İçlerinde ukte bırakmayacak kadar iyi biri olacağım.Kimse beni merak etmeyecek. Çünkü Elvan iyidir diyecekler. Acımayacaklar böylece.
Tüm bunların gerçekleşmesi sadece bana ve yaradana bağlı. Eğer bir gün dualarım kabul olursa ve ben biraz değişmişsem, bir gün insanların acımadığı birisi olacağım.
Beni terk edip giden kimseye öfke duymayacağım. Seslerini duyduğumda, yüzlerini gördüğümde içinde bir yangın başlayıp bağırarak onu suçlamak gelmeyecek içimden. (Şu an böyleyim. Evde kendi kendime otururken bile söyleniyorum.) Ve sırf ben aştığım için, kendimi bir kadınla, bir arabayla, bir şehirle, bir sözle kıyaslamayı. Herkesten ve her şeyden geçip iyi ve mutlu biri olacağım.
Bu dünyadan “aklımda hiçbir keşke, kalbimde hiçbir ukte kalmadan göçebilirim” demeye hak kazanacağım.
Ancak böyle iyi biri olabilirsem dünyadaki görevimi tamamlamış hissederim. Ve garip gelmesin size, ancak iyi biri olursam hayal ettiğim hayata kavuşabilirim...
Böyle kızgın kalarak yaşamaktan çok yoruldum. Bu yorgunluk ile hiçbir yola giremiyorum. Ama içimdeki cam kırıklarını da bir türlü yok edemiyorum. Her defasında kıyıda köşede iz bırakmadan gülüp eğleniyorum sanıyorum ama gece yatağa girdiğimde sadece büyük parçaları halının altına itelediğim ortaya çıkıyor.
Yağmuru dinliyorum.
Dua ediyorum.
Halının altında ne kadar parça kaldıysa saplanıyor da saplanıyor. Saysam yağmur taneleriyle yarışır. Ama soracak olursanız ben herkesi eleştiririm ama kendimi mükemmel sanarım. :)
Varsın narsist olayım, bencil olayım, kalpsiz olayım... Varsın değil; varsın deyince farazi oldu. Bunları duydum ben o yüzden doğrusu şöyle;
Narsistim, bencilim, kalpsizim ben..
Ama yine de kendini sorguya çeken, dar ağacında acımasızca sallandıran benim her gece. Bir Tanrı bilir.
Kendimi kanıtlamaya ne gücüm var ne isteğim. Ben kimse için değil, kendim için benliğimi sıkıştırır sıkıştırır nefessiz kalırım.Kimseyle değil derdim, sadece kendimle.
Daha güzel bir güne uyanmak için tüm çabalarım.















