It seems my direction in life is similar to the way bacteria grows in search of nearby sugar: randomly selected direction and going in a straight line- if things are getting better, keep going. If it doesn't, randomly change directions by tumbling.
seen from Finland
seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from United States

seen from Maldives

seen from Czechia

seen from United States

seen from Malaysia

seen from T1
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Japan
seen from China
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from China
It seems my direction in life is similar to the way bacteria grows in search of nearby sugar: randomly selected direction and going in a straight line- if things are getting better, keep going. If it doesn't, randomly change directions by tumbling.
Your brain is built of cells called neurons & glia — hundreds of billions of them. Each one of these cells is as complicated as a city. Each one contains the entire human genome & traffics billions of molecules in intricate economies… The cells are connected to one another in a network of such staggering complexity that it bankrupts human language & necessitates new strains of mathematics. A typical neuron makes about ten thousand connections to neighbouring neurons. Given the billions of neurons, this means there are as many connections in a single cubic centimetre of brain tissue as there are stars in the Milky Way galaxy. — David Eagleman, “Incognito: The Secret Lives of Brains”
“I think originality is bunk. I think it’s nonsense. There has never been such a thing as true originality. It’s in the play with convention that originality arises. It’s not in the rejection of convention, to me.”
“Creativity is not about making something out of nothing, instead it’s about refashioning what already exists.”
“It is about us fighting our brains’ urge to veer toward familiarity by digging deeper, pushing boundaries, and staring failure in the face. Those are the three simple ways to harness your creativity.“ - https://nonfics.com/the-creative-brain-review/
What if CREATIVITY isn’t for a select few but something that all of us have in spades. A new idea is connecting two or more old experiences in a different way...we all do that! #Break #Blend #Bend #DavidEagleman #WhereDoIdeasComeFrom https://www.instagram.com/p/CIa3FW7BN_u/?igshid=16hhhbokkmx9n
Beyin. Senin Hikayen (David Eagleman)
Beyin. Senin Hikayen (David Eagleman)
Merhaba dostlar. Yeni blogumda sizlerle düzenli olarak paylaşmak istediğim şeylerin arasında okuduklarım da var. Okuduğum, beğendiğim ve ilginizi çekeceğini kitaplardan bahsedeceğim, kitap önerileri yapacağım, hatta bir kısmı özetleyip okumanız için buraya bırakacağım. Kimbilir belki sizin de ilginizi çeker ve siz de gerek halk kütüphanelerinden, gerekse de kitapçılardan bu kitapları bulur, okur,…
View On WordPress
PDR NE OKUR? | David Eagleman - Beyin ° °Carol ve Bill Jensen, üçü de dört yaşında olan Tom, John ve Victoria adlı çocukları evlat edinmişlerdi. Çocuklar evlat edilene kadar Romanya'daki devlet yetimhanelerinde yaşamışlar. Tom, John ve Victoria Romanya'daki günleriyle ilgili fazla bir şey hatırlamıyorlar. Ama bu yetimhaneleri bütün canlılığıyla hatırlayan biri var: Boston Çocuk Hastanesi'nin çocuk hastalıkları bölümünde öğretim üyesi olan Dr.Charles Nelson. Kurumları ilk kez 1999'da ziyaret eden Dr.Nelson gördükleri karşısında dehşete kapılmıştı. Küçük çocuklar herhangi bir duyusal uyarana maruz kalmaksızın parmaklıklı bebek yataklarında tutuluyordu. Her on beş çocuğa tek bir bakıcı düşüyordu; bu bakıcılarda çocukları ağladıklarında bile kucaklarına almamak, yakınlık ve şefkat göstermemek konusunda kesin talimat almışlardı. Yakınlık göstermek, çocukları daha da fazlasını istemeye yönlendirecekti. Böylesi bir ihtiyacın karşılanmasıysa, sınırlı sayıdaki görevliyle mümkün değildi. Ağlamaları karşılıksız kalan çocuklar kısa süre sonra ağlamamayı öğreniyorlardı. Temel ihtiyaçları(beslenme, temizlenme, giydirilme gibi) giderildiği halde, çocuklar duygusal yakınlık ve destekten yoksun olarak yaşıyorlardı. Tanık oldukları şeyler karşışında epeyce sarsılan Nelson ve ekibi Bükreş erken müdahale programını başlattılar ve bu program kapsamında altı ay ile üç yaş arası 136 çocuğu değerlendirdiler. Çocuklar doğduklarından beri bu yetimhanelerde yaşamaktaydı. İlk ortaya çıkan gerçeklerden biri çocuklardaki IQ puanlarının, genel ortalama olan 100'ün epeyce altında; 60 ile 70'ler civarında olduğuydu. Lisanla ilgili işlevlerde de geri kalınmıştı. İnsan beyni, duygusal ilgi ve bilişsel uyaranlardan yoksun bir ortamda normal bir biçimde gelişemez. Ancak Nelson'un çalışması önemli bir gerçeği daha ortaya koyarak bir ümit ışığı da yakmıştı. Çocuklar bu koşullardan uzaklaştırılıp güvenli ve sevgi dolu bir çevreye alındıklarında, beyin de, değişen ölçülerde olmak üzere iyileşip durumunu düzeltebilirdi. Nelson'un aldığı sonuçlar sevgi dolu ve korumacı bir ortamın gelişmekte olan bir çocuğun beyni için oynadığı önemli rolü vurgular. #davideagleman #beyinseninhikayen ___________ https://www.instagram.com/p/B4aZTYdAYZh/?igshid=scyqcj58x6gd
Beyin - Senin Hikayen [David Eagleman]
Öncelikle şunu söylemeliyim, bilimsel bir kitap en fazla bu kadar güzel, kolay okunur, herkese hitap eden halde yazılabilir. Yediden yetmişe herkesin anlayabileceği şekilde, çok fazla terminoloji ile insanları yormadan –tabi ki bir miktar var- örnek ve hikâyelerle detaylara inilerek anlatılmış konular. Konular dediğime bakmayın, tek bir konu var o da: Beyin. Tabi ki hakkında binlerce kitap da yazılsa milyonlarca satır araştırma da yapılsa gizlerinin ancak çok küçük bir miktarına erişilebilecek bir hazine için küçük bir çalışma fakat okursanız size güzel bir kapı açacağından emin olabilirsiniz. David Eagleman 6 temel soru üzerinden sizi yolculuğa çıkarıyor. Birinci soru “Ben kimim?” Bu soruyu cevaplandırırken sizi de düşünmeye sevk ediyor. Örneğin, insan nasıl “kendisi” oluyor? Anılar diye depoladığımız şeyler gerçekten doğru mu? Bizi biz yapan beynimizdeki nöral ağların sürekli kendilerini yenilemesi, öğrenilen her yeni bilgiyle yeniden şekillenmesi iken bu işin ortasında kim duruyor? Birisi var mı? O ben miyim?
Beyin - Senin hikayen İnsan beyni milyarlarca nörondan oluşuyor ve bu nöronlar arasında çok sıkı bağlar var. Tüm işlemler, tüm faaliyetler bu nöronların arasında olup bitiyor. İnsan ırkını farklı yapan şey gelişimi çok eksik bir beyinle doğmuş olması, diğer türler gibi doğar doğmaz kendi türüne adapte olmuyor, öğrenme aşamalarından geçiyor. Bu da beyni geliştiriyor. Beynin gelişimi ne zamana kadar sürüyor biliyor musunuz? 25 yaşına kadar. Ben kimim sorusu ise cevapsız. Bellek nedir, bilinç nedir? Bellek sürekli yanılan bir mekanizma. Peki beyin sürekli yanılıyorsa Gerçek Nedir? Bu soruya en güzel yanıt şu: “İşin özü şurada yatar: Beyninizin dışarıdaki dünyaya herhangi bir erişimi yoktur. Kafatasınızın içindeki karanlık, sessiz odasına hapsedilmiş olan bu organ dış dünyayı hiçbir zaman doğrudan deneyimlememiştir ve deneyimleyemeyecektir de.” Yani, beyin, duyu organları vasıtasıyla gerçek dünyadan ipuçları edinir ve bunları birleştirerek bize bir görüntü (ve diğer şeyleri) sunar. Gerçek farklı da olabilirdi. Beynin bize söylediklerine inanırız, inandıkça gerçek bu imiş gibi gelir bize. Şizofreni örneğin, beynin mesajlarına inanmama halidir. “Gerçeklik yalnızca sizin seyredebildiğiniz ve kapatamadığınız bir televizyon programı gibidir. Ancak ne büyük bir şans ki, izlemeyi umabileceğiniz en ilginç programdır bu: kurgudan geçmiş ve kişiselleştirilmiş halde yalnızca sizin için sunulan bir program.” Sonraki soru: Kontrol Kimde? Sürekli bilgi toplayan bir mekanizma olan beyin bunları nasıl işleyerek çıktıya dönüştürüyor. Ya da şöyle söyleyelim, aynı anda birden fazla işi yaparken beyin neden her biri hakkında ayrı ayrı düşünmüyor? Kontrol, ilk aşamada beyinde. Araç kullanmayı öğrenirken nöronlar deliler gibi çalışıyor, bir kere öğrendikten sonra işin çoğunu otomatik pilot diyebileceğimiz bir mekanizmaya devrediyor. Bunu bilinç-bilinç dışı olarak düşünebiliriz. Beyin, enerjiyi çok ekonomik olarak kullanan bir mekanizma. Her araç sürmede ya da her harekette baştan öğrenme eylemine girecek olsa buna enerjisi yetmez. Dolayısı ile her seferinde bilinç devreye girmiyor. Bazı şeyleri otomatik yapıyoruz. Yürümek gibi örneğin. Eagleman’e göre bilinç, çok büyük bir şirketin CEO’su. Sonraki soru: Nasıl Karar Veririm? Burada da mekanizma beyindeki binlerce çarpışmanın neticesi olarak ortaya çıkıyor. Beyin, her kararımızdan önce yoğun bir çatışma atmosferi yaşıyor. Geçmiş deneyimler, duygular devreye giriyor ve her seçim beynin bir imzası olarak ortaya çıkıyor. Kararlar da sabit değil. Beyin, sürekli yeni verilere maruz kaldığı için kararlar da zamanla değişebiliyor. Kişilik de zamanla farklılaşabiliyor. Karar mekanizması ile ilgili dikkatimi çeken bir diğer nokta da beynin her türlü olumlamayı aynı anda istiyor olması. Yani bir ödül varsa nöronlar “hemen şimdi” diye bas bas bağırıyorlar beynin içinde. Fakat böyle bir dünya mümkün değil. İşte alınan kararlar, kararların ertelenmesi, ne kadar ertelendiği gibi soruların cevapları da kişiliği oluşturan temel taşlardan. Beşinci soru: Size ihtiyacım var mı? Burada beyinin diğer beyinlerle etkileşme ihtiyacı ele alınıyor. İnsanların diğer insanlarla etkileşim kurmaları, empati yapmaları gibi özelliklerinin beyindeki yansımaları var bu bölümde. Son olarak altıncı soru Kime Dönüşeceğiz? Diyerek bir beyin fırtınasına tabi tutuyor okuyucuyu. Yapay aletlerin yavaş yavaş duyuların yerine kullanılmaya başladığından bahsediyor ve ölüme meydan okuyan bir insan tipi çiziyor yazar. Yapay göz, yapay kulak yapıldı. Peki yapay zeka ne durumda? İnsanlık nereye doğru ilerliyor? Her şeyi yapsa insanlar bilinci yapabilecekler mi? Kişilik diye bir şey var, bütün beynimi kopyalasalar bu ben olur muyum acaba? Bütün bu sorulara cevaplar arayıp durmuş David Eagleman sağ olsun 265 sayfalık kitap boyunca. Kitabın bir yerinde 1915 yılında Anadolu’da yüz binlerce Ermeni katledilmiş diye talihsiz bir cümle sarf etmiş yazar. Beni rahatsız eden bir cümle oldu. Asistanına e-posta yolladım, yazara iletmesi için, bakalım cevap gelecek mi. (Ekim 2019-gelmedi) Her halükarda harika zihin açıcı bir kitap. Sağ olsun Domingo Yayınları bu kitabı yayınlamış, sağ olsun Zeynep Arıkan Tozar da çevirmiş. Avrupa’da, Amerika’da bizim üzerinde bir saniye bile düşünmediğimiz konularda bilim insanları ne kadar çaba gösteriyor, hükümetler araştırma için ne kadar bütçeler ayırıyor. Darısı bizim başımıza inşallah. Read the full article
Cervello creativo e Diario Visivo - terza parte
Eccoci quindi giunti alla conclusione di questo percorso nel cervello creativo e nel Diario Visivo, sulle orme del grande David Eagleman e nel piccolo solco delle mie ricerche personali. Nei precedenti articoli (prima parte e seconda parte) ho cercato di illustrare come e perché la creatività possa essere considerata propria della nostra specie, dove nasca e come sia stata utilizzata da grandi artisti e scienziati contemporanei. Read the full article