10 Ocak 2021
31 Aralık günü ard arda 2 tane kabus ile kan ter içinde uyandım. Cümleye böyle başlamamdan günümün ve bugüne kadar geçen günlerimin pek de güzel geçmediğini hissettiğinizi düşünüyorum...
Bir şeyler yazmak çok istemiştim ama yazamadım. Şuan da biraz biraz toparladım kendimi. Böyle arada bir hala dağılıyorum ama bu sefer toplaması öncekiler kadar zor olmuyor... Hayatımda değişen bir şey yok. Komşumuz yavru bir kedi sahiplendi arada gidip o kediyle vakit geçiyordum, bana çok iyi geliyordu. Adı Tarçın. O kadar güzel, o kadar hareketli, o kadar minik ki... Dokunmaya, elime almaya kıyamıyorum. Ama şu sıralar artık onu görmeye de gitmiyorum. Korktum Tarçın'a bağlanmaktan, hem de çok...
Tarçın'a bağlanmaktan korktuğum için uzaklaştım, hayatıma giren insanlardan da mı bu yüzden uzaklaşıyorum ya da daha doğrusu kaçıyorum? Kaçıyorum. Ben hep kaçıyorum. Korktuğumda, kırıldığımda belki sevildiğim de... Kaçıyorum. Beni korkutan her şeyden kaçıyorum. Çabalamaktan kaçıyorum, uğraşmaktan kaçıyorum. Sonunda beni neyin beklediğini bilmediğim için kaçıyorum. Hayal kırıklığına uğramamak için kaçıyorum.
Kaçıyorum, kendimden; içimdekilerden... Hala yüzleşemedim belki de hala inandıramadım kendimi... Belki de kafamın içinde ki her düşünceyi deliliğe vurmalıyım... Belki de daha çok delirmeliyim, daha çok kendimle konuşmalı daha çok çıldırmalıyım.
Dünya benimle birlikte tam bir bela... Bu beladan kurtulmak için de dünyayı ve kendimi her gün yeni bir gözle görmeliyim... Her gün yeni bir gözle...












