alıntı üzerine bir deneme
“Başlangıçlar hep böyledir. Bir dakika her şey var, bir sonraki dakika ise her şey kaybolmuş.”
Bir yılın, bir dönemin, bir yaşamın bile bu alıntıya sıkıştırılabilmesi beni hep etkilemiştir. O iki dakika arasındaki geçişe dünyaların sığdırılabildiğini görmek, belki de olanların önemsizliğini göstermektedir, özellikle de hepsi kaybolmaya mahkumsa.
Nedeni bu mudur acaba, her mutluluğun bizi biraz olsun korkutmasının, sonuçta, vardır ya bir teori, hani zamanı büken, “olanları” ve “olacakları” benliğimizdeki her atomumuzla hissettiğimizi söyleyen... Belki de içte içe biliyoruzdur, o başlangıçtaki görkem elimizden kayıp gidecektir eninde sonunda, hem de dışarıdan bakıldığında, göz açıp kapayıncaya kadar.
Kısa bir süreliğine çiseleyen yağmur gibidir bu “her şey”, bir an ıslatır kaldırımlarını şehir sokaklarının, öbür ansa şıp diye duruverir, kaldırımlar ise hemen kurur, sanki o yağmur hiç çiselememişçesine... Hem bu yağmurun bitkilere bir faydası da olmaz, yani, anlarız ki, aslında o anın “her şey”i etkisiz elemandır, sıfırdır, “her şey” olduğu kadar da yoktur.
O zaman başlamaya ne gerek var diye düşünebilir insan, fakat, bu insan, aynı zamanda hayatın zorluklarına, onu bekleyen sorunlarına rağmen yaşamaya, her gün yeni “her şeyler”e başlamaya, ve dolayısıyla kaybetmeye devam eder. Çünkü belki de insan başlamaktan değil de, başlayamamaktan, anın içinde olamamaktan çekinir. Şey gibidir bu, mesela, sakın basmayın denen butona yine de basmak gibidir, başlayamamanın verdiği korkudur.
Peki neden başlayamamaktan korkar insan? Belki de esas korktukları başlayamamak da değildir ama, başlayamadıklarında her zaman kafalarında dolanacak şüpheler, “ya deneseydim”lerdir, sonuçta herkes kendi zihninin kaptanı olmak ister, yan düşüncelerin onları şüpheye düşürmesine, rahatsız etmesine izin vermek istemez. Belki de doğal bir savunma mekanizmasıdır başlamak.
Anlayacağınız o cesurlara yakıştırılan ‘başlamak’ eylemi aslında, doğal bir savunma mekanizmasından ibarettir. Çünkü en korkunç tehdit, yapılmazsa başına neler geleceğinin ucunu açıkta bırakan, insanı deliye çevirircesine düşünmeye iten tehdittir.













