“Doyulmaza Doymak”
Sevdiğiniz birine baktığınızı düşünün yine. O'nu görün, gerçekten görün, duyun, dokunun, kokusunu alın. Gözlerini kırpma ritmini yakalayın, ses tonunun iniş çıkışlarını dinleyin. Ses rengini bütün sevdiğiniz melodilere tercih edin. Sevdiği bir şeyi anlatırken heyecanını yakalayın, sadece susarak ortak olun bazen. Bazen de ne anlattığını bile duymadan, sadece yanınızda olmasının hazzını yaşayın. Gözleri dolduğunda ne yapacağınızı şaşırın, gülerken dudaklarınındaki şekil değişikliğini izleyin ve büyülenin. Başka yere odaklanmış bakışları, size tekrar yöneldiğinde, heyecan duyun mesela! Bir saniyelik ayrı bakışın bile geri dönüşünü bekleyin. Bir bakışa bağlı olun. Şapşallaşmaktan hiç çekinmeyin. Sevmek bazen çok gurur verici! Sonra, dokunun yüzüne mesela. Sevdiğinizin "yüzünü koyabileceğiniz en iyi yer", "ellerinizin çerçevesi"dir. Kendi ellerinizin içinde O’nu seyretmek, belki de birine bakmanın en güzel şeklidir. Şarkıda diyor ya “yüzünün sıcak kokusu kalsın ellerimde” diye, Yıldız yazmış bile, aynen öyle! Sonra arkadan bir şarkı cümlesi duyun, “bir bebek özleminde seni aramak var ya, bu hep böyle böyle gider mi?” desin. Siz de sorun kendinize içinizden.. Yanınızdayken bile, tekrar tekrar, birlikte geçirilen zamanları zihninizde yaşayın. Birine hissettiğiniz duygunun “yüceliğini” ve bunun sizi ne kadar “saflaştırdığını" ve aynı zamanda “güçlendirdiğini" görün. Sevilene doyum olmaz, “Bir Ömür Yetmez” ama siz yine de "doyulmaza doymaya” çalışın işte. O'nu, her şeyin ve sevginin tek merkezine, kalbinize yerleştirin. En güvenli yerde bi’ dünya inşa edin O'na. Gittiğiniz her yere sizinle götürün; zamansız, mekansız ve koşulsuz sevin ve severek özgürleştirin..















