La Grande aquila e morta.
“Büyük kartal öldü”
Kabri nur,mekanı cennet,ruhu şad olsun.🍁🍁
seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
seen from China

seen from Singapore
seen from China
seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from China
seen from Italy

seen from United Kingdom

seen from South Africa
seen from Türkiye

seen from Germany
seen from China
seen from United States

seen from Malaysia
seen from China

seen from United States
La Grande aquila e morta.
“Büyük kartal öldü”
Kabri nur,mekanı cennet,ruhu şad olsun.🍁🍁
سكوت و سير
Sükût ve Seyr
Cahil ile dost olma: İlim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün.
Saygısızla dost olma: Usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün.
Aç gözlü ile dost olma: İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün,
Görgüsüzle dost olma: Yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.
Kibirliyle dost olma: Hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.
Ukalayla dost olma: Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün.
Namertle dost olma: Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün.
- İlim bil, irfan bil, söz bil.
- İkram bil, kural bil, doyum bil.
- Usul bil, adap bil, sınır bil.
- Yol bil, yordam bil.
- Hal bil, ahval bil, gönül bil.
- Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.
- Mert ol, yürekli ol.
- Kimsenin umudunu kırma.
Sen seni bil; ömrünce bu yeter sana.
Şeyh Edebali
Gazze'nin meğer kumundan çokmuş kalleşi,
Nasıl vurur insanı sırtından DİN kardeşi?
Filistin, Trablusgarp, Yemen illeri,
Hangisini kanım ile sulamadım?
Gezdim cephe cephe bütün çölleri,
TÜRK'e TÜRK'ten başka dost bulamadım.
NURUMU ARTTIR YA RABBİ!
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu; “Şüphesiz o (sakaldaki beyazlar) Müslümanın nurudur.” (Tirmizi)
-------------
(Adam) 60 yaşına gelmiş boyna sakalını kazıyor. Parlak görünmeye çalışıyor. Hâlbuki parlaklık o yaştan sonra İbrahim (Aleyhisselâm)‘ın parlaklığı.
Sakalına beyazlık gelivermiş de şaşırmış. “Yâ Rabbi! Bu ne?” (demiş. Cenâb-ı Hakk); “Nur Halîlim nur.” (deyince İbrahim (Aleyhisselâm)) “Nurumu arttır Yâ Rabbi!” (diye münacatta bulununca) hepsi beyaz olmuş. Parlaklık bu beyazlıkta, o beyazlıkta değil.
Atalarımız memurlara sakal farkı verirmiş. 30 akçeyse 32 akçe. (Devlet yetkilileri; “Sakallı memurlar) ALLAH Rasûlü’nün (Sallallahu Aleyhi Vesellem) sünnetini yerine getirdiler. O sünnetle devletime de ihanet edemezler. Devletimin müsaade etmediği bozuk yerlere gidemezler. Onlarda büyük hayâ vardır. Öyleyse onların aylıklarına bir-iki akçe daha zam (yapalım.” demişler ve sakal sünnetini ihya eden devlet memurlarının maaşına zam yapmışlar.) Devir onların devri, yaşantı onların yaşantısı.
Hasan Burkay (kuddise sirruhu)
“Bir 18 Mart Çanakkale Zaferi geçti, kaç kişi olayı bilmekte? Çocuklarımız, halkımız, şanlı tarihimizi, zaferlerimizi, dostlarımızı, düşmanlarımızı, mefahirimizi biliyor mu? Ecdadımızın idealleri, ahlâkı, asaleti, büyüklüğü, değeri mâlumları mı? Köy ve kasabalarımız, içlerinden yetişmiş meşhurları, alimleri, gazileri, şehitleri anıyor mu, onlar için abideler yapılmış mı? Torunları onları ismen biliyor ve kendileriyle iftihar ediyor mu? Ruhlarını şâd edecek merasimler, anmalar, hatimler, Fatihalar, mevlitler icra ediliyor mu? Bu yeni nesiller, eski büyüklerimizin vatan, millet, Hak, hakikat sevgi ve saygısına aynen sahipler mi? Yoksa dejenere ve kozmopolit, bozuk ve çürük bir hâle mi düşmüşler? Fatih Sultan Mehmed Han yirmi iki yaşında çağ kapamış, çağ açmış, muazzam bir gücü yenmiş, İstanbul’u, Trabzon’u, Mora’yı, Balkanları fethetmiş, şimdiki yirmi iki yaşındakiler neyle meşguller?
Bizi yanlış eğitim, yanlış kültür politikaları ve kötü idareciler ve hain ajanlar mahvetti. Hâlen de radyo, televizyon, roman, hikâye, tiyatro, spor, turizm, müzik, sanat... derken millî kültürümüzün, ahlâk ve imanımızın can damarları kesilmekte, en ulvî eserlerimiz ve varlıklarımız bombalanmakta, berhava edilmekte.
Dışarıdan çok daha net olarak görülüyor ki milletçe muazzam bir oyuna getirilmiş ve fecî şekilde aldatılmışız, birçok münevverimiz de cılk çıkmış... Halkımızı, hakkımızı, öz kültür ve medeniyetimizi, mefahirimizi, şerefimizi, onurumuzu, nesillerimizi, istiklal ve istikbalimizi kurtarmak için çok yönlü, çok hızlı, çok güzel, çok ciddi bir çalışma; iman ve ahlâklı büyük bir sosyal ve kültürel hamle başlatmak zorundayız.”
Mahmut Esad COŞAN - Başmakaleler - Nisan 1991
Ey büyüklerim! Ey alem-i islamı ayakta tutmaya vesile nurani sütunlar!
Medet! Himmet eyleyin şu acize!.
Nefsim ile yalnız bırakmayın beni!.
Yek bir bina gibi olan şu alem-i islamı görüyorsunuz muhakkak. Parçalarımız etrafa dağılmış biz de toplanmaya çalışırken bir tuğla da siz ekleyin.
Fatih Sultan Mehmet Han, Akşemseddîn Hazretleri’nden aldığı yüksek mânevi eğitimin yanında fıkıhda Molla Hüsrev, tefsirde Molla Gürânî, Molla Yegân, Hızır Bey Çelebi, kelamda Hocazâde, matematikte Ali Kuşçu’dan ders almıştır...