Tasavvuf mensubları olan Dervişler; tarafından da çok benimsenen ÇAY'ın mânâ olarak ayrı bir yeri vardır.. Hele Semâver üzerine yazılmış medhiyeler, şiirler ve ilâhiler ona ayrı bir anlam yüklemiştir.. Aslında Semâver; Mürşid-i Kâmil veyâ Derviş’in bir simgesidir.. Nasıl ki semâverin ortasındaki ateş közü yandıkça içerisindeki kaynar.. Dervişinde derûnındaki aşk ateşi ile gönlü kaynar gelir.. Semâver ateşin tesiriyle kaynadıkça düdüğünden islık sesi gelir ki, bu da Dervişin Hakk’ı zikretmesi gibidir.. Semâver olgunlaşınca yâni suyu kaynayınca çay demlenir.. Bunun evveli ve âhirinde fayda hâsıl olmaz.. Vakte riâyet Semâverde olduğu gibi Mürşidden faydalanmakta da öyledir.. Çayın belli bir ömrü olduğu gibi, mürşidin de irşâd müddeti bellidir.. Her ikisinde de tezelden davranmak icab eder.. ÇAY'ın ; Kahve’nin tersine insanın kalbine bir uyanıklık verdiği mâlumdur.. Bu yüzden bir sohbet vesilesi olagelmiştir.. Eskiden Dervişler bir araya geldiklerinde Sohbet hâsıl olması için içlerinden güzel sesliler; Semâveri yandırın, Orta yere kondurun, ÇAY içmeyen dervişleri, Vurup vurup içirin ! Diye çay ilâhilerini okurlar idi.. Semâver ve ÇAY muhabbete bahâne edilir, Her birinin yüzlerinde tebessümle muhabbetin izleri görülürdü.. Sonra çayı dolduran kişiye şöyle nidâ ederlerdi ; Doldur Sâkî çay doldur, Aşk elinden al doldur, Burası âlem yeri, Allah de de say doldur ! Doldurulan çayların ardından koyu bir muhebbet başlar istenilen elde edilirdi.. Şu bir gerçek ki, ÇAY’ ların bulunduğu öyle sohbet ve muhabbetler ortamları oluşmuş ki, içilen o ÇAY ile anıla gelmiştir.. ÇAY'ın bahanesinde gönül muhabbetimiz en dem'den olsun DOST'lar.. Vesselâm… Esselåm…