Havva ve Adem cennetten kovuldu. Kimine göre bu Havva'nın suçu, kimisine göre ise Adem'in sevdiği kadına inanmasının aptallığı. Bu cezaların en büyüğüydü. İhtişamdan ve birbirinden ayrı düştüler. Adem, Havva'ya kızabilir; Havva, onu var olduğu yerden kovan tanrıya sinirlenip ilk yarattığı insana sırt çevirebilirdi. Koskoca dünyanın iki ayrı ucunda solup gidebilirlerdi. Büyük engelleri hiçe sayıp yine birbirine kavuşmayı, sürgün diye adlandırılan dünyayı birbirleri için yeni bir başlangıca çevirmeyi tercih ettiler. İnsanlığın var oluşuna. Öyle ki; onun çocukları bizler bu yüce aşkın tohumundan gelirken meydana, sevgiden yoksun kaldık. Ne büyük bir yenilgi. Bu aşkın meyveleri, aşka inanmayacak kadar, onun için fedakarlığa, her türlü azaba göğüs germekten gocunacak kadar aciz oldu. Tanrı belki bu ihanete çok sinirlenmişti, belki de her aşka serpiştirdiği zorlukları onlarda biraz fazla kaçırmış ve böyle sınamıştı bu sevginin esaslığını. Kim bilebilir? Demem o ki, Havva ve Adem koskoca sürgünü hiçe sayıp kavuşmak için imkansız olarak adlandırılan bu yolu kat edip kavuşmuşken; birbirini seven iki insanın aşamayacağı bir engel olduğunu düşünmek bana hep saçma gelir.













