Doğal Seleksiyonla Türlerden Türler Geçilebilir mi?
Charles Darwin tür konusunda şunları yazmaktadır.
-Iranın değişmezliği doğa bilginlerinin özellikle önemsediği ve aradığı şeydir. Üzerinde çalışılan biçimlerin uzun bir dönem farklı kaldığı gösterilebilince ya da umulur hale getirilince bu onları birer tür olarak sınıflamada çok önemli bir gerekçe olmaktadır.
Herhangi iki biçimin ilk çaprazlandıkları zaman biraz kısırlık göstermesi ya da döllerinin biraz kısır olması bile genellikle onların türsel başkalıklarının kesin ölçüsü sayılmaktadır.
Aynı alanda sürekli olarak birbirleri ile kaynaşmadan kalmaları çoğu zaman ya belirli bir ölçüde karşılıklı kısırlığın ya da hayvanlarda çiftleşmeye karşıtlığın yeter kanıtı sayılmaktadır.
-Yaşam koşullarındaki hafif değişmelerin bütün canlı varlıklar için yararlı olduğu inancı eski ve yaygın bir inançtır.
Evrim teorisi doğal seleksiyonun sadece güçlü canlılara yaşama izni verdiğini, zayıfların elemine ettiğini, bu nedenle zaman içinde canlıların güçlenip evrimleştiğini varsayar.
Ancak Darwin, doğal seleksiyona bu anlamının dışında bir anlam daha yüklenmiş,
bu mekanizmanın zaman içinde yeni türler oluşturacağı
Ne var ki bugün evrimciler dahi
doğal seleksiyonun canlıları evrimleştirici bir gücü olamayacağını
kabul etmektedirler. Bizzat Darwin’de bu konuda şüpheler içindedir.
Bu konuda bir dostundan aldığı konuyla ilgili mektubu Türlerin Kökeni kitabına almaktan kendini alamamıştır. Darwin’in ağzında dostu şunları yazmaktadır.
-Bay Mivart şöyle diyor: Bay Darwin’in teorisine göre belirsiz değişime doğru sürekli bir eğilim olduğu için ve çok küçük ve başlangıç halindeki değişimler her yönde olacağı için bunlar birbirlerini etkisiz kılmaya ve pek çok kararsız değişiklikler oluşturmaya eğilimli olmak zorundadır.
Bu sonsuz küçük başlangıçların böylesine belirsiz salınımlarını doğal seçmenin yakalaması ve sürekli kılması için bir yaprakla bambuyla ya da başka bir nesneyle yeterince göze çarpan bir benzerlik yaratması olanaksız değilse çok güçtür.
Darwin'in yakın dostlarından Charles Lyell Türlerin Kökenini okuduktan sonra:
-Bu çeşitliliği yapan güç nedir? İşte esas mesele budur"
diye yazmaktan kendini alamamıştır.
Fakat Darwin dostlarının çok güçlü tenkitlerine rağmen doğal seleksiyonu teorisine almaktan çekinmemiştir.
Fakat bilimsel kanıtlarla desteklenmeyen varsayımların uzun ömürlü olmayacağı açıktır.
İleriki senelerde evrimin itici gücü kabul edilen doğal seleksiyona evrimin bir diğer mekanizması olarak ortaya sürülen mutasyonlarda desteklemez.
Bunun nedeni de genetik bilgiyi geliştirip artıran herhangi bir mutasyonun gözlemlenmemiş olmasıdır.
Canlıların basite indirgenemez kompleks yapıları
neo Darwinizmin özü olan küçük değişikliklerin rastlantılarla kademe, kademe birikmesi ve evrime neden olması kavramını tamamen çürütmektedir.
Yale Üniversitesinden Dr. J. Budziszewski doğal seleksiyonun evrimin nasıl gerçekleştiğini açıklamaktan çok uzak olduğunu şöyle özetlemektedir:
-Herkes doğal seleksiyonun ispinoz gagalarını uzatacağı konusunda hemfikirdir; ancak birçoğu, doğal seleksiyonun Darwin'in iddia ettiği gibi balıkları kurbağalara dönüştüreceğine katılmamaktadır.
...Darwinizm'e gelen en öldürücü darbelerden biri indirgenemez kompleksliği açıklayamamasıdır.
Sistemin çalışması için tüm parçalarının aynı anda bulunması gereken indirgenemez komplekslik doğal seleksiyon tarafından oluşturulamaz.
Çünkü doğal seleksiyonda, canlının sahip olduğu yapılar tek tek evrimleşmeli ve her yeni parça ile sistem biraz daha iyi çalışmalıdır.
Darwinizmin açıklayamadığı bir başka problem ise,
hayatın cansızlıktan nasıl oluştuğu
dur. Doğal seleksiyon sadece yaşayan ve üreyen varlıklar için geçerlidir; ancak bu, canlıların nasıl oluştuğunu açıklayamaz.
Dr. J. Budziszewski’nin teşhisleri doğrudur.
Darwinizm'e gelen en öldürücü darbelerden biri canlılardaki indirgenemez kompleks yapıları açıklayamamasıdır.
Sistemin çalışması için tüm parçalarının aynı anda bulunması gereken basite indirgenemez komplekslik doğal seleksiyon tarafından oluşturulamaz.
Çünkü doğal seleksiyonda, canlının sahip olduğu yapılar tek, tek evrimleşmeli ve her yeni parça ile sistem biraz daha iyi çalışmalıdır.
Evrim teorisinin yanıtlamaktan aciz kaldığı bir başka soru ise hayatın cansızlıktan nasıl oluştuğudur.
Doğal seleksiyon bu soruya herhangi bir yanıt veremez. Bunun nedeni de doğal seleksiyonun sadece yaşayan ve üreyen canlılar için geçerli olduğudur.
Doğal seleksiyon canlıların nasıl oluştuğunu asla açıklayamaz.
Dr. Budziszewski'nin de belirttiği gibi doğal seleksiyonun evrim teorisine kazandırdığı hiçbir şey yoktur. Çünkü bu mekanizma, hiçbir zaman bir türün genetik bilgisini zenginleştirip geliştirmez. Hiçbir zaman bir türü bir başka türe çeviremez.
Deniz yıldızlarını balıklara, balıkları kurbağalara, kurbağaları timsahlara, timsahları da kuşlara dönüştüremez.
Canlılığın ve canlılardaki kompleks sistemlerin nasıl oluştuğunu kesinlikle açıklayamaz.
(Bu konuda geniş bilgi için Johann Gregor Mendel ve DNA bölümlerine bakınız)
Canlıların evrim teorisinin öngördüğü yaşam savaşlarında var edilişlerinde kendilerine verilen melekelerini, yaşam avantajlarını yani mükemmelliklerini korumaya çalıştıkları, başaramayanlar elemine oldukları açıktır.
Bu da tersinim nedeniyle elenme demektir.
Şüphesiz ki bu varsayım evrim teorisinin öngördüğü canlıların doğal seleksiyon sonucunda daha güçlendiği, bunun sonucunda türlerden türlere geçiş yaptığı varsayımından daha akılcı ve daha bilimseldir.
Evrim teorisinin öngördüğü varsayımları ret eden bilimsel kanıtlar bu varsayımının tamamen zıddını ifade eden tersinim teorisinin bilimsel kanıtlarıdır.
Ünlü bir evrimci olan ingiliz paleontolog Colin Patterson, bu gerçeği şöyle itiraf eder:
-Hiç kimse doğal seleksiyon mekanizmalarıyla yeni bir tür üretememiştir. Hiç kimse böyle bir şeyin yakınına bile yaklaşamamıştır. Bugün neo-Darwinizmin en çok tartışılan konusu da budur.
Çağımızın ünlü evrimcilerinden Harvard Üniversitesi paleontoloğu Stephen Jay Gould, doğal seleksiyonun bu açmazını şöyle dile getirmektedir:
-Darwinizm'in özü tek bir cümlede ifade edilebilir: 'Doğal seleksiyon evrimsel değişimin yaratıcı gücüdür.' Kimse doğal seleksiyonun uygun olmayanı elemesindeki negatif rolünü inkâr etmez. Ancak Darwinci teori, "uygun olanı yaratması"nı da istemektedir.