Çelişkilerin içinde yaşamaya o kadar alışmışız ki, beyin artık normal olan şeyleri aykırı, aykırı olan şeyleri ise normal olarak kabul etmeye başladı. İsterdim ki bizde şuan Amerika da ki gibi Guakamole’ye (geleneksel avokado salatasına) bezelye konur mu konmaz mı bu tarz konuları tartışalım. Hatta konu o kadar ciddi ciddi tartışılıyor ki, devlet başkanı Obama da Twitter’dan tartışmaya katıldı ve “küresel saygın” New York Times’da konuyu manşetine taşıdı.
Artık acılar da tıpkı bu çelişkiler gibi bir normale dönüştü. Suruçta 32 gencin hayatını kaybettiği olay duyulduğu anda aslında hiç kimse de o kadar şok olmadı. Çünkü insan hayatının hiç bir değer taşımadığı topraklar burası. Her gün üç ve ya beş kadının çeşitli sebeplerle sinek öldürülür gibi öldürüldüğü bir yer.
İnsanların çirkin binalarda yaşadıkları, sabah sekizden akşam sekize çok düşük ücretlerle çalıştıkları, çok fazla üredikleri ve durumlarından pekte rahatsız olmadıkları bir yer. Fakat bir de durumlarından sürekli şikayet eden “pek solcu” aydınlarımız var. Peki bunlar ne mi yapar?
Bunlar genel olarak, barlarda ülke dertlerine derman ararlar ve kendileri gibi düşünmeyen insanlara genel olarak küçümseyen gözlerle bakarlar. Sürekli eleştirirler hemen hemen her konuda bir fikirleri vardır ama hiç bir şekilde icraatları yoktur. Esasında pek çoğuda orta ve ya üst gelir mensubu ailelerden gelmektedirler fakat piyasa ve küresel düzen hakkında bildikleri en fazla Starbucks’ta oturarak, kapital düzene sövmek üzerinedir.
Genellikle büyükşehirlerin gelir düzeyi yüksek semtlerinde takılırlar ve 50′şer kişilik topluluklar halinde ara ara kendilerinin çalıp duyduğu eylemler yaparlar ve asla belli başlı semtler hatta semtte demeyelim, caddelerin dışına çıkmazlar ve çıkamazlar. Hiçbir zaman kendilerini içinde gördükleri görüşün içinde bulunduğu semtlerde olmak istemezler, olamazlarda. Çünkü yaptıkları tek iş, liberal mahallelerde oturup, liberallere saldırmaktır. Fakat bazen bununlada sınırlı kalmazlar cehape ve cehape zihniyetine de mütemadiyen saldırmayı eksik etmezler. Çünkü artık yepyeni bir sol parti doğmuştur ve ona oy vermeyen hiçbir şekilde bu güruhta yerini alamaz. Fakat ilginç bir şekilde Adriana Lima’nın da destek verdiği görüşünde en büyük düşmanlarıdır.
İşte bu ve daha fazla pek çok sebepten dolayı Türkiye’de hiç bir zaman kendine sol diyen düşünce hiç bir zaman iktidara gelemeyecektir. Çünkü haksızlığa uğrayan, gelir grubu düşük olan kesimleri hiç bir zaman okuyamacak ve anlayamayacaklardır ve gelir durumları nedeni ile demokrasi, özgürlük, kültür ve sanat derdinde olamayacak olan bu insanlara, olmaları gereken bu görüş ters ve itici olmaya devam edecektir. Çünkü insanlar belirli bir refaha eriştikten ve ellerine fazla para geçtikten sonra bu görüşler hayatlarında belirli bir önem taşımaya başlar.
Şuan gelir durumu yüksek gençlerinde kendilerini solcu sanmaları ve yukarıda anlatılan komik duruma düşmelerinin sebebi de budur. Ülkede ki liberal düşünce hakkında bir fikir sahibi olunamaması ve bu görüşün aslında liberal olmayan kimseler tarafından, bir zamanlar belli çevrelere yalakalık yapılarak liberal olunacağı çerçevesinde kirletilmiş olmasıdır. Fakat bu durum hiç bir zaman bu şekilde olmamıştır.
Özetle anlatacak çok fazla ve içine girilecek çok fazla çelişkili konunun olmasından dolayı, herkese olabildiğince akıl tutulmasından uzak bir şekilde, içinde bulunduğumuz ortamda ne kadar iyi olunabilir ve hissedilebilirse o kadar iyi olmalarını diliyorum.