''Cennetin rüzgarı atın iki kulağından geçer.''
Ondan bu dörtnala sevdamız.
seen from Japan
seen from United States

seen from Canada
seen from Iraq

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Malawi

seen from Australia
seen from Australia

seen from Argentina

seen from Malaysia
seen from China

seen from Saudi Arabia
seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from China
seen from China
seen from Tunisia
seen from Australia
''Cennetin rüzgarı atın iki kulağından geçer.''
Ondan bu dörtnala sevdamız.
Modern zamanların en büyük vesvesesi '' benim kalbim temiz '' kuruntusudur. Çünkü akıllarını dünyaya yönlendirenlerin kalpleri şeytanın vesvesesine açık hale gelir. Oysa bize şeytan değil meleğin ilhamına elverişli bir gönül lazımdır. Kalp erdemlere yönelip marifete ve bilgeliğe kapısını açarsa şeytanın yerini bir müddet sonra melek alacak ve insanlık huzura evrilen bir çağın kapısını açacaktır.
İskender PALA
''Kalpler ancak Allah'ı anmakla mutmain olur.''
(Kur'an-ı Kerim, Ra'd, 28)
Son Paragraf'ta bu gün kalbe dair ne varsa İskender Pala'nın yetkin, büyülü kaleminden dinliyoruz. Bazı kitapları sadece okumazsın, bir film gibi izler, dinlersin de bence. Bu da öyle bi kitap. Yeni flörtünüz mü var? Tam hediye etmelik içinden binlerce mesaj iletebilirsiniz karşı tarafa böylece.
Adem ata kalbinin sesini dinleyip arzusunu giderme gayretine düşmeseydi belki de yolu yeryüzünde tövbelere, pişmanlıklara ve umutlara hiç evrilmeyecek; çevresi daralmalar ve genişlemeler, arınmalar ve kirlenmeler, yangınlar ve donmalarla hiç kuşatılmayacaktı. Bu denli önemli mevzu da ortaklaşa toplanıyoruz bu kitapla.
Okunmalı mı? Okunmalı.
Girdapta Bir Can
Yâd elden yanıma çağırdım seni
Gelmek istiyorsun, bırakmıyorlar.
Rüyada, mektupta, albümde beni
Bulmak istiyorsun, bırakmıyorlar.
Umutlar hayaldir, acılar gerçek
Çileye mahkûmsun, kim ne bilecek
Ya bir kuru selâm, ya bir top çicek
Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar.
Otuz yıl ağladın hep yana yana
'Yeter, yazık' diyen olmadı sana
Vefasız dostluğa, kalleş zamana
Gülmek istiyorsun, bırakmıyorlar.
'Çalış' derler, ayak bağlı, el bağlı
'Konuş' derler, dudak bağlı, dil bağlı
'Kalk git' derler, kapı bağlı, yol bağlı
Kalmak istiyorsun, bırakmıyorlar.
Aydınlık ararsın her gün, her yerde
Çekerler önüne yedi kat perde
Zulüm kimden gelir, adalet nerde?
Bilmek istiyorsun, bırakmıyorlar.
Yıllar boyu uykuların bölündü
Uçacakken kanatların yolundu
Hayat hakkın vardı, elden alındı
Ölmek istiyorsun, bırakmıyorlar.
(Suları Islatamadım)
Abdurrahim Karakoç
Yazar Ruskin, bir haftada Avrupa’yı dolaşıp “Avrupa gördüm” diye böbürlenen turistlere çok kızıyormuş. Şöyle diyor; “Saatte yüz mil kat ederek yer değiştirmek; gücümüzü, mutluluğumuzu ve bilgimizi bir nebze bile arttırmayacaktır. Daha fazla şey görebilmek için yavaş yürümek gerekir. Hızlı yürümek bize bir şey kazandırmaz. Asıl değerli olan düşünce, bakış ve histir, hız değil. Gerçek insan olmak isteyenler, yavaş gitmekten zarar gelmeyeceğini bilmelidir. Çünkü insanın zaferi gitmekte değil, var olmaktadır“.
Seni sevip çekildim, dedim dünya bu kadar.
Şömine, sen ve ben... Biraz müzik.