2 sezonluk hasret. Bir uğursuzluk takıntısı. Yaşanan talihsizlikler, mekanik problemler, kimilerine göre kurşun döktürmemi gerektirecek kadar vahim durum… 2012 Cumhuriyet Rallisi'nden sonra başladı herşey. Katıldığımız yarışlarda yaşanan aksilikler, mekanik problemler veya kaza ile bir türlü finiş görememek. Nedendir bilmem hep şanssızlığın bende olduğunu düşündüm bu süreçte. Gerçekten çok can sıkıcı bir hale gelmişti olanlar. Tam 2013 ERC’de tamam bu iş oldu, finiş göreceğiz derken Evo 3’ün kol çıkarmasıyla sonuçlanan şanssızlıklar dizisi…
2014 sezonunda Ulusal Ralli Şampiyonası’nda co-pilotluk yaparken diğer yandan TOSFED Ralli Kupası takip etme hayallerim vardı. Berkay Şavkay ve Evo 3 ile kemikleşmeye başlamıştık. Palio ise garajda elimin altında bekliyordu. Tabi malum iş hayatı, yenilen kazıklar, zamansızlık, sponsor planlarındaki tutarsızlıklar, verilen sözlerin tutulmaması, tamam sponsor oluyoruz diyen kişilerin yarışa 1 hafta kala vazgeçmeleri gibi bilindik sebeplerle koskoca 2014 sezonu bırakın yarışmayı, sonuçlarını bile takip edemediğimiz bir hale büründü. Benzin kokusundan, ALS sesinden, dog box çatırtısından, normal etaptaki slicks lastik uğultusundan uzak kaldık bu sene. Beni çok etkileyen bir ayrılık oldu aslında bu. Astım ilacı olmayan bir astım hastası gibi. Hayatta yaptığım ve sağlığım el verdiği sürece yapmaya devam etmek istediğim en güzel şeylerden birisi olan, her yarışın ilk etabında hala ilk yarışımdaki heyecanı yaşadığım ralliden uzak kalmak… Gerçekten çok zormuş.
Gelelim Hitit Rallisi’ne. Bırakın son haftayı son güne kadar netleşmeyen bir durum vardı bizim için. Öncelikle Palio hazır değildi. Şubat ayının başında Rally 34’e katılırız ve sezon yaparız ümidiyle başladığımız revizyon işi Mart ayında sponsorluk durumunun iptal olmasıyla yarım kalmıştı. Söz veren firmanın destek olmayacağını söylediği gün alet takımlarını bırakıp otomobili öylece kendi haline terketmiştim resmen. İçimden hiç birşey gelmiyordu. Bundan birkaç hafta önce şirkette acil yer açmamız gerektiği için ilk planda yarış otomobilimizi toparlayıp İstanbul’a gönderme kararıyla başladı herşey. Hitit Rallisi öncesi eski arkadaşlarımla yaptığımız görüşmeler ve ANOK toplantısı ile yarışa girip girmeme fikri aklımı kurcalamaya başlamıştı. Malum durumlar nedeniyle çok uzak bir ihtimaldi aslında...
Son 1 - 2 aylık süreçte geçirdiğim zor günler beni çok yıpratmıştı. Kuzenimin aniden vefat etmesi, iş konusunda yaşadığımız sancılı süreçler, omuzlarımda ağırlığını hissettiğim yalnızlık… Hepsi üst üste gelince kimi zaman iyice içinden çıkılmaz bir ruh halinde buldum kendimi. Yarışmaya çok ihtiyacım vardı. Bu süreçte yaşadığım gel-gitlerin sonunda Berkay Şavkay’ın büyük desteği ile start alma kararını verdim.
Son haftada olmama rağmen geç verilmiş yarışma kararı ile otomobili toparlamak büyük bir yüktü benim için. Çok eksiğimiz vardı. Yarışacağım co-pilot bile belli değildi. Sezon öncesi birlikte yola çıktığımız arkadaşım Deniz Ersoy son 1 – 2 aylık süre içerisinde yoğun bir tempoya girdiği için garajdan uzak kaldı. Yine hep iş temposunun yoğunluğundan bahseden eski co-pilotum Burak Navruz aklımdan geçmişti. Aynı hafta içerisinde hemen hemen her gün beni arayan Aydoğan Savcıer ise birlikte yarışmayı teklif ediyordu. Birbirimizi gaza getirir ve yarışta uçarız diye sıcak bakmadım bu teklife. Bu yarış hızlı gitmem değil, finiş görmem gerekiyordu çünkü. Palio’nun yıllanmış arka cam filmlerinde bir ismin izi vardı: Soner Tamer. Kendisi bu otomobille daha önceden start almıştı. 2010 sezonunda Palio’yu satın aldığımda birlikte bir yarışa gireriz diye hayaller kurmuştuk. Soğuk kanlılığı, tecrübesi, kontrolü, yol notu okuması… Kendisi bana göre bu camianın en profesyonel co-pilotlarından birisidir. Bu sebeple Soner’e yaptığım teklifle birlikte start almaya karar verdik.
Antreman günü Peugeot 205 antreman otomobilimiz ile yola koyulduk. Keyifli bir antremanın ardından yol notlarımızı tamamlamıştık. Etaplardaki saman şikanlardan 205 ile eğlence amaçlı hızlı geçmeye çalışma girişimlerim bir iki saman balyasına kısmı dokunuşlarla da olsa gayet başarılı sonuçlanmıştı. (Şikanların beton olacağını biliyordum)
Antreman otomobilimiz 1993 model Peugeot 205 Junior oldu.
Etaplara giderken aklım yarış otomobilimdeydi. Bu sebeple hiç bitmeyen bir telefon trafiği yaşıyorduk etap aralarında. Arıza sisteminin bize söylediği tüm kritik parçaları yenilememize rağmen otomobilimizde 3000 – 4000 devir aralığında güçten düşme, pırlama ve duman atma problemi vardı. Bu sorunu çözmek için otomobilin başında olmam gerekiyordu.
ECU arızası ile cebelleşme anlarımızdan kötü bir hatıra fotoğrafı
Hızlıca yaptığımız antreman sonrası saat 15:00 gibi yarış otomobilimin yanında olabildim. Frenler değişti, Proflexler takıldı. Problemin kaynağının ECU olduğu ortaya çıktı. Diğer eksiklerle beraber bu sorunu çözüp eve gittiğimde saat sabah 05:00 idi. 2 saatlik uyku sonrası İstanbul’dan gelen kaskları almak için otobüs terminaline gittim. Saat 8.30’da tekrar otomobilin başındaydık eksiklikleri gidermek için. Alt kaplamalar, koltuklar, kemerler maalesef sabaha kalmıştı. Tüm bunları eksiksiz ve sağlıklı şekilde yetiştirip start alabilmek için kulübe Fors Majör başvurusunda bulunup teknik kontrolümüzü start öncesine ertelettik. Start alabilmemizin başka bir önemi daha vardı. Şehir dışından yarışa katılan iki rakibimizin şampiyonada puan alabilmeleri için yarışa en az 3 otomobil katılması gerekiyordu. Bu sebeple ne olursa olsun emeklerin boşa çıkmaması için start almalıydık. Yaşanan telaş sonrası birkaç eksik (!) harici starta yetiştik. Arka dingile asfalt yaylarının takılması, otomobilin 5 cm alçaltılması, egsoz kaçağının giderilmesi, el freni ayarı yapılması gibi ciddi eksiklikler bunlardan bazılarıydı… Starta gelmemizle şampiyona kovalayan rakiplerimizle beraber bizde rahat bir nefes aldık.
ANOK ailesi alışıldık şekilde kaliteli bir organizasyona imza attı. Start güzeldi. Start saatini beklerken sert bir kahve ile 2 saatlik uykunun getirdiği uykusuzluğu atmaya çalıştım. Saatimiz geldi, start aldık ve ilk etaba doğru yola çıktık.
İlk etabın Zaman Kontrol noktasına girdiğimizde Palio ilk şakasını yaptı bize. Bir anda hidrolik direksiyon pompası bozuldu ve direksiyon sertleşti. Henüz etaba girmeden bu tarz bir problemle karşılaşmak uğursuzluk dizisinin devam edeceği hissini yarattı. Sonrasında gözetmen arkadaşların etabın normal etaba çevrildiğini söylemeleriyle beraber kafamdaki planı uygulamaya koyuldum. Bej Diagonal tabelasını geçer geçmez sağa çekip direksiyon pompasını kontrol ettim. Haznesinde hiç yağ kalmamıştı. Sonrasında pompanın kayışını maket bıçağı yardımıyla keserek devre dışı bıraktım. Bu işlemle beraber direksiyonun değişken sertliği ortadan kalktı. İlk etabın normal etap olması bizim için büyük bir şans olmuştu. Direksiyon pompasının arızası sonrası otomobilin sürüş karakteri inanılmaz şekilde değişmişti. Daha önce bizzat başıma gelen bir olay olmadığı için bu sorunun sadece direksiyonun sertleşmesine sebep olacağını düşünürdüm hep. Çok yanlış bir düşünceymiş bu. Direksiyonun sertleşmesi en hafif problemmiş meğer. Asıl problem otomobilin yoldaki en ufak detayları direksiyona yansıtmasıymış. Tıpkı çok güçlü diferansiyel kilidi olan, devamlı sağa sola çeken önden çeker bir otomobil gibi. Etapta ilerledikçe yağmur şiddetini arttırmaya başladı. Bu esnada şikan geçişindeki talihsiz kazayı gördük. Etabın sonlarına doğru sis başladı. İlerledikçe etkisini artıran sis bir ara 5 metreye kadar görüşümüzü kısıtladı. Notlarımızı kontrol ederek temkinli şekilde etabı tamamladık ve 2. Etaba doğru yola koyulduk.
Karşımıza çıkan harika gökkuşağı
İkinci etaba geldiğimizde hava biraz daha iyiydi. Yarış temposunda geçeceğimiz ilk etaba gelmiştik. Köy içinde sol sert virajda önümüze çıkan tavuğa zarar vermedik. Özellikle sert sol virajlarda neredeyse durma kıvamında dönmek zorunda kaldık. İkinci etabı risk almadan temkinli şekilde tamamladık.
Üçüncü etap startı Soner'in keyfi yerindeydi.
Üçüncü etap yarışın en güzel etabıydı bence. Etabın sonundaki kaliteli mıcırsız asfalt tırmanma bölümleri ve kombine virajlar… Bu kısma geldiğimde kendimi kaybedip zevkten bağırdığımı hatırlıyorum. Yine aynı kısımlarda inişli-çıkışlı harika bir viraj kombinesinde yazdırdığım yol notuna zevkten küfür etmem gibi bir durum oldu. Kesinlikle yarışın en eğlenceli etabıydı. Günün son etabı tamamlamamızla beraber servis alanına doğru yola koyulduk.
Servise geldiğimizde yağ kaçağının kaynağını teşhis edemeden kayışı kesmem nedeniyle sorunun kaynağı konusunda tereddüt yaşandı. Teşhis uzun sürdüğü için tamirat işlemi ister istemez uzadı.
Direksiyon pompası ile sınavımız
Sistemdeki problemi tam anlamıyla gidermeyi servis süresi içerisinde başaramadığımız için 4 dakika gecikme ile 40 saniye zaman cezası aldık. Bu süre ile beraber ilk günü sınıfımızda ikinci olarak tamamlayarak otomobilimizi kapalı parka bıraktık.
Kapalı Park' ta gün sonu. 2012 sezonunda kullandığımız Fiat Palio S1600 ve Gr. N Palio yan yana.
İkinci günün sabahı hava harikaydı. Sıcaklık düşük olmasına rağmen yağmur ve bulutlardan geriye eser kalmamıştı. Iron Maiden ve Rammstein şarkılarıyla yüksek motivasyonlu başlamıştık güne.
İlk etap oldukça keyifliydi. Etabın sonlarına doğru frenler ısındıkça adrenalin dolu anlar arttı. Yokuş aşağı sağ 6 kaygan virajda kısmi kafadan kaymamız ve virajı limitlerinde dönmemiz, etabın son düzlüğündeki şikana yaklaşırken yaptığımız frenajda frenlerin kıtı kıtına tutması ve son anda manevra yapabilmemiz… Stop noktasında fren balatalarından gelen kokular etabı özetliyordu aslında.
İkinci etap güzel geçti. Yokuş aşağı düzlük sonundaki beton şikanın birisinin çarpması sonucu açılmış olduğunu görmeme rağmen neden sonuna kadar fren yapıp yavaş geçtiğimi hala anlamış değilim. Yol notuna bu kadar bağlı olmam şaşırtıcı değil mi? Aynı zamanda co-pilotluk yapmamın etkisinden olsa gerek.
Üçüncü etap bizim keyif etabımızdı. Tempoyu biraz daha artırıp günü güzel kapatalım istedik. Oldukça hızlı başladık etaba. Bu etabın içinde tepe üstü sağ 2 olan SOS noktasını bir türlü güzel dönmeyi başaramadım. Aklım o virajda kaldı. Etabın sonlarına geldiğimizde tepe üstü sol 4 notlu viraja geldik. Viraja görmeden girdiğimiz için virajdaki mıcırlar bize kötü bir sürpriz yaptılar. Virajın tepesinde yola dik şekilde kaymaya başladık. Direksiyonu sağa çevirmemle otomobil geri dönerek bankete indi. Hemen çalıştırıp yola çıktık ve bir geri manevra ile tekrar etaba döndük. Tahminen 30 saniye civarı bir zaman kaybına neden oldu bu hata. Etaba döndükten sonra otomobilde hasar olup olmadığını bilmediğimden birkaç viraj temkinli gitmek durumunda kaldım. Etabın keyifli son virajlarına geldiğimizde normal tempomuza dönerek keyifle tamamladık etabı.
Servise döndüğümüzde keyfimiz yerindeydi. İki senelik uğursuzluk Hitit Rallisi ile ortadan kalkmıştı. Finiş seremonisini beklemeye koyulduk. Ödül töreni için sıramızı beklerken yaşanan talihsiz yangın olayı canımızı sıktı. Neyse ki çok ucuz şekilde atlatıldı olay. Kupalarımızı aldık, hatıra fotoğrafımızı çektirdik ve 41. Hitit Rallisi’ni başarıyla tamamladık…
Yarış sonrası soğuk bir Ankara akşamında adrenalin dolu bir yarışı geride bırakmanın hüznü ile normal hayata dönüş … Hayattaki en itici anlardan… Bir sonraki start kim bilir ne zaman olacak?
2014 Hitit Rallisi / Can Hergüner - Soner Tamer... paylaşan: rallivideo
Otomobilimizin hazırlanma sürecinde tüm organizasyon ve yedek parça islerini takip eden asistanim Derya Eroğlu 'na,
Özellikle son 2 gün benimle birlikte gece gündüz çalışan Ali Yüksel ve Yasin Yüksel'e,
Otomobilin her türlü isinde bana yardım eden Serkan Özkan 'a,
Yarış öncesi kaybolan kasklarin yerine acil kask bulmak konusunda bize yardımcı olan Murat Günarslan ve Sedat Bostancı 'ya,
Yarış boyunca bize destek olan ve servis veren Pegasus Racing ekibine, Cem Acar'a, Arslan Acar 'a, Atilla Gökçen 'e,
Hidrolik Direksiyon pompası problemini çözen Murat Altuntaş'a ve Ali Çapraz' a,
Harika bir organizasyona imza atan Anok ailesine, G MetinErtuğrul ' a, AGK Gözetmen arkadaşlarıma,
Yaris oncesi destegini esirgemeyen dostum Mesut Sami Bıyık 'a,
Abim Berkay Hakkı şavkay 'a...
Ve buraya ismini yazamadigim tüm değerli arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.