Hoşlanmak, Sevmek, Aşık olmak...
Saçları rüzgardan uçuşan, kokusu uzaklardan ta sana kadar gelebilen ve başını kaldırıp baktığında gördüğün kişi ile tanışmak istemek, adını öğrenmek istemek, kısacası gördüğün kişi hakkında detaylı bilgi sahibi olmak istemektir hoşlanmak. Anlıktır ve çoğunlukla geçicidir. Çünkü bu onu ya ilk ve son kez görüşündür ya da ilk gördüğünde onu tanımadan sadece hissettiğin. Kendini bilen insanların kurduğu naif bir cümledir; “Güzel kızmış...”, “Yakışıklıymış...” cümleleri. Hoşlanmak da tam olarak budur. Kimse inkar edemez ki, her gün birileri birilerinden kesinlikle hoşlanır. Bunu kendine itiraf edemese bile. Hoşlanmak ve hoşlanılmak güzel bir duygudur, kalbi iyi niyetli olanlarda...
Sevmek hoşlanmanın bir kademe üstünde yer alan bir duygudur. Hoşlandığı kişiyi tanıyıp, onun neler yaptığı hakkında bilgi sahibi olan kişidir seven. Onu her gördüğünde içinin titremesi, konuşmak istemesi, gözlerinin içine bakmak istemesidir. Seven kişinin en kötü yanı çoğunlukla istediklerini gerçekleştirmeye cesaret edememesidir. Onu hiç kazanmamış olmasına rağmen kaybetmek istememesidir. “Seviyorsan git konuş!” ne kaybeder ki insan? Hoşlanmak gibi değildir. Kalıcı ve yıkıcı izler bırakma olasılığı yüksektir. Eğer birisinden artık hoşlanmanın ötesinde bir duyguyla onu her gün aklınızda, kalbinizde barındırıyorsanız acele edin. İçinizde hep şu soru sorulu olsun; “Ne kaybederim ki?”. Başka birisiyle görüp acıların felaketi olan pişmanlığı yaşamaktansa kazanmak için kaybetmekten korkmayın!
Aşık olmak... Yaşamayanların tarif edemeyeceği, yaşayanların ise çoğu noktada kendisinin bile anlam veremediği bir duygudur. Anıların birikmesidir, birlikte çekinilen onca fotoğraftır, birlikte dinlediğiniz tek şarkıdır, tuttuğunuz tek yıldızdır, gün doğumunu tek bir battaniyeye sarılı seyretmektir, insanların sizden “sen” değil “siz” diye bahsetmesi, kendinizin sizi “biz” diye tanımlamanızdır... Hep sonsuza dek birlikte yaşamak istemek, çoğu zaman hayal gibi günleri sözde geride bırakabilmektir. Lakin geride bıraktığınızı sandığınız günleri hep hatırlamaktır. Bir kaza sonucu hafızanızı kaybetmek istemenizdir. “Unuttum” derken bile unutamamaktır. Gün doğumunu birlikte izlemek yerine yalnız başına ay ışığının altında göz yaşlarını hıçkıra hıçkıra saklamaktır. Tüm sınavlardan, zorluklardan geçen, bütün zorlu merdiven basamaklarını ayakları kayıp en başa kadar düşse de inatla tekrar çıkıp başaranların mutluluğa adım atmasıdır. Aşk; kişinin benliğini değiştiren tek duygudur. Aynı anda hem olgunlaştıran hem çocuklaştıran duygudur. Aşk; ondan başkasına kör olup, ona kördüğüm gibi bağlanmaktır. İki yürekte tek bir ruhtur...
Bu yazım da resimsiz olsun. Resim de ressam da siz olun...