I gotta make a Pride themed drawing before the month ends so have a fabulous Mengben and his less fabulous alts!

seen from Switzerland

seen from United States
seen from Singapore

seen from South Africa
seen from United Kingdom
seen from China

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from Germany
seen from France
seen from Switzerland

seen from United Kingdom

seen from Switzerland

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
I gotta make a Pride themed drawing before the month ends so have a fabulous Mengben and his less fabulous alts!
Abandoning Husun (2007).
Husun (iyi)-Kubuh (kötü) ve Emir-Nehy (yasak)
Şâri’-i Teâlâ hakîmdir.
O, emrettiği şeyleri iyi olduğu için emrederken, nehyettiği şeyleri de kötü olduğu için nehyeder.
Aklın hükmü tayin konusunda belirleyici bir etkisi yoktur ve akıl Mu’tezilenin iddia ettiği gibi hâkim değildir.
Ancak Mütekellimin usulcülerinin dediği gibi o sadece Şâr’i’in hitabını anlamaya yarayan bir alet de değildir.
Bilakis Şâri’in hitabından önce de akıl fiillerdeki hüsün ve kubuh’u idrak edebilir.
Ne var ki vâcib, haram, mübah gibi hükümler ancak Şâr'i'in bunları bildiren hitabı ile sabit olur.
Şer’ öncesinde aklın ulaştığı bilgilere herhangi bir hüküm terettüp etmez.
Esasen Şâr’i’in emir ve nehiyleri aklî anlamda da hasen ve kabihtir.
Ancak aklın hasen ya da kabih gördüğünü şer’i olarak da hasen ya da kabih kılan ilahi hitap, yani emir ve nehiydir.
Her ne kadar hüsün-kubuh nitelikleri emir ve nehyin sonucu (mucebi) değil de gerekçesi (medlulü) olsa ve akıl bunları idrak edebilse de
aklın hüsün-kubuh hakkındaki bilgisi ancak şer tarafından teyid ve te’kid edilmek sureti ile bağlayıcı olabilir.
Aksi halde aklın bu bilgisinin –Allah’a iman dışında- hiçbir bağlayıcılığı yoktur.
Bu sebeple hukuki manada sorumluluğun yegâne kaynağı emir ve nehiydir.
Bu konuda hâkimiyet mutlak manada şer ’dedir.
Salt akla dayalı bir hukuki sorumluluktan bahsedilemez.
Görüldüğü gibi hanife hukukçular Allah’a iman sorumluluğu ile ameli (şer’i/hukuki) sorumluluğu birbirinden ayırmakta, birincisini akla ikincisini ise şer’i hitabın varlığına dayandırmaktadırlar.
Yani Allah’a iman konusunda akıl mûcib, hukuki sorumluluk söz konusu olduğunda ise akıl müdrik, şer’ mûcibtir.
Bu konuda akıl şer’in bildirimlerine muhtaçtır.