Elazığ Kültür
seen from United States
seen from Ukraine

seen from United States

seen from United States

seen from Denmark

seen from Russia

seen from United States

seen from United States
seen from Israel
seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Bangladesh

seen from Australia
seen from United States
seen from Russia
seen from France

seen from United States

seen from Mexico
Elazığ Kültür
Benim için çaba harcanmazmış. Yüzümü görmek, sesimi duymak için uğraşılmaz, bir kalbim olduğu ve kırılabilirecegi düşünülmez, akla gelse bile umursanmaz. Bir köşeye atılırmış.
Sevilmez hatta bir kere bile başım okşanmazmış benim. Olsun. Olsun alışırım. Daha alışamadım belki ama alışırım elbet. Hep 8 yaşında bir çocuğun umuduyla bakamam ya hayata. Elbette söner umutlarım. Elbette büyür o küçük kız çocuğu. Elbet bir gün anlar.
Anlar değil mi? Anlamak zorunda. Biz sevilmeyiz. Biz bir yere ait değiliz. Biz her yere fazlalığız. Büyü artık çocuk. Büyü ki içim artık acımasın.
Umudum kalmadı artık aşkı, sevgiyi ve mutluluğu arayan değil ondan kaçanım ben çocuk. Sende yalvarırım sus ağlama alışacaksın. Bu hızım için daha iyi. Kalpsiz ol çocuk hep denk geldiğin o kalpsizlerden ol. Onlar mutlu sen ise bak şu haline ve ders al. Kalpsiz ol çocuk sana yalvarırım sök at şu kalbini.
kendinden kaçmak için sığındığın tüm limanlar su altında kalınca anlıyorsun gerçeklerde boğulmanın ne demek olduğunu. sabrettiğin şeylerin, affettiğin kişilerin her türlü fedakarlığına değmeyecek insanlar olmasına rağmen mecbur kaldığını. boğazına düğümlenen her bir acının kalbini titreten her bir korkunun seni daha çok ezdiğini. tüm bunların yanında acının o yara izi gibi bıraktığı tebessümün sana çok yakıştığını. korkunun o ezici hakimiyetindeyken mimiklerini ne de iyi sakladığını, gerçeklerini ne de güzel örttüğünü kimse bilmiyor. bilmeyecekler. acıya karşı o kadar azaldı ki direncin o kadar bittin ki artık olmayan birini oynuyorsun, kendi gerçeklerin üzerine yalan bir hayat kurguluyorsun ve kimse anlamıyor. anlamasınlar. kendi başına yetebilmenin ağır yükünü sen biliyorsun o yükün ağırlığını her vakit omuzlarında hissediyorsun ve belki de bundan istiyorsun kalbine dokunan, güveniyle huzur veren bir destek. yetemediğin her nokta öyle bir batıyor ki öyle can yakıyor ki. şanssızlığa doğmuş şansına hiç kavuşamamış bir kader. zor bazı şeyler çok zor ve sebebi belli ve sen o sebebe mecbursun. artık gözün bile dolmuyor acı gerçeğe öyle bir alışmışsın ki artık canını yakmıyor sadece boşluğunda fırtınalar kopuyor ve biliyorsun o boşluk dolmayacak o boşluğun açtığı yaralar da kapanmayacak. ama sen her daim gülümse. canın yansın gülümse. sinirlen gülümse. üzülünce gülümse. hayal kırıklığına uğrayınca gülümse .her duyguya gülümse. dostuna gülümse, düşmanına sarıl.
'talihsizum talihsuz ondan ağlamalarum'
21.12.25
Bir kedi görürsün hani sokakta ona seslenir çağırırsın sevmek için. İstediğin o dur o gelsin biraz seveyim belki o da beni sever oturur kucağıma seçilmiş insan gibi hissederim kendimi dersin. Ama. Ama işte başka bir kedi daha vardır biraz uzakta ama görünmeyen bir yerde. Senin sesini duyunca sevilme ihtimaliyle saklandığı o yerden çıkar ve gelir. Senin istediğin kedi o değildir ama o kadar sevimli ve sevilmeye açtır ki dayanamaz onu seversin. Ama aklın öteki kedide kalır o ise hiç umursamaz kendini temizler belki nazlı bir bakış atar ve gider.
Ben o istenmeyen ama dayanamadigi için sevilen o kediyim. Her sese giden belki bu sefer beni isterler diyen o kediyim. Özenle saklanan ama en ufak sevgi ihtimaline herseyi geride bırakan o kediyim.
Sonra sıkılırsın kediyi sevmekten gitsin diye uğraşırsın ama o kedi o kadar ister ki sevilmeyi gitmez, hatta gitmemek için herseyi yapar. Ama sen de ısrarcısındır işlerin vardır hayat akar senin için. Ama ya o kedi. Umursamaz en sonunda dayanamaz ısrarlarına kalkar gider bakmaz arkasına. Aslında bakar ama işte gitmişsindir sen. Yine saklanır bir yerlere bekler. Bekler ki belki biri daha sevmek ister. Ama asla o değildir sevilmek istenen. Belki de sadece öylesine sevilir ama asla eve götürülüp bakılan kedi o olmaz. O öyle durur orada. Hep bi saklanır ve bi umut çıkar saklandığı yerden. Ama sonuç hep aynı. Fakat asla vazgeçmez. Elbet bir gün biri onu da alır ve evine götürür. Biri bir gün gerçekten sadece ona seslenir mi. Belki. Bilinmez ama o hep ümit eder.
Belki bir gün biri de beni sever beni ister diye. Ama gelecek her daim güzel değildir. Bekleyip görmek dışı bir şey gelmez elinden.
Bir gün o kedinin sevilmesi dileğiyle.
..Yıldız olmak istiyorum ..
..Gökyüzünde yaşamak istiyorum..
Hep sevip sevilmek istedim aslında. Ama öyle bir devire denk geldi ki ömrüm. Kadınlar erkekleri cüzdan, erkekler kadınları cinsel obje olarak görüyor. Kimse sadece el ele tutuşmanın huzurunu çıkarmıyor. Kimse gözlerinde kaybolmuyor birinin. Kimse kokusunu içine çekerek sarılmıyor bir diğerine.
Sanırım benim devrim değil bu devir. Seviyorum ama sevilmiyorum. Tamam belki safım,belki biraz tuhafım, biraz da heyecanlı yerinde duramayan biriyim ama asla tam anlamıyla kimsenin kimseyi sevmeyeceğini bilecek kadar zekiyim. Yazıklar olsun bu devire, yazıklar olsun bir başkasının kalbini düşünmeden hareket eden herkese. Yazıklar olsun herkesleşen bizlere. Ve yazıklar olsun bana hala saf aşkı, sevgiyi, güveni ve sadakati aradığım ve varlığına inandığım için.
Ben bu devirden etimle kemiğimle nefret ettim. Beni görmeyenlerden nefret ettim. Sadece kullanmak isteyen insanlardan nefret ettim. Ben bu hayattan nefret ettim.
Asla bulunmayacak bir şeyin peşinde harap ettim ömrümü. Ve asıl üzücü kısmı umutsuz bir umutlu olarak buna sonuna kadar devam edecek olmam.
Artik bulutlara yaziyorum hasretimi, yagmur yağınca anlarsın ne çok özlediğimi🤍
1 golden yatilir mi anasini siktigimin pragı çekoslovakyanın ayrildigi gibi annenizi ayirip sikeyim