Siz "beklemeyi" alışkanlık haline mi getirdiniz? Yaşamınızın ne kadarını bekleyerek harcıyorsunuz? Burada bahsettiğim daha çok büyük ölçekteki bekleme halidir; sonraki tatili bekleme, çocukların büyümesini bekleme,daha iyi bir iş, anlamlı bir ilişkiyi bekleme, önemli olmayı, aydınlanmayı bekleme...
Beklemek zihinsel bir haldir.Temelde bu sizin geleceği istediğiniz şimdiyi yadsıdığınız anlamına gelir.Siz hali hazırda elde edilmiş olandan daha iyi varsaydığınız durumları projekte etmekte ve anı kabul edememektesiniz.
Her türlü büyük ölçekli bekleyişte siz , farkındalık içinde olmadığınızda, burada ve şimdi, yani zihinsel olarak yadsıdığınız zaman ile, arzu edilen gelecek arasında içsel bir çatışma yaratırsınız.Bu sizin Şimdiyi yitirmenize yol açtığı gibi ,içsel muhakeme ve arzu edilene harcanan enerji ve varsayımlardan dolayı yaşam enerjinizi de sekteye ugratacaktır.
Yaşam durumunu düzeltmeye, iyilestirmeye çalışmakta yanlış bir şey yoktur.Hatta cevresel durumların cok müdahil olmadığı ve kişisel mecralarda oluşan gelisim cabaları olumlu ilerlemeler saglamaktadır.Dolayisiyla siz "yaşam-durumunuzu" duzeltebilirsiniz , ama şimdiden ayrı bir zaman diliminden oluşan ( gelecek) her türlü oluşabilecek çevresel ( sistem, ekonomi,kisilerin kararlarina mudahale edememek)varyantlardan dolayı tam bir yetkiniz bulunmamaktadir. Bundan dolayı icinde bulundugunuz zaman sadece "yaşamın ta kendisidir"Asıl olan budur.
Eckhart tolle/şimdinin gücü














