Başta günlerdir uyuduğu gecelerde yıldızlara anlatıyordu derdini. Ama her “Büyücü” kısmına geldiğinde içinden anlatmaya devam ediyordu. Sesli olarak söylese sanki biri onu bulup öldürecekmiş gibi geliyordu.Yakılmaktan korkuyordu aynı zamanda da Sera’ ya yardım edememekten
Yakılma korkusu saçmalıktı. Bunu biliyordu ama geçmişi de biliyordu. Salem’ i duymuştu. Yakılanlar, damgalananlar vardı. Sera ona kaç kere anlatsa da olmuyor yine de korkuyordu. Yeni şeylere alışmaya çalışıyordu.
ARADAN İKİ HAFTA GEÇTİ...
Bir takım korkuları - Yakılma senaryoları ve ölüm acıları- gidiyordu. Sera’ yı aradı. Ulaşmakta zorluk çekiyordu. Eve dönmesi gerekiyordu. Şu an olduğu yerden, yazlıktan hiç memnun değildi. Odasına gidip bavulunu hazırladı.Buz dolabını boşalttı. Anahtarları alıp çıktı.
Bir kaç üst sokağa giderken bir ses duydu. Göz ucuyla baktı sadece. Eski arkadaşları Yağız ve Yavuz kavga ediyordu. Durmadı, ilerledi kendi işi daha önemliydi. Durağa giderken önünden geçen dolmuşu durdurdu. Bindi, parayı verip en arka koltuğa geçti. Tekrar Sera’ yı aramak için telefonunu buldu.
Çaldı. Çaldı. Çaldı. “Hıh” dedi Burak. “Efendim” dedi bir adam. “Sera nerede Rasim amca” dedi Burak Sera’ nın babasına. “Burak buraya gelsen iyi olur. Müsait değil Sera şu anda” dedi Rasim. “Sera’ ya bir şey olmadı değil mi ?” dedi Burak. “Yok yok. Olmadı iyi, hatta çok iyi. Ama olan bize olacak” dedi Rasim eğlenceli bir sesle. “ Nasıl yani?” dedi Burak. “Gelince anlarsın. Sevgili daha tanımıyorsun” dedi Rasim ve kahkaha attı. “Tamam Güzelbahçe’den çıkmak üzereyim şu an 1 saate Bornova’da olurum”dedi Burak bu kadar gülünecek ne var diye düşünürken. “Tamam. Görüşürüz.”dedi Rasim.
Burak eve yaklaştı. Üç dört dakika daha yol gittikten sonra indi. Apartmanın önünde durdu ve balkona doğru kafasını kaldırdı. “Oha sarmaşıklar ne zaman geldi?” dedi Burak.Hemen kapıyı açtı. Önce kendi katına 2.kata çıkıp bavulunu bıraktı. Sonra 5. kata koşarak çıktı. Kapı açıktı ve her yerde sarmaşık vardı.Rasim elinde baltayla sarmaşığın kalın kollarını kesiyordu. İçeriden Betül -Sera’nın annesi- geldi “Bize yardım et zaten her şeyi biliyorsun”dedi.
Elindeki baltayı verirken “Hızlı hızlı halletmemiz gerekiyor”dedi. Arka odadan Sera’nın ablası ve iki tane kuzeni çıktı. Rasim onların ellerindeki demetlere bakarak “Çöpe atılacaklar” dedi. Ardından Rasim “Berrak sendekiler saklı odaya” dedi. Berrak “Tamam amca”dedi ve bir odaya doğru gitti. “Burak sen kesmeye başla. Demetleri bana göster ayrılacak türleri göstereyim. Ne olursa olsun apartmandan birine yakalanma. Sonra bu kadar sarmaşık nereden çıktı diye sorguya çekilmeyelim”dedi Rasim gülerek. Burak “Umarım sonunda açıklarsınız neler olduğunu değil mi?” dedi ve Rasim evet şeklinde kafa salladı. “4 saatimiz var bitirebilmek için istersen başla” dedi Berrak kızgın bir şekilde.
Burak kaslı kollarına teşekkür etti. Herkesten daha iyi kesebiliyordu.
4 saatin sonunda evde tek bir sarmaşık yaprağı bile kalmamıştı. Sera odasından çıktı Burak’ı gördü. Burak koltuktan kalktı hemen “Nasılsın?” diye sordu. Sera kahkaha attı “Evet hemde hiç olmadığım kadar” dedi. Burak herkesin gülmesinden rahatsız oluyordu “Birisi bana artık olanları anlatabilir mi ?”dedi sinirlenmek üzereydi. “Sera sana anlatsın”dedi babası. Burak Sera’ya döndü “Gel benimle” dedi Sera. Burak’ın elinden tutup odasına götürdü.
Sera odaya girdiğinde Burak’a dönüp “Seni seviyorum” dedi ve dudağından öptü. Sonra da boynuna bir öpücük bıraktı. “Çok yorgunuz” dedi Sera. “Gel uzanalım ve anlatmaya başlayayım sözümü kesme sakın” dedi gülerek. Yatağa yan yana uzanıp tavana baktılar.
“Sana geçenlerde büyücü olduğumu ve sevişemeyeceğimi söylediğimde şaşkınlıktan ölüyordun, şimdiyse buradasın. Seni işte bu yüzden çok seviyorum. Tabi başka nedenleri de var. Mesela beni olduğum gibi kabul ediyorsun. Çok hoşlanıyorum senden. Ve beni yarı yolda bırakmayıp, merak edip geldiğin için de teşekkür ederim. Artık her şeyi bilmen gerek.Bu az önce temizledikleriniz benim çocukluk kabuklarımdı. Bugün benim doğum günümdü ve artık tam bir kadın oldum. Özür dileme hiç bu karmaşada unutman normal. Zor günler geçirttim sana biliyorum. Ama yine de beni önemsediğin için bugün buradasın. Evet şu an kalbini okuyorum. Saf ve çok sevimli... “dedi Sera ve konuşmasını hızlı hızlı bitirdi. Burak o konuşurken yüzü şekilden şekle giriyordu. Özellikle de kalp konusunda utanmıştı. Ama güzeldi, hissettiklerini bilmesi hoşuna gitmişti. Sera Burak’a döndü.
Burak’da Sera’ya dönüp “Sana yalan söyleyememek biraz zor olacak”dedi ve göz kırptı, yanağını okşadıktan sonra dudağından öptü. Sera “O kadar sarmaşık çıkardım yoruldum bana sarılır mısın?”dedi. “Sahi onları nereden çıkardın?” dedi Burak” Sera sus işareti yaptı, göz kırpıp gülümsedi. “Yok artık” dedi ve sarıldığı yerde - kuyruk sokumunda- yara olduğunu fark etti. “Uyursam geçecek” dedi Sera. Burak hemen göğsüne çekti Sera’yı. Kokusu toprak gibiydi. Soluması zor ve insanı kışkırtan, huzur veren bir kokuydu. Biraz sonra Sera’nın uyuduğunu fark etti ve kulağına “ Sana bir şey olmasından korkuyorum” dedi Burak.
Sera’yı uyandığında bulamaz - için 8.Bölüm’e
Sera’yı uyurken yalnız bırakır - için 11.Bölüm’e Gidiniz. Gidemiyorsanız bir sonraki Cumartesiye kadar bekleyiniz.