
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Brazil
seen from China
seen from China

seen from United States

seen from Singapore

seen from Switzerland
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Sweden
seen from Germany
seen from Malaysia

seen from Switzerland
seen from Switzerland

seen from Singapore
seen from Türkiye

seen from United States
seen from Iraq
seen from Switzerland
güneş katlanıp dürüldüğünde hiçbir işe yaramayacak bütün o yolları bilmek de
Şiirimiz nâra-yı haktır, dersimiz seyrân-ı Hû Kalbimiz gülistan-ı haktır alnımız ferman-ı Hû Ezelde duyduğumuz o sesin ebedi pervanesiyiz Şarkımız makam-ı haktır, susmamız kelam-ı Hû Bir kuyudan acı çekmeyen ne bilsin bizim Yusuf ’umuz Kovamız menba-ı haktır kuyumuz mirac-ı Hû Ne ki yazamaz melekler peşindeyiz o amelin Arzumuz sima-ı haktır derdimiz aşk-ı Hû
Said Yavuz (Şair)
Bazı yüzler bakmamak içindir Ahmet Bir yaprak gibi saklamak için Güller koparmamak içindir Sözünü kesmemek gibi bir dervişin Yarım bırakmamak gibi güzel bir şiiri Hüzün ey yüzünün ebedi kardeşi Senin soluğun benim ciğerlerim içindir Sensiz yaşadım kim beni nerden bilecektir Ama severim rüzgârların sevdiği gibi başakları Kaç kez atmışsa kalbim o kadar senindir
Said Yavuz (şair)
Yaşayana Ölüm Tarifleri
Hiç roman yazmadım bilemem nasıl yaşanır uzun bir hayat
Nasıl yazılır bilemem
Masalından atılmış Leyla’yı yeni bir aşka ikna etmenin şiiri
Hiçbir şey geri dönmüyor dünyaya
İlk fırlatıldığı zamana
Uçmayı bir baş dönmesi sanmaya alışırdım belki de
Yalnız içimdeki müziği çalmanın ustasıyım oysaki
Yaşamın sonuna gelmişim gibi yaşıyorum her günü
Füruğ gibi ben de uzun bir caddedir demiştim yaşam
Ben başında sen sonunda beklediğimiz
Ve kader aramızda gidip gelen bir tramvaydır orda
Bana dolu gelirken sana bomboş giden
Yaşam demiştim, yabancı bir şehrin
Uzak bir otelinde kalmışız mahcubiyetidir belki de
Tanımlamalardan sıkıldım, tanımaktan dünyayı
Hâlbuki dünya beni tanımıştı,
Bir Yusufçuk böceği gibi dalgın atlatmıştım sebepsiz günleri
Geyiklerin karnını yasladığı sarıçamlara benzetmiştim
Yeryüzünün bayram sabahlarındaki ürpermesini
Esperanto demiştim birden yüksek sesle Esperanto
Hiçbir yere gitmek istemese de her yere giden bir şairim ben
Böylece modern zamanlardan istifa edebilir miyim rabbim
Rabbim, şimdi içime bir cennet ferahlığı üflesen
Üstüme düşse aynı ferahlık kuş seslerinden
Düşüme girse sancağın altındaki mübarek tayfa
Saygısını kazansam hısım akrabanın, konu komşunun
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun
Mustafa Akar, İtibar Dergisi
İZDİHAM
Tarık Tufan'dan biz dalgınlar için birkaç öğüt
-Evden çıkarken unuttuğun bir şey olup olmadığını düşünme. Unutmuşsundur. Zihnini başka şeylerle meşgul etme; bir vicdanın var ve eğer sahiden yanındaysa dışarı çıkabilirsin.
-O durak göğe bakma durağı değil. Keşke olsaydı ama değil. Bu kadar otobüsü kaçırırsan, artık yetişmen gereken bir işin de olmayabilir.
-Artık satranç öğrenmek için çabalamaktan vazgeç. Şaire kulak ver; göğe dalgın bakanlar için doğru bir uğraş değil satranç. Taşların birbirinden bu kadar farklı hareket edebildiği oyunlar sana göre değil.
-Pahalı eşyalart ve aksesuarlar alma. Nasılsa bir yerlerde bırakacaksın. Pahalı, bol aksesuarlarla donatılmış, kalabalık bir hayat sürme. Nasılsa onu da bırakacaksın.
-İnsanların yüzlerine bakınca bir hikayeleri olduğunu düşün ve unutma ki gerçek anlamda biriyle tanışmak, hikayesine tanık olmaktır. O zaman yüzlerini unutmazsın.
-Renkli yapışkanlı hatırlatma kağıtlarına ne yazarsan yaz, yine unutursun. Bir meselen varsa yarasını taşıyacaksın. Yara, dalgınlığa gelebilir bir şey değildir.
İtibar Dergi, sayı16
Bir dal düşün, kırılmış kendine
demiş İbrahim Tenekeci...