
JVL

Kaledo Art
No title available
Noah Kahan
Show & Tell
Xuebing Du

PR's Tumblrdome
sheepfilms
untitled

No title available
he wasn't even looking at me and he found me

Andulka
h
tumblr dot com

❣ Chile in a Photography ❣
No title available
Stranger Things

Product Placement
𓃗
Keni
seen from Spain
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Spain

seen from United States

seen from Bangladesh
seen from Germany
seen from Norway
seen from Brazil
seen from Brazil
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@yarayse
Size, sizinle ilgili anlatacağım bazı şeyler var, hanımlar, beyler. Şimdi, insanın beyninin temel bir işleyişi vardır. Hipotalamus, insanın beynine emir verir. Böylece, beynin yöneticisi konumundaki loblar harekete geçerek aklınıza hükmetmenizi sağlar. En basitini anlattım size, yoksa daha neler var. İşte o beyinde bazı dengeler bozulunca insan deliriyor. Yani buna siz böyle diyorsunuz. Daha önce söylemiş miydim biraz klişe düşündüğünüzü? Yanlış bildiğiniz şeyler var hanımlar beyler. Şimdi sizin anlayacağınız bir lügatte konuşacağım. Her şey, tek tek o güzel kafanıza girsin diye. Delirmek bazılarınızın sandığı gibi yapayalnız kalmak değildir. Delilik, gerçek sizle tanışma halidir efendim. Delirmek, hayatı anlamakla kaimdir. Lanet değil, efsundur. Efsun. Delirdiğiniz zaman, akıllılardan daha zenginsinizdir artık. Delirmeye çok yaklaştığım zamanlar, evet oldu. Sizin de olmuştur, fazla tutkulusunuzdur, aşkınızı, nefretinizi, korkularınızı kontrol edemezsiniz bazen. Bazen. Hayat bu, incitir. Yaa.. Sonra işte, hayaller, sancılar, nöbetler. Bazen gerçekte var olmayan insanlar görürsünüz mesela. Ama sizin delilik dediğiniz şey, sizi sizden daha iyi bilenlerin tasarladığı bir projedir. Ama insanlığa çok yakışan bir projedir. Delilik için değil, proje için diyorum. Dikkat ! Siz sanıyorsunuz ki bu tımarhanedeki herkes deli. Tımarhane, yani sizin dilinizde insanların tımar edildiği yer. Mikroplar gibi. Sanıyorsunuz ki siz akıllısınız, buradakiler deli. Di mi? Yanlış efendim. Tımarhane dediğiniz yer, dışarıdakiler kendilerini akıllı sansın diye içeri tıkılmış insanlarla dolu olan yerdir. Gerçek bilgelik, deliliktir. Kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir. Kafanız mı karıştı? Olur öyle. Hanımefendi, şu beyaz gömleği alabilir miyim? Şu karşımdaki şahsa lazım oldu da. Nedir, yakıştıramadınız mı? Eee normal. Her zaman üzerimize yakışanı giymiyoruz tabi!
“uzağımda dur yakını göremiyorum, diye seslenir gibi”
muhtemel bi ufuktan yoksun kalmışız sevgili başak.
"Yazık ki deliremeyeceğim."
“En büyük ahlaksızlık, demiştim kendi kendime, bir aşkı yaşamamaktır. Hayatı mümkün olan en geniş haliyle yaşamak gerekir, demiştim.”
bizim güzel dizilerimiz de var<3
Eğer içimi cikartip disari birakabilseydim; buna benzerdi.
Sadece Renk
Gökyüzü daha bir mavi, Su daha bir mavi, Avludayım, Râna su başında.
Râna elbise yıkıyor. Yapraklar dökülüyor. “Kasvetli bir mevsim” dedi sabahleyin annem. Ben de ona, “Hayat bir elmadır, onu ısırmalıyız Hem de kabuğuyla” dedim.
Dantel işliyor komşu kadın pencerede. Şarkı söylüyor. Ben de Hint ilahilerini okuyorum, Bazen de bir taş, bir kuş, bir bulut çiziyorum.
Pırıl pırıl bir güneş. Sığırcıklar geldi. Lavantalar yeni çiçekler açtı. Tanelerine ayırıyorum bir narı. Gönlüme, “İnsanların gönülleri de tanelere ayrılabilse, ne güzel olurdu” dedim.
Nar suyu kaçıyor gözüme, Gözümden yaşlar akıyor. Annem gülüyor, Râna da.
bahar bu. hem de ankarada.
ağrılara güzelleme.
Kırgınlıkta da bir feyz buluyoruz.
Okumamak için kitaplar alsak; konserlere gitsek, ama ne müzik dinlesek, ne de kimlerin geldiğine baksak; yürümekten yorulduk deyip uzun gezintilere çıksak ve gidip kırlarda kalsak, sadece ve sadece kırlar bizi uyuşturduğu için.
Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı (via kedidirokedi)
"Derken camiler üstünde güvercin, Minareler katından geçiyorum, Gökyüzü mahallesi İstanbul’un.” Cahit Sıtkı.
Dostla yapılan güzel bir sohbet sonrasında dönerken elindeki akbili basmayı unutabilir dalgın insan. Hatırlayıp gidince de şoför canın sağolsun diyebilir mi peki? Der. Sonra da bütün yol mütebessim gider dalgın. Hayat dalgınlar için Tarık Tufan'ın dediği kadar zordur belki. Ama bazen de böyle güzel. Dalgınlar güzel, dalgınları hoşgören insanlar daha güzel.
The Wind Rises | Hayao Miyazaki | 2013
Exteriors 1
'Sevinçliyken yüreğinizin derinliklerine bakın, sizi şimdi sevindirenin sizi bir zamanlar üzenden başka bir şey olmadığını göreceksiniz.
Kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakın, aslında, bir zamanlar mutluluk kaynağınız olan şey için ağladığınızı göreceksiniz.
Kimileriniz, “sevinç kederden büyüktür” derken, kimileriniz de “hayır, büyük olan kederdir” diyorlar.
Oysa ben size diyorum ki, ikisi birbirinden ayrılmaz.
Sevinç ve keder birlikte gelir; biri sofranızda sizinle birlikte otururken diğerinin yatağınızda uyumakta olduğunu hiç unutmayın.
Gerçekte kederiniz ve sevinciniz arasında terazi gibi asılı duruyorsunuz.
Sadece kefeler boşken hareketsiz ve dengedesiniz.
Hazinedar altınlarını ve gümüşlerini tartmak için sizi kaldırdığında, ya sevinciniz ağır basar ya da kederiniz.’
Cibran’ sevinç ve keder üzerine