https://vt.tiktok.com/ZSdgQJeNk/?k=1
seen from United States

seen from Australia

seen from United States
seen from Brazil
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from Russia
seen from Russia

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from Indonesia
seen from Barbados
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Germany

seen from Germany

seen from Germany
https://vt.tiktok.com/ZSdgQJeNk/?k=1
Seminerden döndükten sonra TRT Belgeselde "büyük düşler büyük işler" diye bir programa denk geldim, çocukların hayallerine göre okulu değiştiriyorlar,bilim sınıfı yapıyorlar gözlerim dola dola izledim. Ben çocuklarımı da çok özlemişim yaa her bir çocuğu kendi öğrerncilermie benzettim,okulu boş görmek iyi olmadı.
*Bu arada bu yıl yeni 5lerin sınıf öğretmeniyim,bir an önce tanışmak istiyorum onlarla çok güzel fikirlerim var onlara 🧡
Çernobil
Çok sevgili yönetmen İlker Canikligil der ki bir film neyi anlatıyorsa onunla başlamalıdır, bu dizi de bu kurala uyup şiddetli bir patlama ile açılışını yapıyor. Çernobil, dünyanın görüp görebileceği en büyük felaketlerinden biri, bu felaketin etkilerinin boyutu konusunda net bir şey söylemek hala mümkün değil, bugün bile Doğu Karadeniz’deki akciğer kanseri vakaları ile ilişkilendirilip tartışılıyor; tabi yine de devletlerin paylaştığı resmi bir bilanço yok değil; ama çok bariz bir şekilde ortadaki bu bilanço, buz dağının ancak görünen kısmını ifade ediyor. Beş bölümlük bu mini dizi öyle gerçek ve kendi ufak araştırmama göre öyle doğru işlemiş ki konuyu, bir belgeselden farkı yok; diziyi izleyen herkes Çernobil’de olan şey ile ilgili epey isabetli bir kanaate sahip olabiliyor. Belgesel gibi diyorsun, o zaman eğlence/drama kısmı es geçilmiş demeyin; o konuda da dizi dört dörtlük bir seyir keyfi sunuyor, heyecanı, gerilimi, duygusu hepsi tam kıvamında. Ee böyle olunca da dizi ödüllere pek doyamamış.
Dizi, otorite ve itaat kavramlarını bu çok bildiğimiz sosyal deneylere taş çıkartacak kadar güzel sunuyor; bu otorite, dizinin başında güç sahipleri (vardiya şefi, fabrika müdürü, devlet adamları vs.), iken durumun ciddiyeti anlaşıldıktan sonra, bilim insanlarına dönüşüyor.
Kazanın ciddiyetini bir türlü kabul etmek istemeyen idareciler, kıçlarını kurtarmanın peşine düşmüş yöneticiler, büyük bir cahillik, ekipman eksikliği, siyasetçilerin tutumu hepsi öyle dersler sunuyor ki; ister istemez “Acaba faciaya dönüşmeden önlenebilir miydi? Böyle bir şey günümüzde olsa Twitter’ın nasıl bir rolü olurdu, yaşananları olumlu mu, olumsuz mu etkilerdi?” diye soruyor “Buralara varmadan ört bas edilmesi başarılan daha nelerden habersiziz acaba?” diye düşünüyorsunuz.
Bir Miktar Ali Atay
Youtube'ta takılırken karşılaştığım bu video serisine o kadar gülmüştüm ki, ben bu filmi nasıl kaçırırım telaşıyla internetten bulup izlemiştim hemen.
Sonradan benim gibi tesadüfen keşfedenler sayesinde film hatırı sayılır bir popülerliği elde etti. Böyle olunca da sevgili Ali Atay hemen yeni filmini çekti.
Ölümlü Dünya'nın sonradan tanınmasından aldıkları ders ile bu filmin tanıtımına özen gösterdiler, böylece vizyona girer girmez hastalık falan dinlemeyip koştum sinemaya, çokta memnun kaldım, çokça güldüm yine.
Bugünlerde filmin Netflix'e düşmesiyle atıp tutanı çok, bu bile ne kadar çok izlendiğinin göstergesi, bu filme gülmeyenlerin neye güldüğünü merak ediyorum doğrusu siz onlara bakmayın, izleyin ve Ali Atay'ın bir sonraki filmini merakla bekleyin. Beklerken de henüz izlemediyseniz diye https://yeterinceiyilesmistim.tumblr.com/post/183122423678/ufak-tefek-filmler bunu buraya bırakayım.
Kültür Bakanlığı’nın 100 Yıl 100 Film seçkisine devam ettiğim malumunuz ama izle izle bitmiyorlar, baktım bitecek gibi de pek görünmüyor, ar
Oscar'lı Filmler
Bu ve birazdan paylaşacağım film bana bildiğimiz klasik Hollywood filmlerin ötesinde bir parça sanat filmi hissi veriyor. Şöyle izah edeyim hem bir Hollywood filmi yüksek bütçeli, haliyle de kaliteli, hem bir sanat filmi temposuyla ruhuyla.
Roma, iki farklı kadının erkeklerden yedikleri kazıklar sonrasında ayakta kalıp yeni hayatlarını kurmaları üzerine, kısacası bir kadın hikayesi filmi, bu nedenle az bulunur ve kıymetli. Film zaten oscarını da aldığı üzere muazzam görüntülere sahip, siyah beyaz ama net, pırıl pırıl; sabit bir kamerayla geniş açılı uzun planlar. Mesela hizmetçi kızın evi toparladığı sahne, kamera hemen hemen bütün kata hakim bir yerde sabit, hizmetçi o odadan çıkıp öbürüne giriyor falan bunu hiç sıkmadan uzun bir süre izletiyor, vay be dememek elde değil. Çocukların denizde dalgaların arasında kaldığı sahne de çok iyiydi mesela, kamera yine sabit ve uzakta, buna rağmen nefesimi tutarak izledim bu sahneyi. Arabanın garaja sokulmaya çalışıldığı sahne, sonra kadının arabayı kanırta kanırta aynı yere sokması en sonunda da kendine küçük bir araba alması hoş detaylardı.
Filmde kadın hikayesinden hariç dönemin Meksika'sıyla ilgili siyasal okumalar da yapmak mümkün, dönemi güzel yansıtmış, bana geçti o his. En çok da neyi üzülerek fark ettim biliyor musunuz; oranın asıl sahiplerinin yani yerlilerin toplumsal sınıflandırmanın en altında yer alıyor olmalarını. Sömürgeci güçler topraklarını ellerinden alırken bu insanların payına da önce kölelik sonrasında da hizmetçilik veyahut militanlık düşmüş, yazık.
Yıla damgasını vuran, sinema salonlarını şenlendiren, izlemeyenin dövüldüğü, yerlere göklere koyulmayan yapım; müthiş mi müthiş ama öyle yorumlar görüp duymuşum ki arşa değen nitelikte o da beklentiyi etkiliyor haliyle ve beklentimin karşılanması açısından değerlendirmek gerekirse biraz puanını kırabilirim, ne kusuru var dersen bulamam o ayrı mesele :) Temponun düşük olması diyeceğim belki ama başta da söyledim oscarlar bir miktar da sanat filmi tadı olan yapımlara gidiyor artık. Mesela "Parazit" izlemediğim için yorum yapamıyorum ama ödülleri sildi süpürdü, buna rağmen ülkemizde çok fazla sinema salonunda gösterilme imkanı bulduğunu söyleyemeyiz, neden o da bir sanat filmi, ancak Akademi hakkını iyi verdi.
Joker'e döneyim diyorum ama neyini anlatayım ki zaten biliyorsunuz; kostümünden müziğine, kurgusundan oyunculuğuna kusursuz. Filmden akılda kalanları şöyle bir sayıp kapatalım konuyu; izlerken insanı sinir eden o kahkahalar, insanın yüreğini burkan ezilmişliğin bir canavar yaratması ve sürecin adım adım gelişiminin anlatımının muhteşemliği ile bizim o canavarı sevmemiz, haklı bulmamız ve canlı yayındaki o cinayet ile içimizin yağlarının erimesi, Batman ile irtibatın güzel bağlanması. Sonunun V for Vandetta'ya bağlanan devrimsel meselesinden hoşlanmasam da Joker'in unutulmaz filmler kategorisine eklendiği kesin.
Godot'yu Beklerken
Godot'yu Beklerken aslında bir tiyatro oyunu, ama ben filmini izledim ve bir filmden beklentisi sadece eğlenmek olmayanlara rahatlıkla tavsiye edebilirim. Zira filmin her anı insana bir şey düşündürüyor, filmden hem çok şey anlıyorsunuz hem de hiçbir şey anlamıyorsunuz. İlginçtir o yüzden üzerine çok yazılmış, çizilmiş, incelenmiş ve hala da incelenmeye devam etmekte.
Oyun yani film beklemek üzerine, dedim ya konusuyla ilgili öyle ince, öyle derinlikli yazılar var ki; benim onların üzerine söyleyecek bir şeyim olamaz, merak edenler açıp okusun.
Ben filmde beklemekten, umuttan ve umutsuzluktan başka bir de monotonluğu gördüğüm. Aslında filmde izlediğimiz şey hayatın kendisiydi. Her günün bir öncekinin kopyası olan günlerin birleşiminden bir hayatın geçip gidiyor oluşu ve filmde Godot'yu beklemenin anlamsızlığına benzer anlamsızlıklar içinde yüzmemiz. O kadar aynı ki her gün insana gerçekliğinden şüphe ettiriyor. Hele bütün bu aynılığın içindeki zaman, acaba gerçekten geçiyor mu?
Hiçbiryerde
Her şeyi o gün arkamda bıraktım. Her şeyi... Hayatımın en uzun yolculuğu sanmıştım. En uzun ve en umutlu... Ama her yolculuğun bir sonu var. Hep gidilen ve dönülen bir yer. Hep umut ve hep umutsuzluk. Hep bulmak ve hep kaybetmek...
The Truman Show
"Sinema hiçbir şeyi değiştirmez ama insanların birçok şeyi anlamalarını sağlar. Dünyayı değiştirecek olan şey filmler değil, o filmleri izleyen insanlardır." demiş, Krzysztof Kieslowski.
Adeta bu sözü ispatlamaya and içmiş bir film. Doğru, bu film birçok şeyi anlamanızı sağlayacak, sonrası ise size kalmış. Hali hazırda kült olmuş bu film için başka söze gerek yok.