Ne çok öldük yaşamak için
Ölümler üşüşmüş gündüzlerimize, gecelerimiz çocuklarımızın çığlıklarıyla bir kuytuda vurulmuş. Umut düşmüş yere, kanıyla sulamış kurak topraklarımızı. Her yer ölüm olmuş renksiz, dilsiz, dinsizdir ölüm. Ölüm acıdır, ölüm ağırdır ve ölüm her zaman erkendir. Erkendir de ölüm… Gelip çocukların göz bebeklerine yerleşmiş ya, işte bu daha erken, daha haksız, daha… daha işte…
Gözlerime yansıyıp ancak zihnime toslayarak durabilen bir fotoğraf ilişiyor yüreğime, ne de çok şey anlatıyor o an bana. Sesler duyuluyor katillerin sesleri, destekçilerinin emirleri duyuluyor. Anne çocuğunu kaptığı gibi bir hamlede terk ediyor tüm anılarını, evini, sokağını,yaşamını… Kaçıyor, sadece kaçıyor. Düşüyor sonra sessizce, uyuyakalıyor orada, elleri düşmüş toprağa; elleri boş kalan çocuk çığlık çığlığa annenin etrafında göz yaşlarıyla ölüme haykırıyor. Nasıl betimlenir bu an? Ne yapmalı şimdi? Ne yapmalıda, anlatmalı bu acıyı? Yetmiyor kelimeler…
Ya çocuklar? Ah çocuklar var orada bedenleri birbirine karışmış. Çocuklar var orada! Elleri soğuk, gözleri artık donuk çocuklar… Nasıl katlanılır, nasıl görmezden gelinir, nasıl normalleştirilir bu, nasıl susulur o gözlere? Ölüm nasıl ayrıştırılır? Acısı aynı değil mi? Ölüm bu nasıl yarıştırılır? Kürdün ölüsü bile inkar edilir mi? Ediliyormuş! Öyle acı ki ediliyormuş işte…
‘Halepçe’den Rojava’ya ne değişti?’ diyorum kendi kendime, vicdanımda çocuklar var, ölü çocuklar, gözleri donuk çocuklar. Anneler var, soğumuş bedenlerinde gözyaşları saklı. İnsanlar gömülmüş vicdanıma, isimsiz, mezarsız… İnsanlar var orada, yarım kalmış hayatlar var, doğmamış yaşamlar var daha…
Zalimler tarih boyunca zulüm yağdırırlar, bu hep böyle olmuştur. Ya biz Kürtler, ah biz kürtler… Ya birbirimize yaptıklarımız…
Rojava’yı anlamak… Nedir Rojava’yı anlamak? Tekrar tekrar sormalıyız, bir şeyleri eksik anlamışız sanırım ki Rojava’dan yansıyan katliam izleri bunun göstergesi. Birçoğumuz özeleştiri verecek bu konuda: Öngörebilirdik, o zaman bu manzaralar yansımazdı diyeceğiz. Belki yazıp çizecek, günah çıkaracağız aklımızca. Ama o birbirine karışmış çocukların donuk gözleri var ya! Ne yaparsak yapalım bizim de zihinlerimize saplanacak. Bir yazarımız demişti “vebali ağır olur!’’. Elbette birçoğumuzun yüreği Rojava ile atıyor fakat daha derinden hissedebiliriz, yeterlimiyiz bu halimizle?
Biz Kürtler “iyi” geç kalırız. Öyle bir geç kalmak ki, tarihi yaralar bırakan… Bizim bu süreçte özellikle birbirimizin yaşamlarına geç kalmak gibi bir lüksümüz yok. Bunu anlayabilmemiz lazım.
Hakikaten ne çok öldük yaşamak için! Biraz fazla değil mi artık! Bir çocuğum ben şimdilerde, büyüyemeyeceğim artık, Halepçe’de yaralandım, Roboski’de bombalandım, Rojava’da katledildim. Sonsuzca uyuyorum vicdanınızda…
http://www.ozgur-gundem.com/haber/80009/ne-cok-olduk-yasamak-icin