Bitiremediğim Kitaplar
Ne zaman bir kitap alsam…
bana iyi gelecekmiş gibi hissediyorum.
Sanki o kitapla birlikte
kendime bir söz veriyorum:
“Bu defa kendimle kalacağım.
Bu defa biraz sadece kendim için bir şey yapacağım.”
Alırken içim kıpır kıpır oluyor.
Bir an önce başlamak istiyorum.
Hatta çantama koyuyorum,
gittiğim her şehre taşıyorum.
Bir otelde, bir kafede,
belki bir sabah sessizliğinde sayfaları açarım diye.
Ama bir türlü okuyamıyorum.
Başlıyorum…
ve bir yerde duruyorum.
Sonra başka bir kitaba geçiyorum.
O da yarım kalıyor.
Yarım kalan kitaplarım çoğaldıkça,
sanki kendimden de bir parça eksiliyor gibi hissediyorum.
Ve içimden şöyle bir fısıltı geçiyor:
“Ben niye hiçbir şeyi tamamlayamıyorum?”
Ama sonra fark ediyorum…
Ben kitapları bırakmıyorum aslında.
Onlar içimde bir yere dokunuyor,
ve orada kalıyorlar.
Bazen bir kitap sadece alınmak içindir.
Bazen sadece taşınmak…
Belki bir gün, tam zamanında açılmak içindir.
Ben aslında kitap değil,
umudu taşıyorum.
Kendime dair bir alan yaratma çabası.
Bitirememek, vazgeçmek değil.
İçimde hâlâ o hevesin, o isteğin var olduğunu gösteriyor.
Ve belki de mesele bitirmek değil zaten…
kalbime dokunanı alıp gerisini affetmek.
Benim kitaplarım yarım.
Ama ben onlardan hiç utanmıyorum.
Çünkü hepsi bir zamanlar bana “iyi gelirim belki” diye dokundu.
Ve bu yeter.
—————-
“Bitiremedim diye değil,
hâlâ başlamak istediğim için seviyorum onları.”










