İki tip kronoloji vardır: rölatif (göreceli) kronoloji, mutlak (absolute) kronoloji. Arkeolojik tabakaların ve bu tabakalara ait buluntuların göreceli tarihleri, arkeolojik kazılardan elde edilen stratigrafik sonuçlara göre oluşturulabilir. Stratigrafi aynı zamanda çeşitli buluntuların tipolojilerinin de oluşturulmasına yardımcı olur. Buluntuların formu zamanla değiştiğinden dolayı, farklı yerleşim yerlerinden ele geçen buluntular birbirleri ile kıyaslanarak görece kronolojik olarak düzenlenebilir. Mutlak kronoloji ise yazılı belgelere, astronomik olaylara ya da dendrokronoloji, radyokarbon, termoluminesans gibi arkeometrik yöntemlere dayanarak kesin tarihler sunmaktadır. Eski Önasya toplumları zamanı keyfi sabit noktalara dayanarak ölçmüşlerdir (bir kralın tahta çıkışı gibi). Kralların hüküm süreleri kral listelerinde, annallarde, kraliyet yazıtlarında kayıt altına alınmaktadır. Eski kronolojileri günümüzde kullandığımız sistem ile bağlayabilmek için dayanak noktalarına ihtiyaç vardır: bizim de tarihlendirme yapabileceğimiz astronomik görüngüler gibi geçmiş olayların tarihlendirildiği metinler bu tip dayanak noktaları sunmaktadırlar. Babil için M.Ö. 1. binyılda astronomik görüngülerin başka olaylar ile ilişkilendirildiği düzenli kayıtlar bulunurken, Assur’da eponim listeleri bulunmaktadır. M.Ö. 1. Binyılda Assur ve Babil tarihleri eski Önasya’da yaşanmış ilgili olayların da tarihlendirilmesine yardımcı olacak ölçüde kesindir. Daha eski tarihler varsayımsal ve Hitit kronolojisi oldukça sorunsaldır. M.Ö. 2. binyılın mutlak kronolojisi oldukça az dayanak noktası üzerine kurulmuştur. Mezopotamya’da bu konudaki anahtar Venüs’ün I. Babil Hanedanlığı’ndan Ammisaduqa’nın hüküm sürdüğü dönemde ilk ve son kez görüldüğü tarihlere ilişkin kayıtlardır. Bu kayıtlar “Ammisaduqa’nın Venüs Yazıtı” olarak bilinen çiviyazılı belgeler topluluğundan elde edilmiştir. Buna göre Ammisaduqa’nın tahta çıkışı tarihi için üç olasılık söz konusudur: M.Ö. 1702, 1646 ve 1582 (Uzun-Orta-Kısa ya da Yüksek-Orta-Düşük kronoloji). Günümüzde akla yatkınlığı yitirmiş olsa da çoğunlukla orta kronoloji konu ile ilgili genel yayınlarda kullanılmaktadır. Konu ile ilgilenenler arasında bunun yerine uzun kronoloji önerilmektedir. Son zamanlarda Eski Babil ve Kassit seramiği üzerine yapılan çalışmaların etkisi ile Ammisaduqa’nın ilk yılını 1500 olarak öne süren dördüncü bir sistem daha önerilmektedir (Aşırı Kısa Kronoloji). Ancak M.Ö. 1300lerden itibaren maksimum varyasyon 20 yılla sınırlıdır. Bu nedenle bazı araştırmacıların yaptığı gibi kronolojiyi neredeyse 100 yıl kısaltmak mümkün gözükmemektedir.Mutlak tarihlerin belirsizliği nedeniyle, kronolojik tasarımın çoğunluğu teknolojik aşamalara göre yapılmaktadır: Taş Çağı (Paleolitik, Epipaleolitik, Mezolitik), Kalkololitik, Tunç Çağı ve Demir Çağı. Ancak bu terimler belirleyici değillerdir. Örneğin demir, Demir Çağı’ndan önce de kullanılmaktadır. Anadolu gibi yazılı belgelerin seyrek ele geçtiği bazı bölgelerde bu terimler tek kronolojik belirleyicilerdir. Bunun yanı sıra buluntu topluluklarına göre belirlenen “safha” ya da “kültür” terimleri de rölatif kronolojide kullanılmaktadır; örn. Hassuna, Halaf, Karaz..