Sn. Adnan Oktar Anlatıyor; "Kuran'a Göre Doğru Dua Nasıl Olmalıdır?"
Allah ile bağlantı çok hayati bir konudur. Şimdi insanlar zannediyor ki böyle sadece işte namaz kılınır, oruç tutulur, arada sırada Allah'a dua edilir ama öyle yani bir şeyler istenir. Öyle değil. Yani duada, insanların aklının alamayacağı sırlar vardır. Bu duanın gücüyle orantılı olarak değişir. Yani duadaki samimiyetle orantılı olarak. Mesela sabah kalkar "Ya Rabbi, Allah'ım işimi rast getir" der çıkar adam. Bu bir duadır. Ama kimi de çok derin konsantre olur, huşuyla Allah'a dua eder. Bu duada olan olaylar daha değişiktir. Mesela "Ya Rabbi" der, "İslam'ı dünyaya hakim et" der. Mesela on kişi dua eder, bakın abartmıyorum, o on kişinin duası nedeniyle İslam dünyaya hakim olur. Bak net diyorum yani bir bildiğim var ki söylüyorum. Net bu yani.
Mesela "Ya Rabbi" der, "beni Mehdi'ye talebe kıl" der şahıs. O duası kabul olur. "Ya Rabbi, beni Hz. İsa'ya talebe kıl" der. "Onunla tanışmayı nasip et bana" der. Ama çok çok candan ise bu da olur. "Ya Rabbi beni" mesela der, "Hızır'la tanıştır" der. Bu da olur. "Ya Rabbi bana melekleri göster" der. Bu da olur. Ama duanın gücü ve derinliğiyle orantılıdır bu. Ve buna benzer birçok şey. Ama bir de böyle çocuksu dua vardır tabii yani sathi. Mesela merakından hani bir Mehdi'yi göreyim, acaba nasıl birisi. Mehdi'yi bana tanıştır diyen neyi kabul edecek biliyor musunuz? Ölümü. Bütün gençliğini vermeyi. Her türlü acıya katlanmayı, her türlü iftiraya katlanmayı kabul ederek dua edecek. Ben merak ettim bir göreyim, öyle yok. Hz. İsa'ya (talebe olmak için) dua eden neyi kabul edecek biliyor musunuz? Ölümü. Gençliğini vermeyi. Ve en şiddetli acıları kabul edecek. O şekilde ona tabi olacak. O zaman görür.
Hızır'ı isteyen de. Hızır'la görüşmeyi isteyen... Hz. Musa biliyorsunuz daha onun 3 tane uygulamasına dayanamadı. Ulul azm peygamber olduğu halde. Bu güç ister, güç. İrade, akıl ve kararlılık ister. Ben dedi Hz. Musa'ya, "Artık seninle yollarımı ayırıyorum," dedi. Bak şimdi dedi, "Dayanamadığın bu olayların hikmetini sana açıklayayım" dedi. (Kehf Suresi, 78) Açıklayınca tam anlamıyla haklı olduğunu gördü. Duada mesela konuşma gücü kazanırsın. Mükemmel bir hitabet kazanabilirsin duada. Bir sahtekar kafalama üslubu vardır. Sahtekar hoca üslubu vardır, klasik. Biliriz yani meşhurdur, çıkar hani hoca konuşuyor falan der dinler millet. Klasik sahtekar üslubu. Kendini satar adeta, hava peşindedir. Değil mi? "Desinler"e konuşur böyle hani. Ne alim adammış falan böyle kimsenin bilmediği dilde konuşur, kimsenin anlamadığı şeyleri söyler. İlmini, vusatini ve karihasını böyle aynları çatlatarak falan konuşur. Halkın bilmediğini bildiği halde. Bu samimiyetsizliktir.
Ama bir de hikmet vardır. Samimidir insan, Allah'tan ona özel olarak gelir. Bu da duayla olur. Mesela halkın tam ihtiyacı olan konuları anlatırsın, bu da duayla olur. Hikmet olur. Mesela kısa bir açıklama yaparsın, adamın bütün dünyasını değiştirirsin. Mesela adam 50-60 yaşına kadar gelmiştir, her şeyi dinlemiştir. Hiçbir şeyden etkilenmez, senin dört kelimeden oluşan, beş kelimeden konuşan bir sözün olur, yüzündeki bir ifade, ses tonun ve üslubun... Ama bu tabii oyunla olmaz bu. Bu yani Allah'la tam ruhani bağlantıyla olur. Adamın bütün dünyası değişir ve bir daha asla geriye dönüşü olmaz. Onun için mesela ben diyor hazırlanıyorum, üniversiteye hazırlanıyorum... Allah için hazırlanırsan, duayla hazırlanırsan, o üniversitenin bereketi olur. İçinden geldiği gibi söylemesi lazım tabii mesela bana sağlık, sıhhat ver der. Doğrudan diyebilir bir insan. Mesela benden bu hastalığı gider der, Allah'tan ister. Ama gitmiyorsa da Allah'a sitem edilmez. Yani onda hayır vardır.
Yani mesela ağır hasta, vefat edecek belli, "Ya Rabbi, beni uzun yaşat" diyor. Cennete gideceksin işte. Daha ne istiyorsun? Mesela belki biraz daha yaşasan, küfre girip cehenneme gideceksin. Hayırlısı senin için o. Ne güzel Cenabı Allah canını alıyor doğrudan cennete gidiyorsun Elhamdülillah. Değil mi?