Kurtar Beni!..
Sonra sıkılgan ruhlar neden atlıyor diyorsunuz bedenden. O kadar çok kötülük var ki, o kadar çekememezlik, kıskançlık, kin, nefret...
Hayatı sana verenin neden verdiğini sorgulamak yerine, anlamsız şeylere olan kıskançlığınla içinde bulunduğun, bu boktan düzenli, boktan yeri, daha da boktan hale getiriyor ve her yeni gün daha da katlanılamaz kılıyorsun!..
Güneş yakarken bedenini, sanmaz mısın ki yakmasın kin ve nefret ruhunu? Eritmez mi kıskançlık güzelliğini?..
Sen uyurken birileri daha atlıyor bedeninden, başka dünyalara. Onlara deli dediniz, şizofren dediniz, sırf sizden değil diye bir sürü yafta yapıştırdınız, sizin gibi olmadıkları, olamadıkları için ittiniz bir kenara...
Sonra gelmiş burada ahkâm kesiyorsun, onlar da ayak uydursalarmış düzene diye. Peki kimin düzeni? Sorarım sana kimin bu boktan düzen? Kim kurdu bunu? Kim buna inandı? Kim böyle olmasını istedi? Sen yeni aldığın ya da almanın hayalini kurduğun kapitalist düzenin sana dayattığı şeylerin peşinden giderken, onlar bir birey olmanın dayanılmaz ağırlığıyla saptılar yollarından, çünkü dayatılanlardan olmak istemiyorlardı!..
Masanın etrafında toplanıp, kimin en son kalacağını bekleyen yukarıdakiler gibi açsınız her şeye, hiç doymuyorsunuz. Kininiz ve nefretiniz kör etmiş gözlerinizi! Size dayatılan her şeyi kabul ediyorsunuz. Din diyorlar, güç diyorlar, ağzınızı açmış bekliyorsunuz, çünkü yemeği hazır yemeye alıştırıyorlar. Algını kapalı tuttukça yemeğin hep hazır. Merhaba Pavlov'un köpekleri!..
Bataklığa çekemeyeceksiniz bizleri! Bizler sizin gibi olmayacağız! Kabul etmeyeceğiz bu saçma düşünceleri! Varlığımı da sorgulayacağım, var oluşumu da, seni de, sülaleni de, kendimi de, kendiliğimi de...
Ruhundaki nefret, yüzüne yansımış olan sarı turpları kontrol edenler, uzunları da kontrol eder, hepsini bir amaç doğrultusunda birleştirir. Sana seçim şansı verdiğini söyler ama sen sadece sana dayatılanlardan birini seçersin, temelinde hepsi aynı amaca hizmet eder. YALAN!..
Gece gelir terörünü koynuna almış bir şekilde, vahşet saçar her yeni uyanmış bireye. Dehşete düşer gecenin aydınlığında zihni tutulan bedenler ve bırakırlar kendilerini göğe...
Ruhunun bedeninle sevişmesine izin vermezsen, tasan, derdin az, uyanışın daha kolay olur. Aç ruhunu, gör sesleri, duy yüzleri, dokun sözlere...
Kutsal evlerinizden yankılanıyor belli zaman aralıklarında değişik sesler. Dinliyorsunuz, ona göre hareket ediyorsunuz, aslında size söylenileni es geçiyor, kafanıza göre yorumlayıp ona göre hareket ediyorsunuz! Söylenen basit halbuki; iyi insan olun! Kininizi, nefretinizi, kıskançlığınızı bir kenara bırakın, açın kendinizi diğerlerine. Her düşünceye saygı duyun, kabul etmeseniz bile...
Şeytan dediğiniz siz ve sizi yönetenlerdir. Önce yönetilmeyi bir kenara bırakmalı, kendi hür iradenle, bireyselliğinin farkına varmalısın. Başkalarının ne dediği ile hareket etmek yerine, kendi düşüncelerin doğrultusunda ilerleme kaydetmelisin...
Kurtar beni! Kurtar beni! Nefesim kesiliyor, kurtar beni! Ölümüm yaklaşıyor, kurtar beni! Hep kaybettim, parçalarım dağıldı sokaklara, neye elimi atsam kuruttum, sararttım. Tutar mısın elimi? Sen de kurumaya, sararmaya, toz olup yok olmaya razı mısın? Kurtar beni bu cehennemden, aynanın içinde kaldım, çıkamıyorum!..














