Enlightened: La Déesse was the first automobile to introduce self-directing headlights. This one, from the department of Isère (38), also came with red velours interior and rare extra-large headrests. Shed some light.
Paris’e yaptığım ziyaretin bir gününü elimden geldiği kadar merak ettiğim markaların butiklerini keşfi için harcadım. Le Palais Royal’de bulunan Serge Lutens’in karanlık ve gizemli dünyasının büyüleyici atmosferinde kaybolduktan sonra, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım için keşif listemde yer alan, Le Palais Royal’a en yakın olan Maison Francis Kurkdjian’ın butiğine doğru yola çıktım. Tabi öncesinde 69 Rue des Archives’de bulunan Etat Libre d’Orange’ı ziyaret etmek isterken ansızın karşıma çıkan Parfums de Nicolai’ın şık butiğini de ayrıca ziyaret ettiğimi söylemek isterim.
La Sein’in kıyısında bulunan, mükemmel yeşillikteki Jardin des Tuileries bahçesinin karşısında, Louvre müzesine oldukça yakın olan Francis Kurkdjian’ın butiği, diğer birçok butiğin aksine oldukça ferah, beyazın hakim olduğu, sade detaylar ile tasarlanmış. Butiğe girer girmez güler yüzü ile sizi karşılayan mağaza görevlisi sevgili Margot ile yaptığım uzun sohbetin ardından, Francis Kurkdjian’ın iki yeni gözbebeği, Feminin ve masculin Pluriel’e yöneldim. Denemeden önce hikayesini merak ettiğim için bu iki parfümün hikayesini dinlemek istedim. Francis Kurkdjian’ın, féminin ve masculin Pluriel’i tasarlamasının en önemli nedeni, klasik parfüm anlayışına modern bir yorum getirmek istemesi. Mağaza görevlisi Margot, klasik parfümlerin belli bir karaktere sahip olduğunu ama günümüzde onları kullanmanın zorluğundan dolayı Francis Kurkdjian’ın bu iki parfümü tasarladığını söyledi. Hikayesini dinledikten sonra, tanıtım broşürünü elime aldım ve Francis Kurkdian’ın parfümler için söylediklerini okudum. Bakalım Francis Kurkdjian féminin ve masculin Pluriel için ne söylemiş:
“féminin Pluriel ve masculin Pluriel, koku dolabımın yeni bir yapıtı. ‘Pluriel’ koleksiyonunun yaratılmasında ilham alınan, kadınsı ve erkeksi, ebedi bir arayış. Özgürlük ve duygusallık ile tasarlanmış, kısa moda anlayışından uzak, yönlerin çokluğunu yansıtan mükemmel bir tasarım. Zamana meydan okuma ve zamansızlığı arayış, büyük klasiklerin tanınabilir kalitesi…”
Féminin ve masculin Pluriel’i ilk tenime sıktığım anda Francis Kurkdjian’a hak vermemek elde değil. Lavanta, vetiver, deri, paçuli ve sedir notalarından oluşan Masculin Pluriel, sanki Caron Pour Homme ve Guerlain Jicky’e bir selam niteliğinde tasarlanmış. Féminin Pluriel ise gül, menekşe ve iris üçlüsünün vintage dokunuşuna tanıklık ediyor, paçuli ve vetiver ile maskülen bir tarz yakalıyor.
Féminin ve masculin Pluriel, klasik parfüm dünyasına saygı, modern bir soluk. Ayrıca tüm gün tende süren etkileri ile benden artı puan almış iki etkileyici parfüm.
Konu kokular ve özellikle parfümler olunca işin kimyasını gözardı edebiliyoruz. En prestijli markaların en özel, şatafatlı cam şişeler içinde sundukları sıvının kimyası, elde edilme yöntemleri birçok insan için önemsizmiş gibi gözükse de aslında arkasında kocaman bir bilimin yattığı bariz bir gerçek. Bu yazıda öncelikle esansiyel yağların önemli bir kısmını oluşturan terpenlerden ve bu yağların elde edilme metotlarından kısaca bahsetmek istedim. Ayrıca doğal olanın zararsız olacağını düşünüyorsanız şayet yanılıyorsunuz. Gözüktüğü gibi masum olmayan esansiyel yağların biyolojik etkileri de bir başka yazıda anlatılacak.
Esansiyel yağlar bitki krallığından elde edilen uçucu yağlar olarak tanımlanabilir. Bunlardan birkaçı ancak hayvanlardan elde edilir. Örneğin, miskin misk geyiğinden, sivetin sivet kedisinden elde edilmesi gibi. Oda sıcaklığında genelde sıvıdırlar. Her ne kadar bazen katı ya da yarı-katı olmuş olsalar dahi genelde uçucudurlar. Esansiyel yağlar bitkinin, kök, gövde, yaprak, kabuk ve meyve gibi birçok kısmından elde edilebilir ve birçok farklı kimyasal bileşiklerden oluşabilmektedirler. Alkoller, aldehitler, ketonlar, eterler, fenoller, asitler, nitrojen ve sülfür bileşikleri ise bu içerikler arasında yer almaktadır. (Trivedi et. Al., 1958)
Esansiyel yağların birçok elde edilme yöntemi vardır. Bunlar: buhar ve su distilasyonu, hidrodifüzyon, soğuk sıkma, çözücü ekstraksiyonu, sıvılaştırılmış gaz ile ekstraksiyonu olarak gösterilebilir.
Uçucu yağların moleküler yapıları yüksek ısıda bozunmaya uğrarlar. Bu nedenle uçucu yağların bir kısmı buhar distilasyonu ile elde edilemezler.(Azcan,1994)
(örneğin, lavanta yağı distilasyona uğradığı zaman yüksek ısıda moleküler yapısı bozunmaya uğrar ve kokusu oldukça acır. Bu sebeple genellikle lavantada bulunan koku molekülleri sentetik olarak üretilir ve tercih edilir. Bu örneğe yasemin gibi narin çiçeklerde eklenebilir )
Esansiyel yağların kokulu olmalarının temel sebebi içerdikleri moleküler kompozisyondan kaynaklanmaktadır. Bir parfümü oluşturan materyaller gibi esansiyel yağlar da yüzlerce kokulu molekül ihtiva eder. Peki, nedir bu işin sırrı?
Terpenler:
Bitkilerin kokulu bileşikleri su buharı ile uçabilirler ve genellikle su buharı distilasyonu vasıtası ile diğer bitkisel materyallerden ayrılabilirler. Su buharı ile uçabilen bu kısım (uçucu yağ) veya esans (esans yağ) olarak bilinir. Bu yağ hidrokarbonlardan, alkollerden, aldehitlerden, ketonlardan ve eterlerden oluşurlar. Bazı yağlar aromatik sınıfa dahil bileşikler olabildikleri gibi, bazıları da özellikle, kaba formüller, C10H10olan asiklik hidrokarbonları bolca ihtiva ederler. İşte bu bileşiklere “Terpenler” adı verilmiştir. Oksijen bulunduran terpenler “Kamforlar (kafurlar)” olarak bilinirler.
Esansiyel yağlar iki ana molekül tipi içerirler. Birincisi hidrokarbonlar yani terpenler, ikinicisi oksijenli bileşikler yani terpenoidler. Terpenlerin tamamı hidrokarbon bölümlerinden oluşmaktadır. Terpenler, Monoterpenler (10 karbonlu), seskiterpenler(15 karbonlu) ve diterpenler(20 karbonlu) olarak bölünürler. (Buckle,1997)
Ustteki şekil, monoterpenlerden olan Limonen molekülünün yapısı. Endüstride Limonen molekülü birçok parfüm ve kişisel bakım ürünlerinin kokulandırılmasında kullanılmaktadır. Menthol, Citronelal, geroniol gibi sıkça kullanılan moleküller de terpenlerin içinde yer almaktadır.
Kaynaklar:
Trivedi,Dr.D.R.Dhingra, Sri G.N.Gupta, 1958,Essentail oils,Harcourt Butler Technological Institute, Knapur,U.P.
Nezihe, Azcan, Bazı eucolyptus (okaliptus) Türlerinin Yaprak Uçucu Yağlarının Distilasyonu, 1994, T.C.Osmangazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Anabilim Dalı, Eskişehir.
Buckle, Jane, 1997 Clinical Aromatherapy in Nursing, Arnold Publishers, London
Blanc Violette menekşe parfümlerinin en duygusal örneklerinden biri. Spreyi harekete geçirdiğinizde havada oluşan koku bulutuna hayran olacaksınız. Öylesine yumuşak ve pürüzsüz ki sanki bir bebeğin boynunun kokusunu içinize çeker gibi saf ve temiz. İnanıyorum ki, bu parfüm sayesinde geçmiş anılarınıza dönecek kendinizden ya da sevdiklerinizden bir parça bulacaksınız.
Blanc Violette, mutlu anıların kokusu ve benim için kesinlikle anne kokusu gibi. İlkbahar aylarında kullanıldığında esen ılık rüzgarla berber inanılmaz bir keyif olacağını düşünüyorum. Başarılı parfümör Gerard Ghislain onun için hassas, ihtiyatlı, incelikler içerisinde tozlu, pudralı bir çiçek kokusu olarak tanımlıyor. Narin, gizli aşkları pudralı yönüyle gösteren, barışçıl, nazik ve tertemiz. Biraz eski moda ve biraz ladylike. Blanc Violette her bir notasına kadar menekşe ile harmanlanmış. Menekşe notasına eklenen, pirinç tozu, iris ve beyaz misk onu daha da temiz kılmış.
Blanc Violette’i tüm asaleti ve zarafetiyle bir balerinin üzerinde hayal ediyorum. Bazen de onu kokladığım zaman kendimi kırda karahindiba otlarının arasında gezintiye çıkmış gibi hissediyorum. Ben yürüdükçe karahindibanın tüyleri etrafa dağılıyor ve sanki o an havada süzülen her bir tüy Blanc Violette’in birer notası gibi.
Blanc Violette adeta menekşelerin arasında yürüyen meleklerin şarkısı gibi. Tene değdiği anda güçlü bir şekilde başlayan ve sakin bir şekilde sonlanan…
Kimlik Kartı:
İsim: Blanc Violette
Parfüm evi: Histoires de Parfums
Nerede Doğdu: Fransa
Konsantre: Eau de Parfum
Kimler için yaratıldı: Her tür ortam için rahat giyilebilecek parfüm arayanlar bu temiz ve hassas koku tam sizler için.
Parfum d’Empire, yani imparatorluğun parfümü. Büyüleyici ismi ile daha ilk başta markanın parfümlerinin bize neler anlatabileceğini kavrıyor ve her biri ayrı imparatorluğu temsil eden parfümleri denemek işçin sabırsızlanıyorsunuz. Markanın kurucusu ve burnu Marc-Antoine Corticchiato parfümleri öylesine farklı bir şekilde ele almış ki, belkide bu camiada onu farklı kılan en önemli özellik bu. Hemen hemen her niş marka yoğun notaları ve eski hikayeleri anlatan kokuları bir şişede topluyor ama Parfum d’empire markasının her parfümü bu konuyu farklı şekilde ele alıyor. Parfümlerde kullanılan egzotik içerikler, şifalı, büyülü ve erotik özellikleri, dini ritüelleri yansıtıyor. Her bir parfüm birer uygarlık, farklı tarihlerde hüküm sürmüş imparatorlukların kokusal izleri.
Marc Antoine Corticchiato Fas’ta doğuyor. Buhur, amber ve balzamik notalar arasında gidip gelen dengenin mükemmelliğinin nereden kaynaklandığı çok açık değil mi? Sekiz yaşından beri binicilik yapan ve bu alanda birinci olan parfümör ayrıca profesyonel bir binici. Aromatik bitkilere ve kokulara çocukluğundan beri meraklı olan parfümör, bu alan olan ilgisinden dolayı kimyaya yöneliyor ve doktora eğitimi esnasında yeni bir teknik geliştiriyor. Bu teknik karbon-13 nükleer manyetik esasına dayanıyor ve aromatik maddelerin özünden farklı bir yönteme imza atmış oluyor. Ardından ISIPCA’da parfüm eğitimi aldıktan sonra kendi parfüm evini kuruyor.
İlk parfümü olan Eue de Gloire’i Napolyon’un şerefine tasarlıyor. Aromatik, taze notalar ve reçineler ile harmanlanan bu parfüm, ağır olmayan ama gene de oldukça kalıcı bir formülasyona sahip. Benim en sevdiğim ama kullanmaya bir türlü cesaret edemediğim Ambre Russe, Rusların son çarlarının ihtişamını ve görkemini yansıtıyor. Benim için en zor tarafı olan açılışını votka ve şampanya ile harmanlayan parfümör, amber notası ve daha nice yoğun nota ile onu dengeliyor. Üst notaların ardından yoğunlaşan parfümün gizemi kalbinden sonra başlıyor. Tarçın, deri, amber, tütsü ve hayvansal notaların hüküm sürdüğü bu yoğun parfüm, sıcak, tensel ve kesinlikle fark edilir ayrıca biraz da küstah. Osmanlı imparatorluğunun zevke ve lükse düşkün tarafını anlatan deri temalı Cuir Ottoman, kadife gibi pürüzsüz, hafif tatlı ve kesinlikle gerçek bir lüks. Çin imparatorlu için tasarladığı Osmanthus Interdite, Roma imparatorluğu için tasarladığı Equistrius ruh çağırma ve dini ritüel konusundan ilham alınarak tasarlanmış. Fougere Bengale parfümü ise Hint imparatorluğuna atıfta bulunuyor.
Bu kadar gücü kokusal olarak anlatmak büyüleyici ve kesinlikle orijinal. Marc Antoine Corticchiato niş sektörüne getirmiş olduğu bu farkındalık kesinlikle ilham verici ve çığır açıcı…
İsviçre’li parfümör Andy Tauer’in koleksiyonu La Déesse raflarında çoktan yer almışken, tasarımları ile Dünya’nın en iyi parfüm marklarından biri haline gelen Tauer markasının arkasında ki isim Andy Tauer ile birlikte röportaj yapmamak olmazdı. Blog yazarları ve parfüm severler tarafından sevilen ve eleştirilen Andy Tauer, artan ünü ve gelişen koleksiyonu ile gün geçtikçe başarısını katlıyor ve hayran kitlesini genişletiyor. Parfümör Andy Tauer ile gerçekleştirdiğimiz bu keyifli röportajda Tauer, bundan 10 yıl öncesine kadar parfüm tasarlama hakkındaki eylemlerini, o dönemde sektöre karşı ilgisizliğini, ilk parfümü Le Maroc pour elle’i yaratma hikayesini ve daha sonra koleksiyonunu geliştirmeye nasıl karar verdiğini ve daha da fazlasını anlatıyor.
O’nun için parfüm hayatı anlamak için bir araç….
Parfümün, Parfümörün özeli olduğunu düşünüyorum. Parfümörden bir parça. Aslında biz parfümörün hikayesini, anılarını ve duygularını giyiyoruz. Bu çok ilginç! Peki, bu durum parfümör için rahatsız edici değil mi? Ayrıca, parfüm ya da koklular sizin için ne ifade ediyor? I think that perfume is the Perfumer’s privacy. A part of Perfumer. In fact we are wearing the Perfumer’s stories, memories and feelings. This is so interesting. Well, isn’t this disturbing for perfumer and What does perfume or scents mean to you?
Sorunuz için teşekkür ederim. Parfüm ve kokuların farklı yönlerini açıklamak istiyorum çünkü yanlış bir inanışa sahip birçok çevrenin olduğunu düşünüyorum. Öncelikle, hepimiz (çoğunlukla) aldığımız birçok kokulu ürününün farkında olmalıyız. Bu ürünlerin büyük bir kısmı endüstriyel ürünler ve bu ürünlerde parfümörlerin anılarını ve duygularını bulma konusunda derin bir endişeye kapılmamıza gerek yok. Ayrıca benim durumumda: Parfümlerimi satışı amaçli sunuyorum. Özel olmuş olsa bile tasarladığım birçok kokuya sahibim. Bu durumda, başlangıçta hisler, duygular ve anılar olmasına rağmen yaratılış süreci oldukça sancılı bir süreçtir. Piyasada benim bir kokum varsa şayet o artık herkes icin bir ürün haline gelir. Ve artik endise etmem gereken seyler stok bulunurlugu, sise, kullandigim dogal hammaddeleri bulmak oluyor.
Sorunuza geri dönersek: Halka ilk defa bir koku sunduğum zaman muhtemelen benim için en zor anlardan biriydi. Bir tasarımcı olarak tasarladığınız şeye çok sıkı bir şekilde bağlı olmak zorundasınız. Çoğunlukla, tasarımınızı olabildiğince iyi şekilde paylaşmayı ve onu yaratma sürecini paylaşmaktan hoşlanıyorsunuz. Dış dünya ile yüzleşme oldukca zor. Bir formül üzerine yıllarca çalışıyorsun ve dış dünyadan bir kişi, bir tüketici olabilir, bir blog yazarı da olabilir, sizin tasarımınızı sevmiyor, belki özel bir notadan dolayı, belki onu takdir etmek için yeterli zaman harcamıyor, belki de başka nedenler var. Bu çok zor bir durum.
Bu durumla yasamayi öğrendiğimi hissediyorum. Bu eleştiriden tek kurtulmanın yolu onu artık okumamak..
Thank you for this question: It allows me to describe a lot of different aspects of perfumes and smelling. I feel that there are a lot of misconceptions around. First, I think, we should all be aware that (mostly) fragrances are product that you buy. Most of these products are actually industry fragrances and you do not have to worry deeply about finding much of a perfumer’s memories and feelings in there.
Also in my case: Perfumes are mostly products that I offer for sales. I have some scents that I created that a more private, though. Thus, although initially there were feelings and emotions and memories involved in a painful process of creation and testing: When I have a fragrance on the market, it also becomes a matter of production. It keeps me busy because I have to make sure that I have enough stock, I have to bottle it, ship it, communicate it, explain it. As my formulas are rather complex, involving a lot of naturals, many of my fragrances actually mean a logistics challenge these days.
But coming back to your question: the most difficult moment -for me- is probably when I present a fragrance for the first time to the public. Being a creator you are very tightly linked to your creation. Mostly, you love to share your creation, and - as good as you can- you also love to share the process of creating it. The hard moment comes when you face the outside world. You may have spent a year working on a formula, and a person in the outside world, be it a consumer, be it a blogger, dislikes your creation, maybe because of one particular note, maybe not taking enough time to appreciate it, maybe for other reasons. This is hard.
I feel that I have learned to live with it. One way of getting around this criticism is simply not reading it anymore.
—-
Çocukluğunza dair kokularla ilgili unutamadığınız herhangi bir anınız var mı?
Do you have any memories you couldn’t forget about smells in your childhood?
Sanıyorum ki hepimizin vardır. Ben çiftçileri ve yakınında ormanlara sahip, Ren nehrinin kıyısında, ülkenin kırsal bölgesinde yer alan bir ortaçağ köyünde doğdum. Yani domuzların kokusu, dar sokaklardaki soğuk, ıslak, yosunlu taşların kokusu, annemin kokusu…
Well, I guess we all do. Don’t we? I was born on the country side, in a little medieval village, at the border of the river Rhine, with farmers and forests nearby. So there you go…pigs, the smell of pigs, the smell of cold, wet, mossy stones in narrow alleys, the scent of my mother.
—-
Le Maroc Puor Elle ve L’air du Désert Marocain parfümlerini ele almak istiyorum. Bu parfümler Fas kültüründen izler taşıyor ve ayrıca koleksiyonunuzdaki iki favori parfümüm. Peki, neden Fas? Özel bir nedeni var mı?
I want to handle the Maroc Pour Elle and L’air du Désert Marocain. This perfume carries traces from Morocco’s culture and also my favorite perfumes in your collection. Well, why Morocco? Is there a special reason?
Evet, var. Le Maroc Pour Elle parfümünden önce, kendim, arkadaşlarım ve ailem için hobi olarak parfümler tasarlıyordum. Ben kendini eğitmiş bir parfüm tasarımcısıyım ve geriye dönersek, 10 yıl öncesine kadar, ben geçekten pazara bir ilgi duymuyordum. Kendi kitapevine sahip iyi bir arkadaşım var ve ayrıca orada bazı Fas'dan getirdigi urunleri satıyor. Biz güzel bir gece için akşam yemeğindeydik ve ben ona Fas’tan gül yağı absolütü, sedir ya da yasemin absolütü gibi bazı esansiyel yağlar ve absolütlar sundum. Fas gerçekten mükemmel doğal maddeler üretiyor. Sonunda bu hammaddelerden esinlenerek arkadaşım onun dükkanı için Fas fikrine uygun bir parfüm tasarlama fikrini bana sordu. Bunu oldukça ilginç buldum ve Le Maroc pour elle’i tasarladım. O’nu birkaç şişeye doldurduk, beyaz kutulara koyup birlikte satmaya başladık, daha dogrusu: “denedik. ama cok buyuk bir başarı yakalamadik”. Böylece daha unisex ikinci bir parfümü tasarlamaya karar verdim. Fas’ta bir otel odasında olma fikrinden esinlendim. Akşam yatakta yatarken, açık kapıdan sıcak bir çöl havası içeriye giriyor. Çöle yakın şehrin çarşısını, kadınların açık ateş üzerinde yemek pişirmesinden gelen dumanın kokusunu taşıyordu bu hava. Bu sıcak parfüm, kuru ve canlandırıcı oldu. L’air du déset Marocain birçok yönde oyunun kurallarini değiştirdi.
Yes, there is. Before Le Maroc pour elle, I was creating perfumes as a hobby for myself and friends and family. I am a self trained fragrance creator and back then, about 10 years ago, was not interested really in the “market”. I have a good friend who owns a bookstore, where he also sells some Moroccan craftsmanship. We had him over for dinner one fine night, and I presented some essential oils and absolutes from Morocco, like rose absolute, or cedar wood essential oil or jasmine absolute. Morocco is actually producing wonderful naturals…
So, at the end, my friend asked me to create a fragrance that is inspired by these raw materials, for his shop, fitting with the idea of Morocco. I found it an interesting experiment, created Le Maroc pour elle, put it into a few bottles and a little white box and together we started selling, or better said: “We tried. It was not a big success”. Thus, I decided to create a second fragrance, more unisex, inspired by the idea of being in a hotel in Morocco, laying in the bed in the evening, the door to the tease open, the warm desert air coming in, carrying the scent of a town close to the desert, with its souk and the smoke from the women cooking the food on open fires. It is a warm fragrance, dry and uplifting.
L’air du désert marocain changed the name of the game in a lot of ways.
—-
Parfümlerinizden bazıları eski zamanlar gibi kokuyor. Geçmişten izler var sanki. Tarih ile ilgileniyor musunuz?
Some of your perfumes smell like ancient times. There are traces of the past. Are you interested in History?
Bir ölçüde, evet. Ama benim parfümlerimde tarih ile ilgimin yansımasını bulamayacaksınız. Benim parfumlerim benim aynam gibi, dunyayi nasil gordugumun bir yansıması.
To some extent, yes. But I guess that you will not find my interest in history reflected in my fragrances. What you see in my fragrances is more a mirror, a reflection of how I see the world, in all its aspects, shapes and colors.
—-
Parfüm tasarladığınız zaman ilhamınızı nereden bulursunuz?
Where do you find your inspiration when you are creating your perfumes?
Daha once söylediğimi gibi: “ilham her yerde”… Bir arabanın egzozunda ilham bulabilirsiniz. Benzin, eter, yağlı, küllü havanın kokusu ve bu hayalinizin başlamasında bir itici güç olabilir. Bir fikre girmek için ben ilhamın “salıverme” meselesi olduğunu düşünüyorum, ve bekli de sadece deli olmak. Sıkça ilhamımı doğadan buluyorum ya da koşu sırasında düşünce ve ilhamın satırlarını keşfediyorum. Bu fikirlerin çoğu aslında fantezidir.
I think I once said: “Inspiration is everywhere”….You can find inspiration in a car’s exhaust, you smell the gasoline, the etheric, oily, ashy air, and it can kick start your imagination. I feel that inspiration is a matter of “letting go”, allowing an idea to enter, and be it just crazy.
Quite often, I find inspiration in nature, too. Or I find ideas and inspiring lines of thought during my jogging. Most of these ideas are just fantasy, but still: In one way or the other they might lead to another idea, one fine day.
—-
Bir parfümü tasarlamaya nasıl başlarsınız? Bir hikaye, parfüm notası? Parfüm tasarımınızın tamamlandığına ne zaman karar verirsiniz? How do you start creating a perfume? With a story or a note of perfume? When do you decide that your perfume creating is “complete”?
Kreasyon alsa tamamlanmaz. En azından benim için öyle. Ama bazı noktada yeterince iyi bir sonuç aldigimi dusunursem ya da cok yorulmuş olursam duruyorum.. Başlangıç için herhangi bir kural yoktur. Bazen, özel bir nota veya içerik, Afganistan’dan sınırlı sayıda üretilen bir gül yağının kokusu gibi.. Bu değerli ham madde süreç için bir itici bir güç oldu. Afganistan hakkında resim ve fikirleri anlamak için bu gül yağının kokusundan nihai bir parfüm sonuçlanmıştır. Ama bazen bir fikir, bir kavram ve birkaç kelime. Ve bazen özellikle notaların kendileri içindeki şanslı uyumu…Fark ediyorum: “Oh! İnanılmaz, bu parfüm için güzel bir arka plan veriyor” ve farkında olmadan yeni bir proje üzerine başlamış oluyorsunuz…
A creation is never complete. At least for me. But at some point it is sufficiently well done, or I am sufficiently tired of it. There is no rule for the start. Sometimes, it is a particular note or ingredient, like the rose oil that I got, in limited quantity, from Afghanistan. This precious raw material kick-started a process: From the scent of the rose oil, to pictures and ideas about Afghanistan, to the final perfume that resulted from this.
But sometimes, it is an idea, a concept, a line of a few words.
And sometimes, it is just a particular lucky strike of notes falling together in harmony, and I realize: Oh, wow, that might give a nice background for a fragrance, and without realizing, you start on a new project….
—-
Parfüm tasarlamaya başlamadan önce herhangi bir kaygı taşıyor musunuz? Do you have any concerns before you start creating perfume?
Hayır. Şanslıyım ki bu anlamda her şeyi ben yapıyorum ve patron benim. Ben bağımsızım ve kendi küçük bir şirketim var. Diğerlerinin aksine, hiçbir yatırımcım, pazarlama departmanım vb. yok.
No. Lucky me, all that I do is done in a context where I am the boss. I am independent and run my own little company. Contrary to most others , I have no investors, no marketing department etc.
—-
Parfümde kuralarla inanıyor musunuz? Cinsiyet ayrımı gibi… Do you believe in perfume rules? Like a gender differences..
Hayır. Tabi ki, bazi kokularin kadinlara daha uygun oldugu konusda yerlesmis bir algi var. Ama benim anlayisimda, kurallar yok, gerçekten. Kendiniz için deneyebilirsiniz: Erkek olarak gidin ve Chanel No:5’i deneyin, kadın olarak, gidin ve Dior’un Eau Sauvage’ı deneyin. Her iki yönüyle iyi bir iş olduğunu sonunda goreceksiniz.
No. Of course, there are scents that -based on our local cultural background- are associated and said to be scent directed towards women. But the way I understand perfumes, there are no rules, really. You can try it yourselves: Being a man, go out and try to wear Chanel 5, being a woman, go out there and try to wear Dior’s Eau Sauvage. You will eventually find out that both ways work nicely.
—-
Peki, parfüm kritiğine inanıyor musunuz? Well, Do you believe perfume criticism?
Karmaşık bir soru. Bu bağlamda “inanmak” ne anlama geliyor? Parfümün, sayısız blog yazarı, tumblrs ve twittercılar için bir konu haline geldiğini biliyorum. Orada bazı eleştirilerin yayarlı olduğuna inanıyorum, Gelişmek ve öğrenmek için bana imkan veriyor. Ama yine de, bu günlerde samimi olmak gerekirse artık eleştirmenleri takip etmiyorum. Eleştirilere acigim ama kim tarafindan elestirildigim benim icin onemli. Tabi ki özgür bir dünyada yaşıyorsuz ve herkes “ bunu beğendim ya da ben bunu sevmiyorum” demek veya yazma hakkına sahiptir. Ama biz tüm bu ifadeleri ciddiye almak zorunda değiliz. Herkesin bir fikri var. Bazıları eğitimli bir arka plana dayalı eleştirileri var, bazılarının ise yoktur. Ayrıca bir çok parfüm severin parfümleri çok ciddiye aldıklarını düşünüyorum (gülümseyerek…)
A complicated question. What means “believe” in this context? I know that perfume has become a topic for an uncounted number of bloggers and tumblrs and twitterers. I believe that some criticism is out there that is helpful, allowing me to grow and learn. But still, these days, mostly I do not follow the critics anymore, to be frank. I accept and appreciate criticism, by critics who know what they are talking about. Of course, we live in a free world and anyone is free to say and write “I like this but I do not like that”. But then, we are not forced to take all these statements seriously. Everybody has an opinion. Some are based on an educated background, some don’t. I also think that many perfume lovers take perfume much too seriously (smiling ….)
—-
Koleksiyonunuzdan favori parfümünüz hangisi? What is your favorite perfume in your collection?
Favorim yok.
I have no favorite.
—-
En çok kimin tasarımlarını beğeniyorsunuz? Parfümör olarak size ilham veren birisi var mı? Whose creations do you like the most? Is there someone who inspired you as a perfumer?
Vero Kern’in kreasyonlarını inanılmaz buluyorum. O çok zarif, profesyonel ve olağanüstü bir şekilde çalışır. Onun yarattıkları zekice, güzel birer yapıt. Parfümler söz konusu olduğunda ben oldukça açığım ve siz benim “beğeni” listemde Anteus by Chanel, Ten by Knize gibi ya da bazı eski Guerlain parfümlerini bulacaksınız.
Edmound Roudnitska gibi bir parfümörün benim için oldukça ilham verici olduğunu düşünüyorum. Onun parfümler hakkındaki oldukça ilham veren küçük bir kitabını buldum (LE PARFUM, from the Que sais-je series, out of print, ISBN 2 13 046057 7)
I find the creations of Vero Kern amazing. She works in a very elegant, professional, and outstanding way and her creations are intelligent and beautiful, and classical oeuvres. I am very open when it comes to perfume and you will find in my “like” list also fragrances like Anteus by Chanel, or Knize Ten, or some old Guerlains.
I think a perfumer like Edmond Roudnitska was inspiring for me, too. I found his little book about perfume very, very eye opening (LE PARFUM, from the Que sais-je series, out of print, ISBN 2 13 046057 7)
—-
İlk parfümünüz hangisi ve en iyi klasiğiniz? Which is your first perfume and your best classic?
Dış dünya için yaratılan ilk parfumum Le Maroc Pour Elle idi. En iyi (satış yapan) klasik parfüm ise L’air du désert Marocain. Yeni klasik ise PHI- une rose de Kandahar. Şu an stokta yok ve 2014’ün sonunda doğru dönmüş olacak.
The first perfume, created for an outside world, was Le Maroc pour elle. The best (selling) classic is the L’air du désert marocain, the newest classic is the fragrance PHI-une rose de Kandahar, that is out of stock right now and will be back towards the end of 2014.
Koyu, gölgeli ve karanlık bir yeşil: Orange Star by Andy Tauer
Orange Star, Andy Tauer koleksiyonundan dokuzuncu parfüm. Koyu yeşil ile amberin karanlık gücü arasında gidip gelen bir denge. Öyle ki güneşin yeşil, olgunlaşmamış citrus ağaçlarının üstündeki pırıltısına anında düşen bir gölge gibi mutlak bir karanlığa sürükleniyor parfüm. Karanlık bulutlar yeşili koyulaştırıyor, giderek karanlıklaşan hava gibi kokular da nemleniyor ve yoğunlaşıyor.
Yetenekli parfümör Andy Tauer beklenenden farklı bir parfüm tasarlayarak kuralların dışına çıkıyor. Tamamen parlak bir citrus döngüsünde gelişen bir parfüm beklentisine girdiğimiz zaman yanlışa düşüyoruz bu parfüm ile. Şöyle düşünün; Portakal ağaçlarının, mandalina ağaçlarının ve yeşilliğin bürüdüğü büyük bir alan giriyorsunuz. Burnunuza dolan portakal çiçeğinin, yaprağının, yeşil mandalina kabuğunun ve tüm otların taze kokusunu alıyorsunuz. Birden güneşin yerini karanlık bulutlar alıyor ve karanlık tüm ağaçların üzerine hakimiyetini kuruyor. Taze kokulara karışan karanlık havanın nemli kokusuna gecenin havası karışıyor. Parfümün bu kadar soyutlaştıran en büyük sebep notaların katmanları arasındaki dengeden kaynaklanıyor. Mandalina, portakal notaları ile parlak bir başlangıç yapan Orange Star, limon otu ve portakal çiçeği ile kalp notalarda nemleniyor. Ardından bu nemlilik amber, vanilya, tonka fasulyesi ile yoğunlaşıyor. Andy Tauer özellikle amberin altını çiziyor. Amber ile parfümün ana hatlarını ortaya çıkarmasını istemiş öncelikle ve tabi ki mandalinanın yeşil etkisini de ortadan kaldırmak istememiş. *Okoumal molekülünü bu amaç için kullanılacak en uygun molekül olduğuna karar veren Andy Tauer, molekülün üreticisi ünlü aroma ve esans devi Givaudan’ın kapsını çalmış.
Orange Star her mevsime uygun bir parfüm. Adına aldanıp sadece onu bir yaz kokusu olarak düşünmeyin. Gündüz, gece her anınıza eşlik etmeye hazır. Orange Star’ı kapalı, yağmurlu bir sonbahar gününde giymekten zevk alacağım. Ayrıca yaz akşamları tatlı bir esinti ile mükemmel bir uyum yakalayacak.
*Okoumal: Givaudan şirketinin üretmiş olduğu bu molekül makul dozlarda kullanıldığı zaman parfüme hacim, zenginlik ve sıcaklık verir. %0.5 ve %1 oranlarında kullanımı odunsu-amber etkisi yaratır. Okoumal, sedir türevi, paçuli yağı, sandal ağacı türevleri ( örn: Ebanol) ile birleştirilerek farklı kompozisyonlar yaratılabilir.
Kimlik Kartı:
İsmi: Orange Star
Parfüm Evi: Andy Tauer
Nerede Doğdu: İsviçre
Konsantre: Eau de Parfum
Kimler için yaratıldı: İronik parfüm zıtlıkları sevenler için yaratıldı. Farklı kompozisyonları sevenler bu parfümü kesinlikle denemeli.