Şarkıları edebiyatçı gözüyle inceleyeceğimiz Lirikalite* serimizin ilk bölümüne hoş geldiiiiik.
Her ne kadar bu bir Tame Impala şarkısı olsa da ben Rihanna versiyonunu incelemeyi tercih ettim çünkü kafamda incelemesini yapacağımız bir sürü Tame Impala şarkısı var; “hep de aynı kişiyi şeyapıyon” demeyin diye böyle aldatmacalı bir başlangıç yapmak istedim =D
Rihanna ismi Tame Impala’dan daha çok bilinen bir isim olduğundan (en azından son albüme, yani Deadbeat’e kadar) çoğu insan “Tame Impala, Currents isimli albümünde (2015) bir Rihanna şarkısını coverladı” zannediyordu ancak tam tersi, Rihanna “New Person, Same Old Mistakes” şarkısını altyapısına dahi dokunmadan alıp üzerine kendi vokallerini okumuş ve Anti isimli albümünde (2016) bu şarkıya yer vermişti. Dolayısıyla buna “cover” diyebilir miyiz pek emin değilim, vokal ve şarkının ismi dışında pek bir değişiklik / yorumlama yok şarkıda çünkü.
Gelelim konuyu çok da sıkıcılaştırmamaya çalışarak yapacağımız inceleme kısmına. Şimdi, öncelikle biz edebiyatçılar için bir eserde ne kadar çok çatışma türü varsa o eser o kadar makbuldür çünkü çatışmalar karakter dönüşümünü çok yönlü bir hale getirir ve genellikle karakteri çok daha derin bir biçimde değişitirir. Bazen upuzuuuun romanlarda bile yazar bize tek bir çatışma türü vermeyi başarabilir (örneğin, “insan insana karşı” veya “insan doğaya karşı” veya “insan topluma karşı” veya “insan kendisine karşı”) ama Kevin Parker yani Tame Impala, kısacık bir şarkıda bize birden fazla çatışma teması sunmayı başarıyor, yani bazen upuzun romanların bile yapamadığını yapıyor.
Şarkı sözlerinin sahibi hem kendi çevresiyle çatışıyor:
“I can just hear them now / “How could you let us down?” (Duyabiliyorum onları şimdi / "Bizi nasıl yüzüstü bırakabildin?”) - Çevresi tarafından onaylanmayan, uygun görülmeyen birisine ilgi duyuyor ya da onunla bir ilişki içerisinde.
“I know you don’t think it’s right / I know you think it’s fake / maybe fake’s what I like” (“Doğru olmadığını düşündüğünüzü biliyorum / Sahte olduğunu düşündüğünüzü biliyorum / belki de sahtelik benim sevdiğim şeydir.) - Yüksek ihtimalle çevresinin söylediği sözlere o da katılıyor, içinde bulunduğu durumun uygun olmadığının farkında ama kendisini bir şekilde devam etmek için ikna etmeye çalışıyor.
Hem kendisiyle çatışıyor:
“Feel like a brand new person / but you make the same ol' mistakes / Well, I don't care, I'm in love / stop before it's too late” (Yepyeni bir insan gibi hissediyorum / Ama eski hatalarını yapıyorsun / Umurumda değil, âşığım / Çok geç olmadan dur.) - Sürekli kendi kendine ikazda bulunuyor, sonra kendi iç sesine “umurumda değilsin” diye omuz silkiyor.
Hem de eserin kendisiyle çatışıyor çünkü köprü kısmına baktığımızda bir kabulleniş, başta söylediklerini inkar etme hali söz konusuyken, şarkının sonunda da hiç vazgeçmeyecekmiş gibi davrandığı o şeyden yavaş yavaş vazgeçmeye başlıyor.
Şimdi şarkının orijinal ismine bakalım: “New Person, Same Old Mistakes” yani “Yeni Bir İnsan, Aynı Eski Hatalar.” Kevin Parker’ın şarkının başından sonuna kadar tekrar eden bir melodi kullanması boşuna değil, bu melodi “aynı eski hatalar”ın sembolü aslında. Şarkıyı söyleyen kişi her ne kadar yepyeni bir insan gibi hissettiğini dile getirse de fondaki melodi “aynı tas aynı hamam” vurgusu yapıyor. Kevin’ın “aynı melodi” döngüsüyle alegorik olarak “aynı hayat” döngüsünü sembolize etmesi sadece bu şarkıya mahsus değil, ne zaman geçmişten, döngüleren bahsettiği bir parça üretse hep aynı yolu tercih ediyor.
Sonra bir anda dinlediğimiz şarkı bitmiş ve yeni bir şarkı başlamış gibi hissediyoruz çünkü en başından beri tekrar eden o melodi bir anda kayboluyor ve ton tamamen değişiyor (Şarkının üçüncü dakikası sularında.) Ardından devreye rahatsız edici, ilk duyuşta anlamsız gelebilecek, “bunun burda ne işi var” diyebileceğimiz bir ses giriyor. Bu ses bana hep “zamanın ileriye doğru akması” hissiyatı verir. Zaman akıyor, ileri sarıyor, o rahatsız edici sesten hemen sonra kendini tekrar eden o melodi yavaş yavaş geri dönüyor, yani hooop “aynı eski hatalar” döngüsü. Ne kadar kaçmaya çalışırsa çalışsın, hataları sembolize eden o melodi bir noktada - özellikle de zaman akıp gerçekleri su yüzüne çıkardıktan sonra - yine baş gösteriyor. Gerçeklerden kaçış yok.
Şarkının ilk kısmında (“yeni bir şarkıya mı geçti lan” hissini yaşadığımız kısımdan öncesinde) sık sık tekrar eden bir şarkı sözü, ikinci kısımda bir daha hiç söylenmiyor: “Umurumda değil, aşığım.” Nakarattaki çoğu söz aynı kalsa da bu “aşığım” bir anda kayboluyor şarkıdan, hiç dikkatinizi çekmiş miydi? Zaman ileri aktı, aynı hatalar tekrar edildi ve şarkıyı seslendireninimiz artık aşık değil yahut aşkını savunmaya değer görmüyor. Bu şarkı sözü şarkıdan şutlanırken yerine yeni bir söz geliyor: “Tek seçeneğim olduğunu düşünmekten vazgeç.” Yani artık gözdağı vermeler başlamış, belki blöf belki gerçek düşüncesi ama “aşığım”ın yerini “tek seçeneğim o değil” sözü almış.
Kevin Parker’ın sadece sözlerle değil, melodi ve enstrümanlarla da harika bir hikaye anlatıcısı olması sayesinde 6 buçuk dakikada “aşkın ilk heyecanı” ve “gerçeklerle yüzleşiş / vazgeçiş” içerikli bir roman okuyoruz sanki. Şarkı hem aşk şarkısı hem de ayrılık şarkısı, inanılmaz gerçekten. Başından sonuna tüm duyguları bize okutur gibi dinletiyor ve diyoruz ki “vay be, bir karakter nasıl da derin bir biçimde değişti ve dönüştü.” Bunu bir şarkıda yapmak, başarmak ne kadar zorsa Kevin Parker her defasında, her albümünde bu zoru o kadar kolay başarıyor.
Sonra Allah’ın Rihanna’sı bile bu dehaya karşı koyamıyor ve başyapıtı başkalaştırmaya kıymak yerine olduğu gibi cukkalayıp altına “Prodüktör: Tame Impala” yazmayı tercih ediyor. Bu aşk değil de ne be?
*Lirikalite ismi için tekrar teşekkürlerimiz @hitabet ❤︎
*Bu seriyi sevip sevmediğinizi ve yapıcı eleştirilerinizi bana bildirin lütfeeeen.