Bazı masalar
insanı biraz toparlıyor.

#dc comics#batman#dc#bruce wayne#dick grayson#tim drake#batfam#batfamily#dc fanart




seen from Malaysia

seen from Singapore

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from China

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
seen from China
seen from China
seen from United States
seen from Canada

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States
seen from China

seen from China
Bazı masalar
insanı biraz toparlıyor.
ZİYARETE GİDERKEN HEDİYE GÖTÜR
Şeyh Ebubekir Hadidi kuddise sirruhu şöyle buyurdu; Derviş bir kimse, dost ve kardeşlerinden birinin ziyaretne gitmiş olsa, en az olarak yanında bir somun ekmek götürmesi gerekir.
Bir şey alıp götürecek gücü yoksa, ona kıyamet gününün hediyesi olarak, gizlice dua etmelidir.
Zira böyle bir dua, götüreceği ekmekten daha zengin bir hediye olur.
(İmam-ı Şa'rani, El-Uhudu'l-Kübra; 523)
(Subhanallah, bunlar ne güzel edep ve adetler... ALLAH teala bize de bu güzel ahlakı nasip etsin.)
söküp atamadıklarımız
Bir masa örtüsü düşünün. Büyük bir masa örtüsü, hani geniş bir grup insan akşam yemeği yemek istemiş, bu örtüyü kullanmışlar.
Bu örtü çok fazla şey görmüş. Kahkahalar, gizli kaş göz işaretleri, masa altından çocuğuna çimdik atanlar, bardak altlığı kullanmayanlar, biri salataya uzanırken kaşığı titrettiği için örtüye damlayan sos...
Eh, tabii ki her yemeğin bir de sonu var. Akşam geceye dönmüşken bazıları memnun, bazıları değil, bazılarıysa hala salatayı düşünüyor. Biri ise tuvaleti kullanmak için izin almak üzere.
Misafirler uğurlanıyor.
Geriye aile kalıyor.
Biri örtüdeki tabakları mutfağa götürüyor. Biri bulaşıkları yıkamaya başlıyor. Biri ise masa örtüsünü içine katlıyor.
O sona kalan kişi balkona çıkıyor. Akşam olmuş, havada bir serinlik var. Rüzgar insanın yüzüne çarpıyor.
Örtüyü aşağıya sarkıtıp silkelemeye başlıyor. Bazı kırıntıların döküldüğünü göremese de hissediyor. Örtüyü tekrar toplayarak eline alıyor. Lekeler oldukları yerde duruyor. Çamaşır makinesine atıyor örtüyü.
Herkes işini bitiriyor. Biri makineden örtüyü çıkarıyor, asıyor, kurumaya bırakıyor.
Sabah oluyor.
Örtü kuru. Örtü lekesiz. Ama nedense, örtü kimseye temiz gelmiyor.
Tekrar silkeliyorlar balkonda. Tekrar yıkıyorlar, tekrar asıyorlar.
Nafile.
Hiçbir şekilde örtü eskisi gibi temiz değil.
Aile örtüyü atmayı düşünüyor. Ama kimsenin eli varmıyor.
Sonunda örtüyü katlayıp ait olduğu yere koyuyorlar.
Bir şeyler yanlış.
Bir şeyler doğru.
Herkesin içinde bir solucan kıvrılmakta.
“Örtüsüzlükten iyidir”, diye düşünüyorlar. Bu örtü, onların bir parçası olmuş durumda.
Silkeleseler de,
yıkasalar da,
çamaşır suyunda bekletseler de,
Örtü aynı örtü değil.
Ama vazgeçemiyorlar.
-
Bazı örtüleri... atamayız.
Bize belki de zarar verir bu. Belki de doğru olan düşünmeden çöpe atmaktır onları.
Ama biliriz ki her şeyin sonunda,
geriye sadece onlar kalacaktır.
Misafir gelince ben niye pijamalarımı değiştiriyom ya
Onlar da pijamalarıyla gelsin
Misafirliğe gidince;
Misafirlikte sorulan sorular;
-Okul nasıl gidiyor?
-Sınavına kaç gün kaldı?
-Ne olmak istiyorsun?
-Sayısalcı mısın sözelci mi?
-İş hayatı nasıl gidiyor?
Hep bi sıkıntılı sorular degil mi ya ?
Ne güzel tepsiler kaldı geçmişimde. Tabii o zamanlar insanların ekonomik durumları bu güzelim tepsileri almaya yetiyordu. Bayram denince aklıma gelen en net şeylerden biri olan bu baklava tepsileri artık geçmişimde kalan küçük bir hatıra oldu.
Çocukluğumda babam veya amcalarım ile birlikte bayramdan bir hafta öncesinden bir tepsi sipariş verilir arefe günü eve alınarak çocukların ve midesine düşkün aile üyelerinden itina ile saklanırdı. Yediğim ve tadı en güzel olan baklava bunlardı. Belki de o güzel bayram günlerinin tadıydı bu.
Aklımda kalan garip bir bilmece vardı eskiden. Neden evimize aldığımız daha güzeldi. Misafirliğe gittiğimiz evlerde bulunan bu tepsiler neden daha farklı geliyordu...
Belki de her ailenin tadı farklı siniyordu içine...
Bayram ziyaretlerinde ben :