o akşam, o kadar doluydum ki..
mutfaktaydım, tezgah mı topluyordum yoksa kafamı mı bilmiyorum. ezbere yaptığım art arda işleri yaparken duraksadım kafamı yere eğip, titremesine engel olamadığım ellerimi yasladım tezgahın kenarına. şuradaki bütün tabakları kırıp parçalayabilirdim, şu bardakları duvara fırlatabilirdim.beynimde oluşturduğum şu döngüyü eyleme dökmek çok basitti. tabi susturabilseydim içimi. anlamlandıramadığım ne kadar kurgu varsa başa sarıyorum, en baştan ve tekrar tekrar. yapamıyorum, o bardakları duvara fırlatamıyorum, şu tabakları yerle bir edemiyorum. bunların hiçbiri içimde yanıp kavrulan acıyı ne alevlendiriyor ne de söndürüyor. sonra diz çöküp izin veriyorum aylardır tuttuğum o göz yaşlarının akmasına. uzun zamandır bu kadar içten ağlamayışım, sanki ilk kez ağlıyormuşçasına dürtüyor. sesleri dinlemek istemiyorum. ne olduğunu bilmiyorum. halimi görenlere cevap vermek zorunda kalmam cabasıyken bağıra bağıra çocuk gibi ağlamaya devam eden benim. artık kendimi dahi tanıyamaz hale geldim. neydim ben, zarar ziyan mı? yoksa başlı başına bir hata mı? insanın kendine bile yabancı oluşu bu kadar canını yakar mı? ruhum bedenimden çekiliyorken kafamı kaldırıp nefes nefes izlediğim şu tavan boş boş baktığım her yer." birilerinin umudumu yitirmesine izin vermeyeceğim" dediğim, direndiğim şu günler yok artık içimde.biri bana bu acıyı anlamlamlandırsın. birileri benim çektiğim şu acıyı anlasın, ben artık tahammülsüzleştim.gözlerimi kapattığımda herşey geçsin, yalvarırım.
10 Temmuz 04.06