Ankara'ya dönüp, çocuklarının son emanetlerini toplayacaklardı.
İnfaz savcısı kendileriyle görüşecekti.
Gidip, asılma sonrası üzerlerindeki eşyaların doldurulduğu torbaları aldılar.
İnfaz Savcısı Hıdır İnan'la görüşmüş,
ona -Başın sağ olsun, bu kadar infazda bulundum,
bunca mert adam görmedim- demişti.
Bu arada Hüseyin'in üstünden çıkan 21 lira 95 kuruşu
babasına veriyordu. Ayrıca Hüseyin'in ölmeden kendisine
bir mektup bıraktığını söyleyip onu da verdi.
Hıdır İnan -Savcı Bey, demişti, Hüseyin'in bu güne gelmesi
onun mertliği sonucudur, mert yaşadı, mert öldü...
Bu vereceğiniz parayı almazdım ama, onu ölene kadar
saklayacağım için alıyorum...-
Savcı daha sonra Yusuf'un babasına, oğlunun asılma öncesinde,
kolundan çıkarılan Rigi marka saati ve 17 lira 50 kuruşu verdi.
Ayrıca Yusuf'un ölmeden yazdığı iki mektuptan, köyüne ve
akrabalarına olanını alıkoyup, babasına hitaben yazdığını Beşir Aslan'a verdi.
Beşir Aslan öbür mektubun da verilmesi için
çok ısrar etmiş, fakat mektup verilmemişti.
İdamlar sırasında tutulan -Ölüm İnfaz Zabıt Vakası-nda
-... Yusuf Aslan tarafından, daha önce babasına ve bütün
akrabalarına hitaben yazdığı iki adet mektup, savcı yardımcısı
Sami Uğur'a verildi ve bunların babasına her ikisinin de teslimi istendi...-
diye resmi kayıta geçmiş olmasına rağmen, -bütün akrabalarına-
hitaben yazdığı mektup hala yerine verilmemiştir.
Ölüm öncesi, bir insanın yazdığı veda mektubunun,
hangi kanun maddesince yasaklandığı belli değildir.
Bugün mahkemelerde mektupların suç delili bile sayılmadığı açıkken,
Yusuf son mektubuyla da suçlanmış, takibata uğramıştı.
Ölümünün hemen ertesinde yeni bir yargılanmadan geçiriliyordu...
Savcının mektubu -kesin olarak- veremeyeceğini
bildirmesi üzerine, Beşir Aslan ısrarından vazgeçti.
Yalnız bir kere okutup dinledi...
Yusuf bu son mektubunda köyüne ve akrabalarına veda
ederken, emperyalizme karşı sürdürülen mücadeleyi halkın
durumunu, sömürüyü anlatıyor, gelecek günlere olan
umudunu belirtiyor, faşizmi lanetliyordu...
Çırpınarak sabaha varmış bir gecenin karanlığı, aydınlıkla
çelinirken, Ankara'da sokağa çıkma yasağı da sonuçlanmıştı...
İnfaz haberi, ilk bültenlerle Ankara'da, bir uçtan bir uca Anadolu'ya yayıldı...
O gün 6 Mayıs'tı, Halkın -Hıdırellez- günü.
Toprağa tohum atılırdı Hıdırellez'de...
Halk inancında toprağın bereket vakti diye bilindiği bir gündü...
Darağacında Üç Fidan / Nihat Behram











