#Pazartesi gibi salı yapmışlar

seen from Australia
seen from United States
seen from China

seen from Vietnam
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Sweden
seen from France
seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Netherlands

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
#Pazartesi gibi salı yapmışlar
Sokak kedisi olmalıymışım meğer (bir dertleşme)
Bir pazartesi sabahıydı aslında tüm olan biten. Yorgun uyanmış yüzler, mutsuz bakışlarla zincirlerini takip ediyordu. Kimse kaldırımlar mı yoksa ruhlar mı daha gri diye düşünmemiş gibiydi bu şehirde. Hiçbir kelebeğin yolunun düşmediği, sokak kedilerinin dahi kravat taktığı günler yaşıyorduk. Endişe dolu bir bekleyiş hâkimdi, hiç birimiz ise neyi beklediğimizi bilemiyorduk. Birden bir fırtına patlayacak, sonbahardan kalma yapraklar, ciklet kâğıtları ve izmaritlerle birlikte yağmur giderlerine doluşacaktık. Caddeler yarılıp toprak fışkıracak, çocukların hiç ödevi kalmayacak, tüm isimler aynı isimsizliği paylaşacaktı.
Yani en azından aklımdan geçen buydu. Bu aralar en çok isimler ve pazartesiler üzerine düşünüyorum. Şeylere isim vermeyi Adem’e öğreten tanrının suçu olmalıydı bütün bu olanlar. Başka türlüsü olanaksız! Yoksa nasıl bütün günlerin adı pazartesi olabilirdi ki? Kimin aklına gelirdi?
Önce güneşin altında tembel tembel uyumayı öğrendik, sonra kâbus sözcüğü fısıldandı kulaklarımıza bir sabah ezanıyla. Bir daha asla, yaşamı ve ölümü öyle güzel kucaklayamayacaktık.
İsimler...
Endişeyle bekliyorduk bir pazartesi sabahı tüm isimleri yeryüzünden silip, bize özgürlüğümüzü geri verecek o fırtınayı. Nice gün geçti üzerinden. Kar başladığında uyuyup, sabah heyecanla pencereye koşulan sabahlar gibi bekledik. Kâbus dolu gecelerin sabahı, uzun can sıkıntılarının sonu gibi.
Doğduğumuz gün tutuşturulurken elimize bir isim, sonsuza dek lanetlenmiştik isimsizliğin hürriyetinden; bundan bazen, bilinmez sokaklarda kaybolma arzusu dolar ayaklarımıza.