Bugün her zaman ki gibi maroton bir hayata uyanmıştım ta ki, metroya binene kadar. Yine her zaman ki gibi tıklım tıklımdı. İnsanlar yaşadıkları zorluklarını, hayal kırıklıklarını ya da yorungunluklarını taşıyorlardı sırtlarında. Hepsinin ifadesi aynıydı, bir kişi hariç. Üstünde siyah bir palto ve polis üniforması vardı, gözleri yorgun bi ifadeyle değilde korkuyla bakıyordu. Orda ki onca insan basitleşmişti bi anda. Sadece o adamı izledim, ağzını kımıldatıp birşeyler söylüyordu ve en garibide tanıdık geliyordu ağzını kımıldatırken çıkan kelimeler. İlk başta kendi kendine konuşuyor sandım, unutmaması gereken şeyleri hatırlatıyor kendine herhalde dedim, taa ki kafasını hafif hafif bir aşağıya bir yukarıya kılmadatıp dudaklarıyla metronun içine nazik nazik üfleyene kadar. Sonra gözleriyle teker teker herkese baktı, ellerine baktım kımıldatmadı, ölen arkadaşlarına dokunurken yorulmuş galiba. Herkes kendi dertleriyle ya da dert olarak gördüğü şeylerle meşgulken, farkedemiyoruz onları, güzel yürekli insanları. O anda sarılasım geldi o adama, onlar bizim için gecelerini gündüzlerine katarken neden bu hainlik neden akan temiz kanlar?