Anlatacak o kadar çok şey varken düğüm düğüm olan boğazım susmaya mahkum ediyordu beni. İçimde amansız çığlıklar, kor acılar ve unutamadığım onca anı zihnimde tekrar nüksediyordu. İlmek ilmek işlenen silinmez izler ve sarılmayan onca çok yaram vardı ki..
Yapıştırdığım yara bantları durmayıp düşüyordu yaralarımdan. Saçlarını okşadığım içimdeki küçük kız çocuğunun gözyaşlarını dindirmeye yetmiyordu sevgim. Çünkü bilirdim ki sevmezdim kendimi. Nefret ederdim.
Kırıktı minik kalbi... Gözyaşlarıyla doluydu gözleri. Biri onu kurtarsın isterdi. Gözyaşlarını silsin ona sıkıca sarılsın isterdi. Öyle sıkı sarılsın ki hıçkıra hıçkıra ağlasın isterdi. Biri onun kahramanı olsun isterdi.
Sonra tükendi istekleri, bitti düşleri, yitirdi kurduğu hayalleri. Şimdilerdeyse ne kahraman ister ne de biri ona sarılsın isterdi. O yalnızlığı kabullenmiş, içindeki çocuğu kendi elleriyle öldürmüştü.
.

















